Cüzzamın sınıflandırılması, Ridley-Jopling ölçeği

Ridley-Jopling sınıflandırması, cüzam (Hansen hastalığı) vakalarını hastanın bağışıklık yanıtına göre gruplandıran ve dünya genelinde kabul gören beş basamaklı spektral bir sistemdir. Bu sistem; klinik bulgular, hücresel bağışıklık düzeyi, doku örneği incelemesi (histopatoloji) ve bakteri yoğunluğunu (bakteriyoloji) bir arada değerlendirir. Ridley-Jopling Spektrumu (Yüksek Bağışıklıktan Düşük Bağışıklığa) Hastalık, güçlü bir hücresel bağışıklıktan (TT), bağışıklığın hiç olmadığı ve … Devamını oku

Lepra tedavisi

Cüzam (Hansen hastalığı) tedavisi hakkında İngilizce sorduğunuz için güncel tedavi protokollerini ve detaylarını tekrar özetlemek isterim. Cüzam, çoklu ilaç tedavisi (MDT) ile tamamen iyileştirilebilen bir hastalıktır. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından önerilen standart tedavi planı, bakterinin yoğunluğuna göre iki ana gruba ayrılır: Cüzam Tedavi Protokolü Hastalık Türü Kullanılan İlaçlar Tedavi Süresi Paucibacillary (PB)(Daha az bakteri/lezyon) … Devamını oku

Nöromusküler blokaj yapan antibiyotikler

Nöromusküler blokaj (sinir-kas iletiminin engellenmesi) veya kas gevşeticilerin etkisini artırma potansiyeli en yüksek olan antibiyotik grupları şunlardır: 1. Aminoglikozidler (En Güçlü Etki); Bu grup, asetilkolin salınımını hem presinaptik (sinir ucunda) hem de postsinaptik (kas lifinde) düzeyde engelleyerek nöromusküler blokaja en sık yol açan antibiyotiklerdir. Neomisin (En güçlü blokaj yapanlardan biridir), Gentamisin, Tobramisin, Amikasin, Streptomisin 2. … Devamını oku

Atipik mikobakteri (tüberküloz dışı mikobakteri – NTM) enfeksiyonlarının tedavisi, etken olan bakterinin türüne, hastalığın tuttuğu organa ve şiddetine göre değişen en az 2-3 antibiyotiğin bir arada kullanıldığı uzun süreli (genellikle 12-18 ay) kombinasyon tedavilerini içerir.

Temel Tedavi Yaklaşımı Atipik mikobakteri (tüberküloz dışı mikobakteriler veya NTM) enfeksiyonlarının tedavisi, bu bakterilerin standart antibiyotiklerin birçoğuna karşı doğal olarak dirençli olması nedeniyle uzun süreli ve kombine ilaç kullanımını gerektirir. Tedavideki en kritik kural, bakterinin ilaçlara karşı direnç kazanmasını önlemek için asla tek bir antibiyotik kullanmamak ve her zaman en az 2 veya 3 farklı … Devamını oku

Amiodaron yer alır. Amiodaron (aynı zamanda yüksek doz PTU, propranolol ve glukokortikoidler) deiyodinaz aktivitesini baskılayarak T4’ün T3’e dönüşmesini engeller. Bu durum dokularda görece T3 eksikliğine ve hipofizin bunu TSH artışıyla kompanse etmeye çalışmasına yol açar.

Periferik Dönüşümün Bozulması ve TSH Değişikliği (YDUS Endokrinoloji) Soru:Hipotiroidi ve kronik atriyal fibrilasyon tanıları olan bir hastada levotiroksin tedavisi sürdürülürken, dirençli taşiaritmi nedeniyle tedaviye Amiodarone ekleniyor. Takipte hastanın serbest T4 düzeyinin hafif yükseldiği, serbest T3 düzeyinin düştüğü ve TSH’nın yükselme eğiliminde olduğu görülüyor. Amiodarone tedavisinin levotiroksin kinetiği üzerindeki bu etkisi, görseldeki hangi mekanizma ile doğrudan … Devamını oku

Fenitoin, Karbamazepin, Rifampin ve Fenobarbital gibi güçlü CYP enzim indükleyicileri, levotiroksinin karaciğerdeki yıkımını dramatik şekilde artırırlar. Bu ilaçlar tedaviye eklendiğinde hastanın tiroid hormonu ihtiyacı artar ve levotiroksin dozunun yukarı doğru revize edilmesi gerekir.

Enzim İndüksiyonu ve Doz İhtiyacı Artışı (YDUS İç Hastalıkları / Nöroloji) Soru:Levotiroksin tedavisi altında ötiroidik olan (TSH: 1.8 mIU/L) hipotiroidili bir hastaya, yeni gelişen fokal nöbetler nedeniyle Fenitoin tedavisi başlanıyor. Nöbetleri kontrol altına alınan hastanın 2 ay sonraki endokrinolojik takibinde TSH düzeyinin 11 mIU/L’ye yükseldiği saptanıyor. Bu hastada Fenitoin başlanması sonrası TSH düzeyinin yükselmesinin ve … Devamını oku

Kalsiyum karbonat, Alüminyum içeren antiasitler ve Demir tuzları gibi multivalent katyonlar gastrik lümende levotiroksine bağlanarak onun emilimini (absorbsiyonunu) belirgin şekilde azaltırlar. Klinikte stabil giden bir hipotiroidi hastasında aniden TSH yükselirse, altından genellikle bu tür bir emilim engelleyici ilaç/takviye etkileşimi çıkar ve LT4 dozunun artırılması veya ilaç saatlerinin ayrılması gerekir.

Emilim Etkileşimi ve TSH Yüksekliği (YDUS İç Hastalıkları / Geriatri) Soru:Primer hipotiroidi tanısıyla 5 yıldır stabil dozda 100 mcg/gün Levotiroksin sodyum kullanan ve TSH düzeyleri normal seyreden 62 yaşındaki kadın hastanın rutin kontrolünde TSH değeri 14 mIU/L (Yüksek), Serbest T4 düzeyi ise alt sınırda bulunuyor. Hasta ilacını her sabah aç karnına, düzenli aldığını belirtiyor. Özgeçmişi … Devamını oku

Sertralinin hipotalamo-hipofizer aksı uyararak santral yolla uygunsuz ADH salınımına yol açabilir.

İlaç İlişkili SIADH Patofizyolojisi (YDUS Geriatri / İç Hastalıkları) Soru:Büyük depresif bozukluk tanısıyla bir ay önce Sertralin (SSRI) başlanan 76 yaşındaki bir kadın hasta, halsizlik, konfüzyon ve uyuklama şikayetleriyle geriatri polikliniğine getiriliyor. Yapılan tetkiklerinde plazma sodyumu 122 mEq/L, plazma osmolalitesi 250 mOsm/kg (düşük), idrar osmolalitesi 450 mOsm/kg (uygunsuz şekilde yüksek) ve idrar sodyumu 45 mEq/L … Devamını oku

SIADH (Uygunsuz Antidiüretik Hormon Sendromu), vücutta ADH hormonunun gereğinden fazla salgılanması sonucu aşırı su tutulması ve kanda sodyum düşüklüğü (hiponatremi) yapan bir durumdur. SIADH tedavisinin (ister hipertonik salinle, ister vaptanlarla olsun) en kritik yan dal nüansı sodyumu yavaş düzeltmektir (24 saatte <8-10 mEq/L). Kronik hiponatremide beyin hücreleri osmotik denge için hücre dışına osmolit salar. Sodyum çok hızlı yükseltilirse, beyin hücreleri hızla büzüşür ve Santral Pontin Miyelinolizis (Osmotik Demiyelinizasyon) gelişir. Semptomlar genellikle düzeltmeden 2-6 gün sonra nörolojik yıkımla (disfaji, kuadripleji) ortaya çıkar.

SIADH Tedavisinde En Korkulan Komplikasyon (YDUS Yoğun Bakım / Nefroloji) Soru:SIADH tanısı alan ve serum sodyum düzeyi 112 mEq/L olan 65 yaşındaki kadın hastaya hipertonik salin (%3 NaCl) ve tolvaptan tedavisi başlanmıştır. Ancak tedavi takibinde serbest su diürezinin beklenenden çok daha hızlı gerçekleştiği ve serum sodyum konsantrasyonunun ilk 24 saatte 18 mEq/L birden yükseldiği tespit … Devamını oku

Tolvaptan, oral yolla kullanılan selektif bir V2 reseptör antagonistidir. Reseptörü bloke ederek su kanallarının (Aquaporin-2) açılmasını önler ve solüt kaybettirmeden saf su atılımı sağlar. (Not: Konivaptan ise IV yolla uygulanan kombine V1a/V2 antagonistidir).

Modern SIADH Tedavisi ve Hücresel Mekanizma (YDUS Endokrinoloji / Nefroloji) Soru:Küçük hücreli akciğer kanseri tanısıyla takip edilen ve dirençli övolemik hiponatremisi (Na: 118 mEq/L) saptanan SIADH’lı bir hastada, sıvı kısıtlamasına yanıt alınamamıştır. Bu hastanın tedavisinde böbrek toplayıcı kanallarındaki V2 reseptörlerini spesifik olarak bloke ederek, aquaporin-2 kanallarının apikal membrana veziküler translokasyonunu engelleyen ve serbest su diürezini … Devamını oku