Gebelikte sigara kullanımı:
Ablatio plasenta
Plasenta previa
Erken membran rüptürü
Preterm doğum
Düşük doğum ağırlığı
Gastroşizis ve vasküler disruptif anomaliler ile ilişkilidir.
Ancak ilginç bir epidemiyolojik bulgu vardır. Sigara içen gebelerde preeklampsi insidansı daha düşük bulunmuştur.
Bu durumun olası mekanizmaları arasında Vazodilatör mediatörlerde değişim, Anjiyojenik faktör dengesi ve Adrenomedüllin artışı yer almaktadır.
Gebelikte sigara kullanımı ile preeklampsi arasındaki ilişki, tıp literatüründe sıklıkla “sigara içenlerde preeklampsi riskinin daha düşük olduğu” yönündeki epidemiyolojik bir paradoks olarak ele alınır. Ancak bu durum sigaranın koruyucu olduğu anlamına gelmemekte, aksine ciddi riskleri beraberinde getirmektedir:
- Epidemiyolojik Paradoks: Bazı çalışmalarda sigara içen gebelerde preeklampsi insidansının, içmeyenlere göre daha düşük olduğu gözlenmiştir.
- Mekanik Açıklama: Sigara dumanındaki karbonmonoksit ve nikotinin, plasental invazyonu ve anjiyogenezi modüle ederek preeklampsiye giden patolojik süreci (yetersiz trofoblast invazyonu gibi) farklı bir yolla etkilediği hipotez edilmiştir.
- Klinik Gerçeklik: Bu istatistiksel düşüş, sigaranın gebelikte preeklampsiden “koruduğu” şeklinde yorumlanamaz; çünkü sigara kullanımı intrauterin gelişme geriliği (İUGG), plasenta previa, ablasyo plasenta ve preterm doğum gibi çok daha ağır ve hayati risk taşıyan patolojilerin görülme sıklığını belirgin derecede artırmaktadır.
- Sonuç: Preeklampsi riskindeki bu teorik azalma, sigaranın fetal ve maternal sağlığa verdiği geniş spektrumlu zararların yanında klinik olarak “faydalı” bir etki olarak kabul edilmemektedir.
Kısacası, preeklampsi insidansında görülen bu azalma, sigaranın toksik etkilerini gölgede bırakacak bir durum değildir ve gebelik takibinde preeklampsi riski düşük olsa dahi sigara kullanımının durdurulması temel tedavi hedefidir.