100 soruluk, zorluk derecesi yüksek ve her biri detaylı açıklamaya sahip bir Temel Tıp Bilimleri denemesini tek bir yanıta sığdırmak, açıklamaların kalitesinden ödün vermeyi gerektireceği ve sistemin yanıtı yarıda kesmesine yol açacağı için bu dev arşivi branş branş ilerleteceğiz.
Özellikle klinik entegrasyonu yüksek, modern TUS formatına uygun ve vaka kurgulu sorulara ağırlık verdim. İlk bölüm olan Anatomi, Fizyoloji, Histoloji ve Embriyoloji (Toplam 20 Soru) ile başlıyoruz.
Anatomi (10 Soru)
Soru 1: Sağ akciğer apekspinde yerleşimli bir tümörü (Pancoast tümörü) olan 55 yaşındaki erkek hastada sağ kolda uyuşma, sağ göz kapağında düşüklük ve sağ yüzde terleme kaybı saptanıyor. Bu hastada tümörün bası yaptığı anatomik yapılar aşağıdakilerin hangisinde birlikte verilmiştir?
A) N. phrenicus – Truncus superior
B) Ganglion stellatum – Truncus inferior
C) N. vagus – Fasciculus posterior
D) Ganglion cervicale superius – Truncus medius
E) N. laryngeus recurrens – Fasciculus medialis
Cevap: B
Açıklama: Pancoast tümörleri apex pulmonis yerleşimlidir. Göz kapağında düşüklük (ptozis) ve terleme kaybı (anhidrozis) Horner Sendromu bulgularıdır ve sempatik zincirin (özellikle ganglion stellatum) tutulumunu gösterir. Koldaki nörolojik bulgular ise plexus brachialis’in alt köklerinin (C8-T1 / truncus inferior) tümör tarafından invaze edildiğini işaret eder.Soru 2: Boyun bölgesine isabet eden delici alet yaralanması sonrası acil servise getirilen hastada, tek taraflı olarak midesinde asit salgısının azaldığı, barsak peristaltizminin yavaşladığı ve taşikardi geliştiği gözlemleniyor. Yaralanan sinirin kafa tasını terk ettiği foramen aşağıdakilerden hangisidir?
A) Foramen ovale
B) Foramen rotundum
C) Foramen jugulare
D) Canalis hypoglossi
E) Foramen magnum
Cevap: C
Açıklama: Hastadaki parasempatik denervasyon bulguları (mide asidi azalması, barsak yavaşlaması, taşikardi) N. vagus (CN X) lezyonuna işaret eder. N. vagus, N. glossopharyngeus ve N. accessorius ile birlikte foramen jugulare’den geçerek kafa tasını terk eder.Soru 3: Acil servise omuz çıkığı şüphesiyle başvuran hastanın muayenesinde omuzun dış konturunun silindiği (apolet belirtisi) ve kolun dış yüzeyinde duyu kaybı olduğu saptanıyor. Bu hastada yaralanma ihtimali en yüksek olan sinir, aşağıdaki kaslardan hangisini innerve eder?
A) M. supraspinatus
B) M. deltoideus
C) M. triceps brachii
D) M. coracobrachialis
E) M. subscapularis
Cevap: B
Açıklama: Omuzun öne-aşağı çıkıklarında en sık yaralanan sinir N. axillaris’tir. N. axillaris, M. deltoideus ve M. teres minor’u innerve eder. M. deltoideus felcinde omuz yuvarlaklığını kaybeder ve kolun dış-üst kısmında duyu kaybı görülür.Soru 4: Dirençli hipertansiyon tedavisi amacıyla glomus caroticum (karotis cisimciği) denervasyonu planlanan bir hastada, bu bölgedeki kemoreseptörlerden kalkan afferent uyarıları beyin sapına taşıyan sinir dalı aşağıdakilerden hangisidir?
A) N. laryngeus recurrens (N. vagus)
B) Ramus sinus carotici (N. glossopharyngeus)
C) N. laryngeus superior (N. vagus)
D) N. hypoglossus
E) N. accessorius
Cevap: B
Açıklama: Glomus caroticum (kemoreseptör) ve sinus caroticus (baroreseptör) yapılarına ait afferent duyuları taşıyan temel sinir, N. glossopharyngeus’un dalı olan Ramus sinus carotici’dir (Hering siniri).Soru 5: Koroner anjiyografi sırasında sol koroner arterin (LCA) tam tıkalı olduğu görülüyor. Bu hastada kalbin venöz drenajını sağlayan ve doğrudan sağ atriyuma açıldığı için sinus coronarius’a dökülmeyen ven aşağıdakilerden hangisidir?
A) V. cardiaca magna
B) V. cardiaca media
C) V. cardiaca parva
D) Vv. cardiacae anteriores
E) V. obliqua atrii sinistri (Marshall veni)
Cevap: D
Açıklama: Kalbin venöz kanının büyük kısmı sinus coronarius aracılığıyla sağ atriyuma dökülür. Ancak Vv. cardiacae anteriores (ön kardiyak venler) ve Vv. cardiacae minimae (Thebesian venleri) sinus coronarius’a uğramadan doğrudan kalp boşluklarına (ön kardiyak venler sağ atriyuma) açılır.Soru 6: Karın içi kanama nedeniyle acil laparotomiye alınan hastada, kanamayı kontrol etmek amacıyla foramen omentale (Winslow deliği) içerisine parmak sokularak Pringle manevrası yapılıyor. Cerrahın parmakları arasında sıkıştırdığı yapılar aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?
A) V. porta hepatis, A. hepatica propria, Ductus choledochus
B) V. cava inferior, A. hepatica communis, Ductus cysticus
C) V. mesenterica superior, A. mesenterica superior, Ductus pancreaticus
D) V. splenica, A. splenica, Ductus hepaticus communis
E) V. porta hepatis, A. gastrica sinistra, Ductus choledochus
Cevap: A
Açıklama: Pringle manevrasında foramen omentale’nin ön duvarını oluşturan Ligamentum hepatoduodenale sıkıştırılır. Bu bağın içinde “Portal Triad” bulunur: Vena porta hepatis (arkada), Arteria hepatica propria (önde-solda), Ductus choledochus (önde-sağda).Soru 7: Diz eklemine alınan şiddetli bir darbe sonrası “mutsuz üçlü” (unhappy triad) yaralanması geçiren sporcuda yırtılan yapılar aşağıdakilerden hangisidir?
A) Lig. cruciatum anterius – Lig. collaterale fibulare – Meniscus lateralis
B) Lig. cruciatum posterius – Lig. collaterale tibiale – Meniscus medialis
C) Lig. cruciatum anterius – Lig. collaterale tibiale – Meniscus medialis
D) Lig. cruciatum posterius – Lig. collaterale fibulare – Meniscus lateralis
E) Lig. patellae – Lig. collaterale tibiale – Meniscus medialis
Cevap: C
Açıklama: O’Donoghue’nun mutsuz üçlüsü (Unhappy Triad), dize lateralden gelen şiddetli travmalar sonucu oluşur ve Ligamentum cruciatum anterius (ÖÇB), Ligamentum collaterale tibiale (İç yan bağ) ve Meniscus medialis (İç menisküs) yırtıklarının bir arada görülmesidir.Soru 8: Yutkunma güçlüğü ve seste kabalaşma şikayetiyle başvuran hastanın MR görüntülemesinde Medulla oblongata’nın lateralinde enfarktüs saptanıyor (Wallenberg Sendromu). Bu sendromda tutulan ve yutma-konuşma fonksiyonlarını bozan kranial sinir çekirdeği aşağıdakilerden hangisidir?
A) Nucleus solitarius
B) Nucleus ambiguus
C) Nucleus dorsalis nervi vagi
D) Nucleus hypoglossus
E) Nucleus salivatorius inferior
Cevap: B
Açıklama: Lateral medüller sendromda (PICA tıkanıklığı) yutma güçlüğü (disfaji) ve ses kısıklığı, CN IX ve X’un motor çekirdeği olan Nucleus ambiguus’un iskemisine bağlı olarak gelişir.Soru 9: Femoral fıtık onarımı sırasında cerrahın fıtık kesesinin lateralinde korunmasına dikkat etmesi gereken yapı aşağıdakilerden hangisidir?
A) Ligamentum lacunare
B) Vena femoralis
C) Arteria femoralis
D) Nervus femoralis
E) Canalis adductorius
Cevap: B
Açıklama: Femoral halkadan (anulus femoralis) geçen fıtık kesesinin lateralinde Vena femoralis bulunur. Medialinde lig. lacunare, önünde lig. inguinale, arkasında ise pecten ossis pubis (lig. pectineum) yer alır.Soru 10: Sinüs cavernosus trombozu olan bir hastada, sinüsün dış yan duvarında seyretmediği halde, doğrudan sinüsün ortasından geçtiği için ilk ve en belirgin etkilenen kranial sinir hangisidir?
A) N. oculomotorius
B) N. trochlearis
C) N. abducens
D) N. ophthalmicus
E) N. maxillaris
Cevap: C
Açıklama: Sinus cavernosus’un ortasından (içinden) A. carotis interna ve N. abducens (CN VI) geçer. Bu nedenle kavernöz sinüs patolojilerinde ilk etkilenen ve lateral bakış kısıtlılığına yol açan sinir N. abducens’tir. Diğer seçeneklerdeki sinirler sinüsün dış yan duvarında (lateral duvar) seyreder.Fizyoloji (6 Soru)
Soru 11: Kalp kası hücrelerinde aksiyon potansiyelinin Faz 2 (Plato) aşamasında, hücre içi kalsiyum derişimini artırarak kasılmayı başlatan ve aynı zamanda refrakter periyodu uzatan temel mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?
A) L-tipi kalsiyum kanallarının açılması
B) T-tipi kalsiyum kanallarının açılması
C) Voltaj kapılı sodyum kanallarının inaktivasyonu
D) Yavaş potasyum kanallarının (hERG) kapanması
E) Sodyum-Kalsiyum değiştirici (NCX) pompasının tersine çalışması
Cevap: A
Açıklama: Ventrikül miyositlerinde aksiyon potansiyelinin uzun sürmesini sağlayan plato fazı, hücre dışından içeri doğru gerçekleşen kalsiyum akımı ile potasyum çıkışının dengelenmesiyle oluşur. Kalsiyum girişi esas olarak yavaş açılan ve uzun süre açık kalan L-tipi Ca²⁺ kanalları (Dihidropiridin reseptörleri) üzerinden olur.Soru 12: Egzersiz sırasında dokularda artan karbondioksit (CO₂) ve hidrojen (H⁺) iyonlarının, hemoglobinin oksijene olan afinitesini azaltarak oksijenin dokulara bırakılmasını kolaylaştırması fizyolojik olarak nasıl adlandırılır?
A) Haldane Etkisi
B) Bohr Etkisi
C) Hamburger Fenomeni (Klorür şifti)
D) Frank-Starling Yasası
E) Laplace Yasası
Cevap: B
Açıklama: Dokularda artan pCO₂ ve azalan pH’ın (artan H⁺) hemoglobinin O₂’ye ilgisini azaltması ve oksijen disosiyasyon eğrisini sağa kaydırması Bohr Etkisi’dir. Tam tersi, akciğerlerde oksijenin bağlanmasının CO₂’nin ayrılmasını kolaylaştırması ise Haldane Etkisi’dir.Soru 13: Aşağıdaki nefron segmentlerinin hangisinde gerçekleşen sodyum geri emilimi aldosteron hormonunun kontrolü altındadır?
A) Proksimal tübül kıvrımlı kısmı
B) Henle kulpunun inen ince kolu
C) Henle kulpunun çıkan kalın kolu
D) Distal tübülün erken kısmı
E) Distal tübülün son kısmı ve toplayıcı kanallar
Cevap: E
Açıklama: Aldosteron, nefronun son kısımları olan geç distal tübül ve kortikal toplayıcı kanallardaki “Esas (Principal) hücreler” üzerine etki ederek ENaC (Epitelyal Sodyum Kanalları) aracılığıyla sodyum geri emilimini ve potasyum atılımını artırır.Soru 14: Medulla spinalis’te ön boynuz motor nöronlarından çıkan aksonların kollateralleri tarafından uyarılan ve aynı motor nöronu inhibe ederek kas kasılmasının aşırıya kaçmasını engelleyen (negatif feedback) internöron aşağıdakilerden hangisidir?
A) Golgi tendon organı
B) Renshaw hücresi
C) Purkinje hücresi
D) Çıplak sinir uçları
E) Pacini cisimciği
Cevap: B
Açıklama: Renshaw hücreleri medulla spinalis ön boynuzunda bulunan inhibitör internöronlardır. Alfa motor nöronlardan aldıkları uyarıları glisin salgılayarak yine aynı motor nöronlara veya komşu nöronlara inhibitör olarak geri yollarlar (Rekürrent inhibisyon). Tetanoz toksini bu hücrelerden glisin salınımını bloke ederek spastik paraliziye yol açar.Soru 15: Pankreas beta hücrelerinden insülin salınımının tetiklenmesinde anahtar rol oynayan ve kan şekeri yükseldiğinde kapanarak hücre membranını depolarize eden iyon kanalı aşağıdakilerden hangisidir?
A) Voltaj kapılı kalsiyum kanalları
B) Ligand kapılı sodyum kanalları
C) ATP-duyarlı potasyum (K-ATP) kanalları
D) Sodyum-Glikoz ko-transporter (SGLT-2)
E) GLUT-2 taşıyıcıları
Cevap: C
Açıklama: Glikoz, GLUT-2 ile beta hücresine girip ATP üretildiğinde, artan ATP / ADP oranı hücre zarındaki ATP’ye duyarlı K⁺ kanallarının kapanmasına neden olur. Potasyum çıkışının durması hücreyi depolarize eder, voltaj kapılı Ca²⁺ kanalları açılır ve hücre içine giren kalsiyum insülin veziküllerinin ekzositozunu tetikler.Soru 16: Mide paryetal hücrelerinde asit (HCl) salgısını artıran en güçlü endojen parakrin uyaran aşağıdakilerden hangisidir?
A) Asetilkolin
B) Gastrin
C) Somatostatin
D) Histamin
E) Sekretin
Cevap: D
Açıklama: Midede asit salgısı temel olarak üç madde ile uyarılır: Asetilkolin, Gastrin ve Histamin. Gastrin ve asetilkolin doğrudan etkilerinin yanı sıra, asıl güçlü etkilerini Enterokromafin-benzeri (ECL) hücrelerden Histamin salgılatarak gösterirler. Histamin H2 reseptörlerine bağlanarak cAMP üzerinden çok güçlü asit sekresyonu başlatır.Histoloji (2 Soru)
Soru 17: Deri biyopsisinde epidermis tabakaları arasında hücrelerin birbirlerinden ayrıldığı (akantoliz) ve immünofloresan incelemede hücre membranları boyunca ağsı tarzda IgG birikimi (Pemfigus Vulgaris) saptanan bir hastada, otoantikorların saldırdığı hücreler arası bağlantı kompleksi aşağıdakilerden hangisidir?
A) Zonula occludens (Tight junction)
B) Zonula adherens
C) Macula adherens (Desmozom)
D) Hemidesmozom
E) Gap junction (Neksus)
Cevap: C
Açıklama: Pemfigus Vulgaris, epitel hücrelerini (keratinositleri) birbirine bağlayan Desmozomların (Macula adherens) yapıtaşı olan desmoglein proteinlerine karşı gelişen otoantikorlar nedeniyle oluşur. Bu bağlantı kopunca hücreler ayrışır (akantoliz) ve büller oluşur. (Hemidesmozomlara karşı antikor gelişimi ise Bülloz Pemfigoid yapar).Soru 18: İmmünolojik toleransın gelişiminde kritik rol oynayan ve histolojik olarak epiteliyoretiküler hücrelerin (Tip VI) keratinize olup eş merkezli tabakalar halinde dizilmesiyle oluşan “Hassall cisimcikleri” hangi lenfoid organın karakteristiğidir?
A) Lenf düğümü korteksi
B) Timus medullası
C) Dalak beyaz pulpası
D) Tonsilla palatina
E) Peyer plakları
Cevap: B
Açıklama: Hassall cisimcikleri (Corpuscula thymica), timus medullasına özgü histolojik yapılardır. Tip VI epiteliyoretiküler hücrelerin dejenere olup konsantrik (soğan zarı gibi) dizilmesiyle oluşurlar ve timusun histolojik tanısında en belirgin kriterdir.Embriyoloji (2 Soru)
Soru 19: Kardiyovasküler sistemin embriyolojik gelişiminde, sol 4. aortik arktan (pharyngeal arch) kaynaklanan anatomik yapı aşağıdakilerden hangisidir?
A) Truncus pulmonalis
B) Arteria carotis interna
C) Arcus aorta
D) Arteria subclavia dextra
E) Ductus arteriosus
Cevap: C
Açıklama: Faringeal (aortik) arklardan 4. ark asimetrik gelişir. Sol 4. aortik ark erişkindeki Arcus aorta’yı (sol karotis communis ile sol subklaviyen arası kısmını) oluştururken; sağ 4. aortik ark Arteria subclavia dextra’nın proksimal kısmını oluşturur. (6. ark duktus arteriosus ve pulmoner arterleri, 3. ark karotis internaları yapar).Soru 20: Fetal gelişim sırasında metanefrik mezenkim ile üreterik tomurcuk (ureteric bud) arasında karşılıklı bir indüksiyon gerçekleşir. Üreterik tomurcuğun dallanma anomalisi veya yokluğu durumunda aşağıdaki böbrek yapılarından hangisi gelişmez?
A) Glomerüler kapillerler
B) Bowman kapsülü
C) Proksimal kıvrımlı tübül
D) Henle kulpu
E) Toplayıcı kanallar
Cevap: E
Açıklama: Böbrek iki embriyolojik taslaktan gelişir. Metanefrik mezenkim (blastem) nefronları (Glomerül, Bowman kapsülü, Proksimal tübül, Henle kulpu, Distal tübül) oluştururken; Üreterik tomurcuk (ureteric bud) boşaltım sistemini (Toplayıcı kanallar, minör/majör kaliksler, pelvis renalis ve üreter) oluşturur.
Klinik vaka kurgularının ve metabolik entegrasyonun ön planda olduğu, modern TUS formatına uygun Biyokimya (20 Soru) bölümü ile devam ediyoruz.
Biyokimya (20 Soru)
Soru 21: Büyüme geriliği, nöbetler ve saçlarında kıvrılma (kinky hair) şikayetleriyle getirilen 1 yaşındaki erkek çocuğun fizik muayenesinde hipotoni ve nörolojik gerileme saptanıyor. Laboratuvar incelemelerinde serum seruloplazmin ve bakır düzeyleri düşük bulunuyor. Bu hastada klinik tablonun ortaya çıkmasına neden olan ve fonksiyonu bozulan bağ dokusu enzimi aşağıdakilerden hangisidir?
A) Prolil hidroksilaz
B) Lizil oksidaz
C) Kollajenaz
D) Elastaz
E) Glukoziltransferaz
Cevap: B
Açıklama: Vaka, ATP7A gen mutasyonuna bağlı gelişen ve bağırsaklardan bakır emiliminin bozulduğu Menkes Hastalığı‘nı tarif etmektedir. Bakır, kollajen ve elastin liflerinin çapraz bağlanmasını (cross-linking) sağlayan Lizil oksidaz enziminin kofaktörüdür. Bu enzimin eksikliği bağ dokusu zayıflığına ve damar anomalilerine yol açar.Soru 22: Bir enzimatik reaksiyona eklenen yeni bir ilacın, enzimin substrata olan ilgisini (afinitesini) değiştirmediği, ancak reaksiyonun ulaşabileceği maksimum hızı (Vmax) düşürdüğü gözlemleniyor. Lineweaver-Burk grafiğinde bu inhibitörün varlığında aşağıdakilerden hangisi beklenir?
A) x-eksenini kestiği noktanın orijine yaklaşması
B) x-eksenini kestiği noktanın değişmemesi
C) y-eksenini kestiği noktanın orijine yaklaşması
D) y-eksenini kestiği noktanın değişmemesi
E) Eğimin (slope) azalması
Cevap: B
Açıklama: Tarif edilen durum Non-kompetitif (yarışmasız) inhibisyondur. Bu inhibisyonda inhibitör enzimin aktif bölgesine değil, başka bir bölgesine (allosterik) bağlanır. Substrata afinite (Km) değişmez, ancak Vmax azalır. Lineweaver-Burk grafiğinde x-eksenini kestiği nokta (-1/Km) değişmezken, y-eksenini kestiği nokta (1/Vmax) yukarı kayar.Soru 23: Tokluk durumunda karaciğerde glikoliz hızlanır. Glikolizin hız kısıtlayıcı enzimi olan Fosfofruktokinaz-1’i (PFK-1) allosterik olarak en güçlü şekilde aktive eden metabolit aşağıdakilerden hangisidir?
A) Fruktoz 1,6-bisfosfat
B) ATP
C) Sitrat
D) Fruktoz 2,6-bisfosfat
E) Glukagon
Cevap: D
Açıklama: Karaciğerde insülin/glukagon oranı arttığında (tokluk), PFK-2 enzimi defosforile olarak aktifleşir ve Fruktoz 2,6-bisfosfat sentezler. Fruktoz 2,6-bisfosfat, glikolizin en önemli düzenleyici enzimi olan PFK-1’in en güçlü allosterik aktivatörüdür.Soru 24: Wernicke-Korsakoff sendromu düşünülen kronik alkolik bir hastada, santral sinir sisteminde enerji üretiminin bozulmasına yol açan tiamin (Vitamin B1) eksikliği saptanıyor. Aşağıdaki enzimlerden hangisinin aktivitesinde tiamin eksikliğine bağlı bir azalma beklenmez?
A) Pirüvat dehidrogenaz
B) Alfa-ketoglutarat dehidrogenaz
C) Dallı zincirli ketoasit dehidrogenaz
D) Transketolaz
E) Süksinat dehidrogenaz
Cevap: E
Açıklama: Tiamin pirofosfat (TPP), dekarboksilasyon reaksiyonlarında kofaktör olarak görev yapar. A, B, C ve D seçeneklerindeki enzimler TPP’ye ihtiyaç duyar. Ancak TCA döngüsünde görevli olan Süksinat dehidrogenaz, kofaktör olarak FAD (Vitamin B2 / Riboflavin) kullanır.Soru 25: Kilo vermek amacıyla internetten aldığı dinitrofenol (DNP) içeren bir zayıflama hapı kullanan hastada aşırı terleme, hipertermi ve taşikardi gelişerek hasta acil servise getiriliyor. DNP’nin hücresel düzeyde etki mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?
A) ATP sentaz (Kompleks V) enzimini inhibe etmek
B) Mitokondri iç zarının protonlara geçirgenliğini artırarak oksidatif fosforilasyonu ayırmak (uncoupling)
C) Kompleks IV’te sitokrom c oksidazı bloke etmek
D) NADH dehidrogenaz (Kompleks I) aktivitesini durdurmak
E) Glikolizde pirüvat kinaz enzimini aktive etmek
Cevap: B
Açıklama: DNP ve termogenin (UCP-1) gibi ayırıcı (uncoupler) ajanlar, mitokondri iç zarının proton (H⁺) geçirgenliğini artırarak proton gradiyentini yıkar. Elektron transfer zinciri çalışmaya devam eder (oksijen tüketimi artar), ancak ATP sentezlenemez. Üretilen enerji ısı olarak açığa çıkar (hipertermi).Soru 26: Altı aylık kız bebek; beslenme güçlüğü, kas zayıflığı ve solunum sıkıntısı şikayetleriyle getiriliyor. Ekokardiyografide masif kardiyomegali saptanıyor. Kas biyopsisinde lizozomlar içinde aşırı glikojen birikimi görülüyor. Bu hastada eksik olan enzim aşağıdakilerden hangisidir?
A) Glikojen fosforilaz
B) Glukoz 6-fosfataz
C) Asit maltaz (Lizozomal alfa-1,4-glukozidaz)
D) Dal yıkıcı enzim (Debranching enzyme)
E) Dal yapıcı enzim (Branching enzyme)
Cevap: C
Açıklama: Glikojen depo hastalığı Tip II (Pompe Hastalığı), lizozomal bir enzim olan asit maltaz eksikliği sonucu gelişir. Glikojen lizozomlarda birikir. Masif kardiyomegali, hipotoni ve erken ölüm klasik bulgularıdır. Glikoz seviyeleri genellikle normaldir çünkü sitoplazmik glikojenoliz sağlamdır.Soru 27: Sıtma profilaksisi için primakin kullanan 25 yaşındaki erkek hastada birkaç gün sonra koyu renkli idrar, sarılık ve halsizlik gelişiyor. Periferik yaymasında “ısırılmış hücreler” (bite cells) ve Heinz cisimcikleri izleniyor. Bu hastada eksikliği düşünülen enzimin normal fizyolojik görevi hangi molekülü üretmektir?
A) NADH
B) NADPH
C) FADH2
D) ATP
E) GTP
Cevap: B
Açıklama: Tablo, Glukoz 6-fosfat dehidrogenaz (G6PD) eksikliğine bağlı oksidatif hemolitik anemiyi tarif etmektedir. G6PD, Pentoz Fosfat Yolu’nun hız kısıtlayıcı enzimidir ve NADPH üretir. NADPH, eritrositleri oksidatif strese karşı koruyan glutatyonun indirgenmiş formda tutulması için şarttır.Soru 28: Meyve püresi ve bal eklenmiş mamaya geçildikten sonra kusma, hipoglisemi, sarılık ve hepatomegali atakları yaşayan 6 aylık bebekte en olası tanı ve eksik enzim aşağıdakilerden hangisidir?
A) Klasik galaktozemi – Galaktoz 1-fosfat üridiltransferaz
B) Esansiyel fruktozüri – Fruktokinaz
C) Herediter fruktoz intoleransı – Aldolaz B
D) Von Gierke hastalığı – Glukoz 6-fosfataz
E) Kalsik galaktozemi – Galaktokinaz
Cevap: C
Açıklama: Diyetle fruktoz (meyve, sükroz, bal) alındıktan sonra ağır hipoglisemi ve karaciğer yetmezliği bulguları Herediter fruktoz intoleransı için tipiktir ve Aldolaz B eksikliğine bağlıdır. Hücre içinde fruktoz 1-fosfat birikir, inorganik fosfat (Pi) tükenir, bu da glikojenoliz ve glukoneogenezi durdurarak hipoglisemiye neden olur.Soru 29: Uzamış açlık sonrası komaya giren 2 yaşındaki çocuğun kan tahlilinde derin hipoglisemi saptanırken, idrarda ve kanda keton cisimlerine rastlanmıyor (hipoketotik hipoglisemi). Bu hastada en olası defekt hangi metabolik yoldadır?
A) Yağ asitlerinin beta-oksidasyonu
B) Glikojenoliz
C) Glikoliz
D) Glukoneogenez
E) Pentoz fosfat yolu
Cevap: A
Açıklama: Açlık anında kan şekerini korumak için glukoneogenez gerekir, glukoneogenez için gerekli enerji ise yağ asitlerinin beta-oksidasyonundan sağlanır. Beta-oksidasyon defektlerinde (örneğin MCAD eksikliği), karaciğer enerji üretemez ve keton cisimleri yapamaz; sonuçta hipoketotik hipoglisemi gelişir.Soru 30: Ailesel hiperkolesterolemi tanısı alan ve tendon ksantomları bulunan hastada, LDL reseptörlerine bağlanarak plazmadan kolesterolden zengin lipoproteinlerin temizlenmesini sağlayan apolipoprotein aşağıdakilerden hangisidir?
A) Apo A-I
B) Apo B-48
C) Apo B-100
D) Apo C-II
E) Apo E
Cevap: C
Açıklama: Karaciğerin LDL partiküllerini dolaşımdan uzaklaştırmasını sağlayan LDL reseptörünün (Apo B/E reseptörü) temel ligandı Apo B-100‘dür. Apo B-100 sadece VLDL, IDL ve LDL’de bulunur. Apo E de bu reseptöre bağlanır ancak LDL üzerinde Apo E bulunmaz.Soru 31: Üre döngüsü defekti şüphesiyle incelenen hastada kanda amonyak düzeyi çok yüksek (hiperamonyemi) saptanıyor. İdrar analizinde ise orotik asit atılımının masif olarak arttığı görülüyor. Bu bulgularla en uyumlu enzim eksikliği aşağıdakilerden hangisidir?
A) Karbamoil fosfat sentetaz I (CPS I)
B) Ornitin transkarbamilaz (OTC)
C) Arjininosüksinat sentetaz
D) Arjinaz
E) N-asetilglutamat sentaz (NAGS)
Cevap: B
Açıklama: Ornitin transkarbamilaz (OTC) eksikliği, X’e bağlı resesif geçişli en sık görülen üre döngüsü defektidir. Mitokondride biriken karbamoil fosfat sitoplazmaya sızar ve pirimidin sentez yoluna girerek idrarda orotik asit artışına neden olur. CPS-I eksikliğinde de hiperamonyemi görülür ancak orotik asit artmaz.Soru 32: Yenidoğan taramasında fenilketonüri saptanan bir bebek, fenilalaninden kısıtlı diyete rağmen ilerleyici nörolojik bulgular (hipotoni, nöbetler) sergilemektedir. Ayrıca prolaktin seviyelerinin yüksek olduğu belirleniyor. Bu atipik (malign) fenilketonüri tablosunun nedeni hangi kofaktörün sentez defektidir?
A) Tetrahidrofolat
B) Tetrahidrobiyopterin (BH4)
C) Piridoksal fosfat (Vitamin B6)
D) S-adenozilmetiyonin (SAM)
E) Tiamin pirofosfat
Cevap: B
Açıklama: Fenilalanin hidroksilazın yanı sıra, tirozin hidroksilaz (dopamin sentezi) ve triptofan hidroksilaz (serotonin sentezi) enzimleri de kofaktör olarak Tetrahidrobiyopterin (BH4) kullanır. BH4 eksikliğinde diyetle fenilalanin düzeltilse bile, dopamin ve serotonin sentezlenemediği için ağır nörolojik bulgular devam eder. Dopamin eksikliği prolaktin artışına yol açar.Soru 33: Kendini ısırma, dudaklarını koparma (self-mutilasyon) ve motor gerilik şikayetleriyle getirilen erkek çocukta serum ürik asit seviyesi belirgin olarak yüksek saptanıyor. Bu sendromda pürin yıkım ürünlerinin artmasına yol açan temel mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?
A) Pürin de novo sentezinin azalması
B) Adenozin deaminaz (ADA) eksikliği
C) Kurtarma (salvage) yolunun çalışmaması nedeniyle PRPP birikimi ve de novo pürin sentezinin artması
D) Ksantin oksidaz aktivitesinin artması
E) Böbreklerden ürik asit atılımının bozulması
Cevap: C
Açıklama: Lesch-Nyhan sendromunda HGPRT enzim eksikliği vardır. Pürin kurtarma (salvage) yolu çalışmadığı için pürinler yıkılarak ürik aside dönüşür. Aynı zamanda kullanılmayan PRPP (fosforibozil pirofosfat) hücrede birikir ve de novo pürin sentezini aşırı uyararak ürik asit üretimini daha da katlar.Soru 34: Megaloblastik anemi tablosuyla başvuran bir hastada, folat eksikliği ile Vitamin B12 eksikliğini laboratuvar olarak birbirinden ayırt etmek için serumda hangi metabolitin düzeyine bakılmalıdır?
A) Homosistein
B) Metilmalonik asit
C) Metiyonin
D) S-adenozilmetiyonin
E) Tetrahidrofolat
Cevap: B
Açıklama: Hem B12 hem de folat eksikliğinde pürin/pirimidin sentezi bozulduğu için megaloblastik anemi gelişir ve her ikisinde de serum homosistein seviyesi artar. Ancak metilmalonil-CoA’nın süksinil-CoA’ya dönüşümü sadece Vitamin B12’ye (adenozilkobalamin) bağımlıdır. Bu nedenle metilmalonik asit yüksekliği sadece B12 eksikliğinde görülür.Soru 35: Oral antikoagülan olan Warfarin kullanan bir hastada, pıhtılaşma faktörlerinin (II, VII, IX, X) aktivitesini yitirmesinin moleküler biyokimyasal temeli aşağıdakilerden hangisidir?
A) Faktörlerin karaciğerde sentezinin durması
B) Faktörlerin proteazoma giderek yıkılması
C) Faktörlerin yapısındaki glutamat rezidülerinin gama-karboksilasyona uğrayamaması
D) Faktörlerin kalsiyuma olan ilgisinin artması
E) Faktörlerin yapısındaki lizin kalıntılarının metillenmesi
Cevap: C
Açıklama: Pıhtılaşma faktörlerinin (2, 7, 9, 10 ve Protein C/S) aktifleşmesi için yapılarındaki glutamik asit rezidülerinin Vitamin K bağımlı bir karboksilaz ile gama-karboksiglutamata dönüşmesi gerekir. Bu reaksiyon sayesinde faktörler kalsiyumu bağlar. Warfarin, epoksit redüktazı inhibe ederek aktif Vitamin K’yı tüketir ve bu karboksilasyon işlemini durdurur.Soru 36: Kolera toksininin bağırsak epitel hücrelerinde masif sıvı ve elektrolit sekresyonuna (pirinç suyu ishal) yol açan hücresel mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?
A) Gq proteinini inhibe ederek hücre içi kalsiyumu düşürmesi
B) Gi proteininin alfa alt birimini ADP-ribozilasyona uğratarak sürekli aktif kılması
C) Gs proteininin alfa alt birimini ADP-ribozilasyona uğratarak GTPaz aktivitesini bozması ve adenilat siklazı sürekli aktif tutması
D) Klor kanallarını (CFTR) doğrudan bloke etmesi
E) Fosfodiesteraz enzimini aktive ederek cAMP’yi yıkması
Cevap: C
Açıklama: Kolera toksini, stimülatör G proteininin (Gs) alfa alt birimini ADP-riboziller. Bu modifikasyon, Gs-alfa’nın GTPaz aktivitesini bozar ve kendini kapatmasını engeller. Sürekli aktif kalan Gs, Adenilat siklazı sürekli uyarır; aşırı artan cAMP, klor (CFTR) kanallarını açarak lümene masif su ve iyon kaçışına neden olur.Soru 37: Hücrelerin yaşlanmasını geciktiren ve kanser hücrelerinde aşırı aktif olarak hücrenin ölümsüzleşmesini (immortalizasyon) sağlayan telomeraz enziminin katalitik aktivitesi aşağıdakilerden hangisidir?
A) DNA bağımlı DNA polimeraz
B) RNA bağımlı DNA polimeraz
C) RNA bağımlı RNA polimeraz
D) DNA bağımlı RNA polimeraz
E) Ribozim (Katalitik RNA)
Cevap: B
Açıklama: Telomeraz, kromozom uçlarındaki (telomerler) DNA dizilerini uzatan özel bir enzimdir. Kendi bünyesinde taşıdığı RNA kalıbını kullanarak DNA sentezlediği için fonksiyonel olarak bir RNA bağımlı DNA polimerazdır (Ters transkriptaz aktivitesi).Soru 38: Zehirli bir mantar türü olan Amanita phalloides yiyen bir kişide karaciğer yetmezliği gelişiyor. Bu mantarın içerdiği alfa-amanitin toksini, hücre içinde ağırlıklı olarak hangi süreci bloke ederek hücre ölümüne neden olur?
A) DNA replikasyonunda DNA Polimeraz III
B) mRNA sentezinde RNA Polimeraz II
C) Ribozomlarda peptidil transferaz
D) Mitokondride ATP sentaz
E) rRNA sentezinde RNA Polimeraz I
Cevap: B
Açıklama: Alfa-amanitin (ölüm şapkası mantarı toksini), ökaryotik hücrelerde mRNA (mesajcı RNA) sentezini gerçekleştiren RNA Polimeraz II enzimine son derece spesifik ve geri dönüşümsüz olarak bağlanarak transkripsiyonu durdurur.Soru 39: Akut batın tablosunu taklit eden şiddetli karın ağrısı atakları, psikiyatrik semptomlar ve idrarın ışıkta bekleyince koyulaşması şikayetleriyle başvuran hastada fotosensitivite (ışık duyarlılığı) izlenmiyor. Akut İntermittant Porfiri tanısı alan bu hastada eksik olan enzim aşağıdakilerden hangisidir?
A) ALA sentaz
B) Üroporfirinojen III kosentaz
C) Porfobilinojen deaminaz (Hidroksimetilbilan sentaz)
D) Ferroşelataz
E) Üroporfirinojen dekarboksilaz
Cevap: C
Açıklama: Akut İntermittant Porfiri (AİP), Porfobilinojen deaminaz enziminin eksikliğinde gelişir. ALA ve porfobilinojen birikir, nörotoksik etkilerle karın ağrısı ve nörolojik/psikiyatrik bulgular yapar. Halka yapısı henüz oluşmadığı için (porfirinler sentezlenmediğinden) fotosensitivite görülmez.Soru 40: Sağlıklı bir insanda uzamış açlık durumunda (örneğin 3. gün), beynin glikoz ihtiyacını azaltarak yaşamın sürdürülmesini sağlayan keton cisimleri karaciğerde hangi öncül molekülden sentezlenir?
A) Asetil-CoA
B) Gliserol
C) Oksaloasetat
D) Laktat
E) Propiyonil-CoA
Cevap: A
Açıklama: Uzamış açlıkta yağ dokusundan mobilize olan yağ asitleri karaciğerde beta-oksidasyonla yoğun miktarda Asetil-CoA‘ya yıkılır. TCA döngüsü yavaşladığı için Asetil-CoA’lar birleşerek keton cisimlerine (Asetoasetat, Beta-hidroksibütirat) dönüşür ve beynin temel yakıtı haline gelir.
Modern TUS formatına birebir uyumlu, klinik entegrasyonu yüksek ve vaka üzerinden temel mekanizmaların sorgulandığı Mikrobiyoloji (20 Soru) bölümüyle devam ediyoruz.
Mikrobiyoloji (20 Soru)
Soru 41: İki günlük yenidoğanda ateş, emme güçlüğü ve nöbet tablosu gelişiyor. Alınan beyin omurilik sıvısı (BOS) örneğinin Gram boyamasında hücre içi ve hücre dışı yerleşimli, sporsuz, Gram-pozitif çomaklar görülüyor. Etkenin oda ısısında takla atma (tumbling) hareketi yaptığı ve kanlı agarda dar bir beta-hemoliz zonu oluşturduğu saptanıyor. Bu bakterinin konak hücreler arasında antikorlardan korunarak yayılmasını sağlayan temel virülans faktörü aşağıdakilerden hangisidir?
A) Kapsül polisakkariti
B) Protein A
C) Aktin polimerizasyonu (Aktin roketleri)
D) M proteini
E) IgA proteaz
Cevap: C
Açıklama: Vaka, yenidoğan menenjiti etkenlerinden Listeria monocytogenes‘i tarif etmektedir. Listeria, fagozomdan sitoplazmaya kaçtıktan sonra ActA proteini sayesinde konak hücresinin aktin flamanlarını polimerize eder (“aktin roketleri” veya “kuyruklu yıldız” görünümü). Bu sayede hücre zarına doğru itilir ve komşu hücreye geçerek hümöral bağışıklıktan (antikorlardan) korunur.Soru 42: Sarılık, halsizlik ve sağ üst kadran ağrısı şikayetleriyle başvuran 30 yaşındaki hastanın hepatit serolojisinde HBsAg (-), Anti-HBs (-), HBeAg (-) ve Anti-HBe (-) bulunuyor. Hastanın akut Hepatit B “pencere döneminde” (window period) olup olmadığını doğrulamak için bakılması gereken en uygun serolojik belirteç aşağıdakilerden hangisidir?
A) HBV DNA
B) Anti-HBc IgG
C) Anti-HBc IgM
D) Anti-HAV IgM
E) HDV Ag
Cevap: C
Açıklama: Akut Hepatit B enfeksiyonunda HBsAg’nin kandan kaybolduğu ancak henüz koruyucu Anti-HBs’nin tespit edilebilir düzeye ulaşmadığı döneme “pencere dönemi” denir. Bu dönemde hastanın akut enfeksiyon geçirdiğini gösteren tek pozitif serolojik belirteç Anti-HBc IgM‘dir.Soru 43: Mağara araştırmacısı (speleolog) olan bir hastada ateş, öksürük ve akciğer grafisinde hiler lenfadenopati ile birlikte kalsifiye granülomlar saptanıyor. Balgam örneğinden yapılan yaymada, makrofajların içerisinde çok sayıda küçük maya hücreleri görülüyor. Bu hastadaki en olası etken aşağıdakilerden hangisidir?
A) Coccidioides immitis
B) Histoplasma capsulatum
C) Blastomyces dermatitidis
D) Cryptococcus neoformans
E) Aspergillus fumigatus
Cevap: B
Açıklama: Yarasa ve kuş dışkısıyla kirlenmiş mağara veya toprak teması (speleolog/çiftçi), akciğerde tüberkülozu taklit eden granülomatöz yapı ve makrofaj içi (intrasellüler) yerleşimli küçük mayalar Histoplasma capsulatum‘un klasik triadıdır.Soru 44: Afrika seyahatinden dönen ve dirençli ateş, bilinç bulanıklığı, şiddetli anemi tablosuyla başvuran hastanın periferik kan yaymasında, eritrositlerin içinde “taşlı yüzük” (ring form) şeklinde trofozoitler ve hücre dışında muz/hilal şeklinde gametositler görülüyor. Bu parazitin enfekte ettiği eritrositleri damar endoteline yapıştırarak (sitoadherens) mikrovasküler tıkanıklıklara (örn. serebral sıtma) yol açmasını sağlayan yüzey proteini hangisidir?
A) Merozoit yüzey proteini 1 (MSP-1)
B) Duffy antijeni
C) PfEMP1 (Plasmodium falciparum erythrocyte membrane protein 1)
D) Glikoforin A
E) Kinetoplast
Cevap: C
Açıklama: Vaka en ölümcül sıtma etkeni olan Plasmodium falciparum‘a aittir (hilal şeklinde gametosit). P. falciparum, enfekte eritrositlerin yüzeyinde PfEMP1 proteinini ifade eder. Bu protein, damar endotelindeki reseptörlere (ICAM-1, CD36) bağlanarak eritrositlerin kapillerlerde kümelenmesine (rozetleşme) ve beyin, böbrek gibi organlarda iskemiye neden olur.Soru 45: Tekrarlayan Staphylococcus aureus ve Aspergillus apseleri nedeniyle incelenen 4 yaşındaki erkek çocuğun laboratuvar testlerinde; lökosit sayısı ve nötrofil kemotaksisi normal bulunuyor ancak Dihidrorodamin (DHR) akım sitometri testinde nötrofillerde floresan ışıma gözlenmiyor. Bu hastada patogenezden sorumlu enzim eksikliği aşağıdakilerden hangisidir?
A) Miyeloperoksidaz
B) NADPH oksidaz
C) Glukoz 6-fosfat dehidrogenaz
D) Süperoksit dismutaz
E) Lizozim
Cevap: B
Açıklama: Katalaz pozitif mikroorganizmalarla (Staf, Aspergillus, Burkholderia, Serratia, Nocardia) tekrarlayan enfeksiyonlar ve negatif DHR (veya NBT) testi Kronik Granülomatöz Hastalık (CGD) için tipiktir. Bu hastalıkta fagositoz sonrası solunumsal patlamayı (respiratory burst) sağlayan NADPH oksidaz enzimi eksiktir; dolayısıyla mikropları öldürecek reaktif oksijen radikalleri (Süperoksit) üretilemez.Soru 46: Boğaz ağrısı ve yutkunma güçlüğü şikayetiyle başvuran aşılanmamış çocuğun tonsillaları üzerinde gri-beyaz, kanamalı psödomembranlar saptanıyor. Kültürde Corynebacterium diphtheriae izole ediliyor. Difteri toksini ile birebir aynı moleküler mekanizmayı (Elongasyon Faktörü-2’nin ADP-ribozilasyonu) kullanarak protein sentezini durduran toksin, aşağıdaki bakterilerden hangisi tarafından üretilir?
A) Shigella dysenteriae (Shiga toksin)
B) Pseudomonas aeruginosa (Ekzotoksin A)
C) Vibrio cholerae (Kolera toksini)
D) Bordetella pertussis (Boğmaca toksini)
E) Clostridium tetani (Tetanospazmin)
Cevap: B
Açıklama: Difteri toksini, hücre içinde Elongasyon Faktörü-2’yi (EF-2) ADP-ribozilleyerek inaktif hale getirir ve protein sentezini durdurur. Pseudomonas aeruginosa‘nın ürettiği Ekzotoksin A da aynı hedefe, aynı mekanizmayla etki eder. Shiga toksin ise 60S ribozomalt ünitesini (28S rRNA’yı) keserek protein sentezini durdurur.Soru 47: Yeni tanı almış bir HIV hastasının tedavisinde, virüsün konak hücresine girişini (entry) engellemek amacıyla bir kemokin reseptör antagonisti (Maraviroc) başlanması planlanıyor. Bu ilacın makrofaj-tropik (R5) HIV suşlarının hücreye girmesini engellemek için bağlandığı konak reseptörü aşağıdakilerden hangisidir?
A) CD4
B) CXCR4
C) CCR5
D) gp120
E) gp41
Cevap: C
Açıklama: HIV’in yüzey glikoproteini gp120, T hücreleri ve makrofajlara girebilmek için önce ana reseptör olan CD4’e, ardından bir ko-reseptöre (CCR5 veya CXCR4) bağlanmalıdır. Maraviroc, konak hücrelerindeki CCR5 ko-reseptörüne bağlanarak virüsün hücreye girişini bloke eden spesifik bir inhibitördür.Soru 48: Acil servise diyabetik ketoasidoz tablosunda getirilen hastanın fizik muayenesinde sağ göz çevresinde şişlik, yüz ağrısı ve sert damakta siyah renkli eskar saptanıyor. Bu nekrotik dokudan alınan biyopsinin histopatolojik incelemesinde aşağıdaki morfolojik görünümlerden hangisinin saptanması en olasıdır?
A) 45 derece dar açıyla dallanan, septalı hifler
B) 90 derece dik açıyla dallanan, geniş, septasız hifler
C) Pseüdo hifler ve tomurcuklanan mayalar
D) Kalın kapsüllü, tomurcuklanan mayalar
E) Sferüller içinde endosporlar
Cevap: B
Açıklama: Diyabetik ketoasidoz veya nötropenik hastalarda rinoserebral enfeksiyon ve sert damakta/burunda siyah eskar lezyonu Mukormikoz (Rhizopus, Mucor) enfeksiyonu için patognomoniktir. Mantar damar duvarını invaze ederek tromboz ve nekroz yapar. Mikroskobisinde geniş (kurdele gibi), septasız ve dik (90 derece) açıyla dallanan hifler görülür. (Aspergillus 45 derece dar açılı ve septalıdır).Soru 49: Güneydoğu Asya’da yaşarken çiğ tatlı su balığı tükettiği öğrenilen 50 yaşındaki hastada tıkanma sarılığı ve sağ üst kadran ağrısı gelişiyor. Görüntülemelerde safra yollarında genişleme ve kolanjiokarsinom ile uyumlu kitle saptanıyor. Dışkı incelemesinde operkulumlu yumurtalar görülüyor. Bu klinik tabloya neden olan parazit aşağıdakilerden hangisidir?
A) Fasciola hepatica
B) Clonorchis sinensis
C) Schistosoma haematobium
D) Paragonimus westermani
E) Diphyllobothrium latum
Cevap: B
Açıklama: Çiğ tatlı su balığı tüketimi ile bulaşan, safra yollarına yerleşen ve kronik inflamasyon sonucu kolanjiokarsinom (safra yolu kanseri) riskini ciddi şekilde artıran trematod Clonorchis sinensis (Çin karaciğer kelebeği)’tir. (Fasciola hepatica da safra yollarına yerleşir ancak su teresi ile bulaşır ve kanser riski yapmaz).Soru 50: Boğaz enfeksiyonu geçirdikten iki hafta sonra çay rengi idrar, periorbital ödem ve hipertansiyon tablosuyla getirilen çocukta Akut Poststreptokokal Glomerülonefrit (APSGN) tanısı konuluyor. Böbrek biyopsisinde glomerüler bazal membranda granüler IgG ve C3 birikimi görülüyor. Bu tablonun gelişiminden sorumlu olan immünolojik mekanizma (Aşırı duyarlılık reaksiyonu) hangisidir?
A) Tip I (IgE aracılı anafilaktik)
B) Tip II (Antikor aracılı sitotoksik)
C) Tip III (İmmün kompleks aracılı)
D) Tip IV (Hücresel, gecikmiş tip)
E) Tip V (Antikor aracılı stimülatör)
Cevap: C
Açıklama: Poststreptokokal glomerülonefrit, enfeksiyon sırasında dolaşımda oluşan antijen-antikor komplekslerinin böbrek glomerüllerinde birikmesi ve kompleman sistemini aktive etmesi sonucu oluşur. Bu mekanizma Tip III (İmmün kompleks) aşırı duyarlılık reaksiyonudur.Soru 51: Ağrılı genital ülser ve tek taraflı akıntılı inguinal lenfadenopati (bubo) ile başvuran genç erkek hastanın ülser tabanından alınan sürüntünün Gram boyamasında, Gram-negatif kokobasillerin “balık sürüsü” (school of fish) şeklinde dizildiği görülüyor. En olası etken aşağıdakilerden hangisidir?
A) Treponema pallidum
B) Haemophilus ducreyi
C) Chlamydia trachomatis (L1-L3)
D) Klebsiella granulomatis
E) Neisseria gonorrhoeae
Cevap: B
Açıklama: Genital ülser ayırıcı tanısında ağrı kritik bir bulgudur. Sifiliz (T. pallidum) ve Lenfogranüloma Venereum (C. trachomatis) ülserleri ağrısızdır. Ağrılı ülser, akıntılı lenfadenopati ve Gram boyamada “balık sürüsü” (school of fish) manzarası Şankroid etkeni olan Haemophilus ducreyi için spesifiktir.Soru 52: Ateş, burun akıntısı, havlamaya benzer (barking) öksürük ve inspiratuar stridor ile acile getirilen 2 yaşındaki çocuğun boyun radyografisinde subglottik daralma (kalem ucu arazı – steeple sign) görülüyor. Viral krup (Laringotrakeobronşit) tablosuna en sık yol açan virüs ailesi ve bu virüsün konak hücreye girişinde kullandığı temel zarf proteini eşleştirmelerinden hangisi doğrudur?
A) Orthomyxoviridae – Hemaglutinin (HA)
B) Paramyxoviridae – Hemaglutinin-Nöraminidaz (HN)
C) Picornaviridae – VP1
D) Adenoviridae – Penton fiber
E) Coronaviridae – Spike (S) protein
Cevap: B
Açıklama: Viral krup tablosunun en sık etkeni Parainfluenza virüsüdür. Bu virüs zarflı, negatif sarmal RNA’lı Paramyxoviridae ailesine aittir. Yüzeyinde hem hücreye tutunmayı sağlayan hem de serbestleşmeyi yöneten kombine Hemaglutinin-Nöraminidaz (HN) glikoproteini ile virüsün hücre zarıyla kaynaşmasını sağlayan F (Fusion) proteini bulunur.Soru 53: Hastanenin merkezi havalandırma sisteminin bakımı sırasında çalışan bir işçide konfüzyon, ishal, rölatif bradikardi, hiponatremi ve atipik pnömoni tablosu gelişiyor. Hastadan alınan balgam numunesi standart kanlı veya Eozin Metilen Mavisi (EMB) agarda üremezken, demir ve L-sistein eklenmiş BCYE (Buffered Charcoal Yeast Extract) agarda üreme gösteriyor. Bu hastadaki enfeksiyonun en olası etkeni aşağıdakilerden hangisidir?
A) Mycoplasma pneumoniae
B) Chlamydophila pneumoniae
C) Legionella pneumophila
D) Coxiella burnetii
E) Pseudomonas aeruginosa
Cevap: C
Açıklama: Klimalar, su kuleleri (aerosolizasyon), atipik pnömoni + gastrointestinal semptomlar (ishal) + nörolojik semptomlar (konfüzyon) + hiponatremi kliniği Legionella pneumophila için klasiktir. Standart kültürlerde üremez; üremesi için ortama mutlaka L-sistein ve demir eklenmiş BCYE besiyeri gereklidir.Soru 54: Bahçıvan olarak çalışan 45 yaşındaki kadın, eline gül dikeni batmasından birkaç hafta sonra diken batan yerde başlayan ve önkol boyunca lenfatik damarların seyri üzerinde ardışık olarak dizilen nodüler ve ülseratif lezyonlar ile başvuruyor. Biyopside puro şeklinde (cigar-shaped) mayalar saptanıyor. Bu hastalığın tedavisinde tarihsel olarak potasyum iyodür kullanılan ve günümüzde itrakonazol ile tedavi edilen etken hangisidir?
A) Coccidioides immitis
B) Fonsecaea pedrosoi
C) Sporothrix schenckii
D) Trichophyton rubrum
E) Madurella mycetomatis
Cevap: C
Açıklama: Gül dikeni (rose gardener’s disease), odun kıymığı gibi travmalarla deriye inoküle olan, ardından lenfatik drenaj boyunca nodüller oluşturan dimorfik mantar Sporothrix schenckii‘dir. Doku (maya) formunda pleomorfik, sıklıkla puro şeklinde izlenir.Soru 55: Görme bulanıklığı ve şiddetli göz ağrısı ile başvuran hastanın anamnezinden kontakt lenslerini musluk suyuyla yıkadığı ve lensle havuza girdiği öğreniliyor. Kornea kazıntısının özel boyamasında trofozoitler ve kistik yapılar saptanıyor. Bu keratitin etkeni aşağıdakilerden hangisidir?
A) Naegleria fowleri
B) Toxoplasma gondii
C) Acanthamoeba spp.
D) Onchocerca volvulus
E) Loa loa
Cevap: C
Açıklama: Kontakt lens kullanıcılarında steril olmayan su (musluk suyu, havuz) teması sonrasında gelişen şiddetli, ağrılı granülomatöz keratiti yapan serbest yaşayan amip Acanthamoeba‘dır. (Naegleria fowleri de serbest yaşar ancak primer amibik meningoensefalit yapar, göz tutulumu tipik değildir).Soru 56: Astım öyküsü olan 40 yaşındaki erkek hastada eozinofili, sinüzit, akciğer infiltrasyonları ve bacaklarda mononöritis multipleks gelişiyor. Biyopside ekstravasküler eozinofilik granülomlar saptanan bu hastanın (Eozinofilik Granülomatöz Polianjiit / Churg-Strauss Sendromu) serolojik incelemesinde p-ANCA (perinükleer antinötrofil sitoplazmik antikor) pozitifliği saptanıyor. P-ANCA’nın nötrofillerde hedef aldığı temel antijen aşağıdakilerden hangisidir?
A) Proteinaz-3 (PR3)
B) Miyeloperoksidaz (MPO)
C) Tip IV Kollajen
D) Çift sarmallı DNA (dsDNA)
E) Sentromer
Cevap: B
Açıklama: Küçük damar vaskülitlerinden olan Churg-Strauss ve Mikroskopik polianjiit vakalarında sıklıkla p-ANCA pozitiftir. p-ANCA’nın hedef antijeni nötrofil granüllerinde bulunan Miyeloperoksidaz (MPO) enzimidir. (c-ANCA ise Granülomatöz Polianjiit – Wegener’de pozitiftir ve hedefi Proteinaz-3’tür).Soru 57: Tavşan avına katılan bir avcıda, av dönüşü elinde ağrılı bir ülser ve aynı taraf koltuk altında (aksiller) ağrılı, şişmiş lenf düğümleri gelişiyor. Gram boyamada çok zor boyanan, pleomorfik Gram-negatif kokobasil izole ediliyor. Üremesi için tıpkı Legionella ve Brucella gibi sisteince zengin besiyerine ihtiyaç duyan bu yüksek derecede enfeksiyöz (Biyoterör ajanı) zoonotik bakteri hangisidir?
A) Yersinia pestis
B) Francisella tularensis
C) Bacillus anthracis
D) Brucella melitensis
E) Pasteurella multocida
Cevap: B
Açıklama: Tavşan, kene veya hasta hayvan derisinin yüzülmesi ile bulaşan, tipik “ülseroglandüler” (ülser + bölgesel lenfadenopati) form ile seyreden ve üremesi için sisteince zengin ortam gerektiren etken Tularemi hastalığının etkeni olan Francisella tularensis‘tir.Soru 58: Başıboş bir köpek tarafından ısırılan ve profilaksi almayan çocukta aylar sonra su içme korkusu (hidrofobi), kas spazmları, ajitasyon ve koma gelişerek ölüm gerçekleşiyor. Otopside beyin dokusunda Purkinje hücreleri ve hipokampal nöronların sitoplazmasında “Negri cisimcikleri” saptanıyor. Kuduz virüsünün ısırık bölgesinden Merkezi Sinir Sistemine (MSS) ulaşmasını sağlayan hücresel taşıma mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?
A) Kinezin motor proteini ile anterograd aksonal taşıma
B) Dinein motor proteini ile retrograd aksonal taşıma
C) Makrofajlar içinde “Truva Atı” mekanizmasıyla hematojen yayılım
D) Lenfatik kanallar üzerinden dural sinüslere geçiş
E) BOS (Beyin Omurilik Sıvısı) sirkülasyonu ile pasif difüzyon
Cevap: B
Açıklama: Kuduz virüsü (Rabies), kas dokusunda asetilkolin reseptörlerine bağlanarak nöron içine girer. Periferik sinirlerden santral sinir sistemine doğru retrograd (geriye doğru) aksonal taşıma yoluyla ilerler. Bu taşıma işleminde nöron içi mikrotübüller üzerinde eksi uca doğru hareket eden Dinein motor proteini görev alır.Soru 59: Az pişmiş tavuk eti yedikten sonra kanlı, mukuslu ishal başlayan hastada bu tablodan 2 hafta sonra bacaklardan başlayıp yukarı doğru tırmanan asimetrik, flask paralizi (Guillain-Barré Sendromu) gelişiyor. Kültürde martı kanadı (seagull) şeklinde, mikroaerofilik, Gram-negatif basiller türüyor. Bu hastada nörolojik komplikasyonun gelişmesine neden olan moleküler benzerlik (mimicry) bakterinin hangi yapısı ile periferik sinir miyelini arasındadır?
A) Peptidoglikan tabakası
B) Kapsül polisakkaritleri
C) Lipooligosakkarit (LOS)
D) Flagellin proteini
E) Tip III Sekresyon Sistemi (TTSS)
Cevap: C
Açıklama: Kanlı ishal sonrası gelişen Guillain-Barré Sendromu (GBS) en sık Campylobacter jejuni enfeksiyonu ile ilişkilidir. Bakterinin dış zarında bulunan Lipooligosakkarit (LOS) yapısı, insan periferik sinirlerinin miyelin kılıfındaki gangliyozitlere (özellikle GM1) yapısal olarak çok benzer (moleküler mimicry). Bu LOS’a karşı oluşan antikorlar çapraz reaksiyonla sinir kılıfına saldırır ve demiyelinizasyon yapar.Soru 60: Streptococcus pneumoniae, Haemophilus influenzae tip b ve Neisseria meningitidis bakterilerinin ortak patojenik özellikleri olan ve onları dalak disfonksiyonu (aspleni) olan hastalarda en korkulan enfeksiyon etkenleri haline getiren ana virülans faktörü aşağıdakilerden hangisidir?
A) IgA proteaz salgılamaları
B) Ekzotoksin salınımı
C) Polisakkarit kapsüle sahip olmaları
D) Hücre içi yerleşim göstermeleri
E) Spore formasyonuna sahip olmaları
Cevap: C
Açıklama: Bu üç bakteri de güçlü bir polisakkarit kapsüle sahiptir. Kapsül, bakteriyi fagositozdan korur. Kapsüllü bakterilerin dolaşımdan temizlenebilmesi için dalaktaki makrofajlara ve dalağın ürettiği opsonizan antikorlara şiddetle ihtiyaç vardır. Splenektomili veya fonksiyonel asplenisi (örn. orak hücreli anemi) olan hastalarda bu nedenle fulminan pnömokok, meningokok ve Hib enfeksiyonları (OPSI) gelişir.
Vaka kurgularının derinleştirildiği, moleküler mekanizmaların ve histopatolojik bulguların entegre edildiği Patoloji (20 Soru) bölümü ile devam ediyoruz.
Patoloji (20 Soru)
Soru 61: Hücre içi hasar (DNA hasarı, misfolded protein birikimi) veya büyüme faktörü eksikliği durumlarında tetiklenen intrinsik (mitokondriyal) apoptoz yolağında, mitokondri dış zarının geçirgenliğini artırarak sitokrom c’nin sitozole çıkmasını sağlayan pro-apoptotik proteinler aşağıdakilerden hangisinde birlikte verilmiştir?
A) Bcl-2 ve Bcl-xL
B) BAX ve BAK
C) Apaf-1 ve Kaspaz 9
D) p53 ve Rb
E) Fas ve FasL
Cevap: B
Açıklama: Apoptozun mitokondriyal (intrinsik) yolağında temel kontrol Bcl-2 ailesi proteinlerindedir. BAX ve BAK pro-apoptotik proteinlerdir; oligomerize olarak mitokondri zarında delikler (porlar) açar ve sitokrom c’nin dışarı sızmasını sağlarlar. Bcl-2 ve Bcl-xL ise anti-apoptotik olup BAX ve BAK’ı inhibe ederek hücreyi sağ tutmaya çalışırlar.Soru 62: Kilo kaybı, gece terlemesi ve hemoptizi şikayetleriyle başvuran 45 yaşındaki erkek hastanın akciğer biyopsisinde; ortasında kazeifikasyon nekrozu bulunan, etrafı epiteloid histiyositler ve Langhans tipi dev hücrelerle çevrili granülomlar saptanıyor. Bu lezyonun oluşumunda, makrofajları aktive ederek epiteloid hücrelere dönüşmesini sağlayan ve Th1 lenfositlerden salgılanan en önemli sitokin aşağıdakilerden hangisidir?
A) İnterlökin-1 (IL-1)
B) Tümör Nekröz Faktörü alfa (TNF-α)
C) İnterferon-gama (IFN-γ)
D) İnterlökin-10 (IL-10)
E) Transforme Edici Büyüme Faktörü beta (TGF-β)
Cevap: C
Açıklama: Granülomatöz inflamasyon (özellikle Tüberkülozda), hücresel (Tip IV) aşırı duyarlılık reaksiyonunun bir sonucudur. T-helper 1 (Th1) hücreleri IFN-γ (İnterferon gama) salgılayarak makrofajları klasik yoldan aktive eder. Aktive makrofajlar fagositik yeteneklerini artırır ve morfolojik olarak değişerek “epiteloid” görünüm kazanırlar.Soru 63: Boyun sol tarafında ağrısız ve sert kitle nedeniyle opere edilen hastanın lenf nodu biyopsisinde metastatik bir tümör saptanıyor. Tümörün kökenini bulmak için yapılan immünhistokimyasal boyamalarda hücrelerin Sitokeratin (+), Vimentin (-), CD45 (-) ve S100 (-) olduğu görülüyor. Bu hastadaki primer tümörün köken aldığı doku aşağıdakilerden hangisidir?
A) Bağ dokusu (Sarkom)
B) Epitel dokusu (Karsinom)
C) Lenfoid doku (Lenfoma)
D) Nöral krest (Melanom)
E) Düz kas dokusu (Liyomiyosarkom)
Cevap: B
Açıklama: İmmünhistokimya, anaplastik veya metastatik tümörlerin kökenini belirlemede altındır. Sitokeratin, epitel hücrelerinin ara filamanıdır ve karsinomlarda pozitiftir. Vimentin mezenkimal dokularda (sarkom), CD45 (LCA) lenfoid hücrelerde (lenfoma), S100 ise nöral krest kökenli hücrelerde (melanom, schwannom) pozitiftir.Soru 64: Ani başlayan, çok şiddetli skrotal ağrı ile acil servise başvuran 20 yaşındaki erkek hastada testis torsiyonu saptanıyor. Cerrahi eksplorasyonda testisin kapkara-mor renkte olduğu görülüyor ve orşiektomi yapılıyor. Patolojik incelemede “kırmızı (hemorajik) enfarktüs” görülüyor. Testis torsiyonunda enfarktüsün kırmızı renkte olmasının temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
A) Çift kan dolaşımına sahip olması
B) Gevşek (süngerimsi) doku yapısında olması
C) Venöz drenajın tıkanması ancak arteriyel kanın dokuya bir süre daha girmeye devam etmesi
D) Daha önceden konjesyon bulunması
E) Arteriyel spazmın çözülmesiyle gelişen reperfüzyon
Cevap: C
Açıklama: Testis ve over torsiyonlarında, düşük basınçlı venler hızla kapanırken, yüksek basınçlı ve kalın duvarlı arterler bir süre daha açık kalır. Dokuya kan girer ancak çıkamaz, sonuçta masif konjesyon ve kırmızı (hemorajik) enfarktüs gelişir. (Akciğer ve ince bağırsaklarda kırmızı enfarktüs olmasının nedeni ise çift kan dolaşımı veya gevşek doku yapısıdır).Soru 65: Her iki kulakta işitme kaybı ve tinnitus şikayetiyle başvuran 25 yaşındaki hastanın kraniyal MR’ında bilateral vestibüler schwannoma saptanıyor. Ayrıca spinal kordda ependimom saptanıyor. Bu hastada mutasyona uğrayan tümör süpresör gen ve kodladığı protein aşağıdakilerden hangisidir?
A) NF1 geni – Nörofibromin
B) NF2 geni – Merlin (Schwannomin)
C) APC geni – Adenomatöz Polipozis Koli proteini
D) VHL geni – von Hippel-Lindau proteini
E) TSC1 geni – Hamartin
Cevap: B
Açıklama: Bilateral akustik nörom (vestibüler schwannoma), Nörofibromatozis Tip 2 (NF2) için patognomoniktir. NF2 geni 22. kromozomdadır ve hücre iskeleti ile membran proteinlerini birbirine bağlayan tümör süpresör bir protein olan Merlin (Schwannomin) kodlar. NF1’de ise nörofibromin eksiktir, café-au-lait lekeleri ve Lisch nodülleri görülür.Soru 66: Akut miyokard enfarktüsü geçiren ve hastanede yatarken 5. gününde ani kardiyak rüptür (serbest duvar yırtılması) sonucu hayatını kaybeden hastanın kalp dokusunun otopsi incelemesinde, enfarkt alanında sayıca en baskın olan inflamatuar hücre tipi aşağıdakilerden hangisidir?
A) Nötrofil lökositler
B) Eozinofiller
C) Makrofajlar
D) Plazma hücreleri
E) Fibroblastlar
Cevap: C
Açıklama: Miyokard enfarktüsü sonrası hücresel yanıtın zaman çizelgesi TUS’un klasik konusudur. 0-24 saatte koagülasyon nekrozu başlar. 1-3. günlerde ortamda nötrofiller hakimdir. 3-7. günlerde nötrofiller ölür ve ölü dokuyu temizlemek üzere makrofajlar gelir. Doku bu dönemde en zayıf halindedir (kardiyak rüptür riski en yüksek dönem). 7-10. günden sonra ise granülasyon dokusu (fibroblastlar ve yeni damarlar) gelişir.Soru 67: Elli paket-yılı sigara öyküsü olan 65 yaşındaki erkek hasta, letarji, kabızlık ve poliüri şikayetleriyle başvuruyor. Laboratuvar testlerinde serum kalsiyum düzeyi çok yüksek, parathormon (PTH) düzeyi ise baskılanmış saptanıyor. Kemik sintigrafisinde metastaz izlenmiyor. Akciğer grafisinde santral yerleşimli kitle saptanan bu hastada en olası histopatolojik tanı aşağıdakilerden hangisidir?
A) Küçük hücreli karsinom
B) Skuamöz hücreli karsinom
C) Adenokarsinom
D) Büyük hücreli karsinom
E) Karsinoid tümör
Cevap: B
Açıklama: Santral yerleşimli akciğer tümörü ve kemik metastazı olmaksızın gelişen hiperkalsemi tablosu, paraneoplastik bir sendromdur. Akciğerin Skuamöz hücreli karsinomu, PTHrP (Parathormon-ilişkili peptid) salgılayarak kemik rezorpsiyonunu artırır ve şiddetli hiperkalsemiye neden olur. (Küçük hücreli karsinom ise ACTH veya ADH salgılar).Soru 68: Kronik ishal, kilo kaybı ve demir eksikliği anemisi saptanan 35 yaşındaki kadın hastanın dirseklerinin ekstansör yüzlerinde kaşıntılı, veziküler deri lezyonları (Dermatitis herpetiformis) gözleniyor. Bu hastadan alınan duodenum biyopsisinde aşağıdaki histopatolojik bulgulardan hangisinin görülmesi beklenmez?
A) İntraepitelyal T lenfosit artışı
B) Kriptlerde hiperplazi
C) Villuslarda atrofi
D) Lamina propriada non-kazeifiye granülomlar
E) Lamina propriada plazma hücre artışı
Cevap: D
Açıklama: Tablo, glüten enteropatisi olan Çölyak Hastalığı’dır. Çölyak hastalığının klasik duodenum biyopsi bulguları: Villus atrofisi, kript hiperplazisi ve intraepitelyal lenfositoz (CD8+ T hücre artışı). Non-kazeifiye granülomlar ise Crohn Hastalığı’nın karakteristik bulgusudur, Çölyak’ta görülmez.Soru 69: Kronik Hepatit C enfeksiyonu zemininde karaciğer sirozu gelişen bir hastada, karaciğer mimarisini bozan ve köprüleşen fibröz bantların (kollajen) oluşumundan sorumlu olan hücre aşağıdakilerden hangisidir?
A) Kupffer hücreleri
B) Hepatositler
C) Disse mesafesindeki İto hücreleri (Hepatik stellat hücreler)
D) Safra kanalikül epitelleri
E) Endotel hücreleri
Cevap: C
Açıklama: Karaciğer sirozunda fibrozisin ana kaynağı Disse mesafesinde yerleşik olan İto hücreleridir (Hepatik stellat hücreler). Normalde A vitamini depolayan bu hücreler, inflamasyon sırasında salgılanan TGF-β ve PDGF gibi sitokinlerin etkisiyle miyofibroblastlara dönüşerek tip I ve tip III kollajen sentezlerler.Soru 70: Yirmi beş yaşındaki genç erkek hasta, hemoptizi (kan tükürme) ve hematüri (kanlı idrar) şikayetleriyle başvuruyor. Böbrek biyopsisinde kresentik glomerülonefrit saptanıyor. İmmünofloresan incelemede, glomerül bazal membranı (GBM) boyunca çizgisel (lineer) tarzda IgG ve C3 birikimi görülüyor. Bu hastadaki otoantikorların hedeflediği antijen aşağıdakilerden hangisidir?
A) Tip IV kollajenin alfa-3 zinciri
B) Tip I kollajen
C) Desmoglein-3
D) Fibrillin-1
E) Hemidesmozom
Cevap: A
Açıklama: Akciğer (hemoptizi) ve böbrek (hematüri) tutulumu ile seyreden, bazal membranda lineer (çizgisel) IgG birikimiyle karakterize bu tablo Goodpasture Sendromu‘dur. Patogenezde antikorlar, akciğer ve böbrek bazal membranlarında ortak bulunan Tip IV kollajenin alfa-3 zincirine (non-kollajenöz domain) karşı geliştirilir (Tip II Aşırı Duyarlılık).Soru 71: Boynunda ağrısız, tek bir tiroid nodülü saptanan 40 yaşındaki kadın hastaya İnce İğne Aspirasyon Biyopsisi (İİAB) yapılıyor. Sitolojik incelemede; buzlu cam görünümlü, nükleolusu kenara itilmiş boşluklu nükleuslar (Yetim Annie gözü), nükleer oluklanmalar (groove) ve psammom cisimcikleri saptanıyor. En olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?
A) Folliküler karsinom
B) Medüller karsinom
C) Papiller karsinom
D) Anaplastik karsinom
E) Hashimoto tiroiditi
Cevap: C
Açıklama: Tiroidin en sık görülen malignitesi olan Papiller karsinom, nükleer özellikleriyle (Optik olarak berrak “Orphan Annie eye” nükleuslar, nükleer inklüzyonlar ve nükleer oluklanmalar) ve kalsifiye konsantrik yapılar olan psammom cisimcikleriyle tanınır. İnce iğne aspirasyon biyopsisi ile kesin tanı konabilen nadir tiroid kanserlerindendir (Folliküler karsinomda İİAB ile tanı konamaz, kapsül invazyonu görmek için doku çıkarılmalıdır).Soru 72: Servikal smear incelemesinde Yüksek Dereceli Skuamöz İntraepitelyal Lezyon (HSIL) saptanan hastada yapılan PCR testinde Yüksek Riskli HPV Tip 16 pozitif bulunuyor. HPV’nin hücreyi maligniteye götürme sürecinde, viral E6 proteininin bağlandığı ve proteazomal yıkıma uğrattığı hücresel tümör süpresör protein hangisidir?
A) Rb (Retinoblastom proteini)
B) p53
C) BRCA1
D) APC
E) p16
Cevap: B
Açıklama: Yüksek riskli HPV (Tip 16, 18), iki temel viral onkoprotein sentezler: E6 ve E7. E6 proteini, p53’e bağlanarak onun yıkımını sağlar ve hücrenin apoptoza gitmesini engeller. E7 proteini ise Rb proteinine bağlanarak onu inaktif eder, böylece hücre döngüsünü (E2F serbest kalarak) G1’den S fazına zorla ilerletir.Soru 73: Sağ memesinde ele gelen kitle nedeniyle biyopsi yapılan 55 yaşındaki hastanın patoloji raporunda; tümör hücrelerinin bez (tübül) oluşturmaksızın, stroma içerisinde tek sıra (Indian file / Hint katarı) halinde dizilerek invazyon yaptığı belirtiliyor. Bu tümör tipinde metastaz riskini artıran ve histolojik görünüme neden olan moleküler defekt aşağıdakilerden hangisidir?
A) HER2/neu amplifikasyonu
B) E-kadherin kaybı (CDH1 gen mutasyonu)
C) BRCA2 mutasyonu
D) Östrojen reseptörü aşırı ekspresyonu
E) p53 gen delesyonu
Cevap: B
Açıklama: Tümör hücrelerinin birbirine tutunamayarak tek sıra halinde (“Indian file”) dizildiği meme kanseri tipi İnvaziv Lobüler Karsinom‘dur. Bu durumun nedeni, hücreleri birbirine bağlayan temel adezyon molekülü olan E-kadherin proteininin ekspresyon kaybıdır (CDH1 mutasyonu).Soru 74: İki yaşındaki erkek çocuğun sağ testisinde hızlı büyüyen bir kitle saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde serum Alfa-Fetoprotein (AFP) düzeyi oldukça yüksek bulunuyor. Tümörün histolojik incelemesinde ortasında kan damarı bulunan ve etrafı küboidal tümör hücreleriyle çevrili, glomerüle benzeyen yapılar (Schiller-Duval cisimcikleri) izleniyor. En olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?
A) Seminoma
B) Embriyonal karsinom
C) Koryokarsinom
D) Yolk sac (Endodermal sinüs) tümörü
E) Leydig hücreli tümör
Cevap: D
Açıklama: 3 yaş altı çocuklarda en sık görülen testis tümörü Yolk sac (Endodermal sinüs) tümörü‘dür. Serumda AFP yüksekliği ve mikroskopide primitif glomerüllere benzeyen “Schiller-Duval cisimcikleri” bu tümör için patognomoniktir.Soru 75: Yaygın ağrısız lenfadenopati şikayetiyle başvuran 50 yaşındaki erkek hastanın lenf nodu biyopsisinde lenf nodu yapısını silen nodüler/folliküler proliferasyon saptanıyor. Genetik incelemede t(14;18) translokasyonu tespit ediliyor. Bu translokasyon sonucunda aşırı üretimi gerçekleşerek tümör hücrelerini apoptozdan koruyan protein aşağıdakilerden hangisidir?
A) c-MYC
B) BCL-2
C) Siklin D1
D) BCR-ABL
E) ALK
Cevap: B
Açıklama: Translokasyon t(14;18), Folliküler Lenfoma‘nın karakteristiğidir. 18. kromozomdaki BCL-2 (anti-apoptotik) geni, 14. kromozomdaki Ig ağır zincir (IgH) promotörünün yanına taşınır. Sürekli aktif olan IgH promotörü, BCL-2’nin aşırı sentezlenmesine yol açarak B hücrelerini apoptozdan (ölümden) korur.Soru 76: Son bir ayda giderek artan baş ağrısı ve sol hemiparezi ile başvuran 60 yaşındaki hastanın kraniyal MR’ında sağ serebral hemisferde korpus kallozumu geçerek karşı hemisfere uzanan (kelebek tarzı) kontrast tutan nekrotik kitle izleniyor. Biyopside, ortada geniş nekroz alanları ve etrafında pseudopalizadik dizilim gösteren anaplastik hücreler saptanıyor. GFAP pozitifliği veren bu tümör hangisidir?
A) Oligodendrogliom
B) Ependimom
C) Glioblastoma Multiforme
D) Meningiom
E) Medulloblastom
Cevap: C
Açıklama: Erişkinlerde en sık görülen ve en malign primer beyin tümörü olan Glioblastoma multiforme (GBM), astrosit (GFAP+) kökenlidir. Çoğunlukla hemisferik yerleşimlidir ve korpus kallozum aracılığıyla karşıya geçebilir (“Kelebek gliom”). Mikroskobik tanısı, nekroz alanlarının çevresinde dizilmiş “pseudopalizadik” anaplastik tümör hücreleri ve belirgin mikrovasküler proliferasyon ile konur.Soru 77: Dizinde ağrı ve şişlik şikayetiyle getirilen 15 yaşındaki erkek çocuğun diz radyografisinde femur distal metafizinde korteksi yırtarak yumuşak dokuya uzanan “güneş ışını” (sunburst) görünümü ve periostun yükseldiği noktada “Codman üçgeni” izleniyor. Biyopside malign hücrelerin doğrudan osteoid doku (kemik matriksi) ürettiği görülüyor. En olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?
A) Ewing sarkomu
B) Osteosarkom
C) Kondrosarkom
D) Dev hücreli kemik tümörü
E) Fibröz displazi
Cevap: B
Açıklama: Gençlerde (10-20 yaş) uzun kemiklerin metafizinden (özellikle diz çevresi) köken alan, radyolojide Codman üçgeni ve güneş ışını manzarası yapan, patolojik incelemede malign mezenkimal hücrelerin direkt olarak osteoid (kemik matriksi) ürettiği tümör Osteosarkom‘dur.Soru 78: Sırtında asimetrik, sınırları düzensiz, farklı renk tonları içeren ve çapı 8 mm olan pigmente lezyon eksize edilen hastada Malign Melanom tanısı konuluyor. Melanomda hastanın sağkalımını ve metastaz riskini belirleyen en önemli bağımsız prognostik faktör aşağıdakilerden hangisidir?
A) Lezyonun çapı (genişliği)
B) Tümör hücrelerinin dikey invazyon derinliği (Breslow kalınlığı)
C) Pigment (melanin) yoğunluğu
D) Çevresel lenfosit infiltrasyonunun varlığı
E) BRAF V600E mutasyon durumu
Cevap: B
Açıklama: Malign melanom, başlangıçta epidermiste yatay (radyal) büyüme gösterir; bu aşamada metastaz riski düşüktür. Ancak tümör dermise doğru dikey (vertikal) büyümeye başladığında metastaz riski dramatik olarak artar. Granüler tabakadan tümörün indiği en derin noktaya kadar milimetre cinsinden ölçülen Breslow kalınlığı, melanomda en güçlü bağımsız prognostik göstergedir.Soru 79: Yüzünde güneşe çıkmakla artan kızarıklık, eklem ağrıları ve idrarda protein kaçağı saptanan 30 yaşındaki kadın hastaya Sistemik Lupus Eritematozus (SLE) tanısı konuyor. Ekokardiyografisinde mitral kapağın hem alt hem de üst yüzünde yer alan steril vejetasyonlar (Libman-Sacks endokarditi) izleniyor. SLE’de böbrek tutulumu (lupus nefriti) riski ve hastalık aktivitesi ile en yakından ilişkili olan antikor aşağıdakilerden hangisidir?
A) Anti-RO (SSA)
B) Anti-Sentromer
C) Anti-Jo-1
D) Anti-dsDNA (Çift sarmallı DNA)
E) Anti-Histon
Cevap: D
Açıklama: Sistemik Lupus Eritematozus’ta (SLE) en duyarlı antikor ANA’dır (Ancak spesifik değildir). Hastalığa en spesifik antikorlar ise Anti-dsDNA ve Anti-Smith’tir. Bunlar içinde Anti-dsDNA, özellikle lupus nefritinin gelişimi ve hastalığın aktif/alevlendiği dönemlerin takibi ile doğrudan korelasyon gösteren kritik antikordur.Soru 80: Genç yaşta meme kanseri öyküsü olan bir kadının oğlunda osteosarkom, kızında ise çocukluk çağı lösemisi gelişiyor. Aile ağacı incelendiğinde otozomal dominant geçişli bir kanser yatkınlık sendromu düşünülüyor. Çoklu organ sistemlerinde erken yaşta sarkom, meme kanseri, beyin tümörleri ve adrenokortikal karsinomlar ile karakterize olan “Li-Fraumeni Sendromu”nda mutasyona uğrayan gen aşağıdakilerden hangisidir?
A) APC
B) RET
C) TP53
D) RB1
E) BRCA1
Cevap: C
Açıklama: Li-Fraumeni sendromu, insan genomunun “gardiyanı” olarak bilinen TP53 tümör süpresör geninin germ-line (kalıtsal) mutasyonu sonucu gelişir. p53 fonksiyonu bozuk olduğu için DNA hasarı olan hücreler onarılmadan veya apoptoza gitmeden çoğalmaya devam eder, bu da aile bireylerinde genç yaşta çok çeşitli ve nadir tümörlerin (Sarkom, Meme kanseri, Lösemi, Adrenokortikal bez tümörleri – SBLA sendromu) ortaya çıkmasına neden olur.
100 soruluk Temel Tıp Bilimleri denemesinin son bölümü olan Farmakoloji (20 Soru) ile seti tamamlıyoruz. Klinik farmakolojiye, hedefe yönelik yeni nesil ajanlara ve kardiyovasküler/nörolojik sistem entegrasyonuna ağırlık verilmiştir.
Farmakoloji (20 Soru)
Soru 81: Kalp yetmezliği tedavisinde kullanılan “Sacubitril”, aşağıdaki enzimlerden hangisini inhibe ederek Atriyal Natriüretik Peptid (ANP) ve Brain Natriüretik Peptid (BNP) gibi vazodilatatör peptidlerin yıkımını engeller ve etkinliklerini artırır?
A) Anjiyotensin Dönüştürücü Enzim (ACE)
B) Fosfodiesteraz-3
C) Renin
D) Neprilisin
E) Siklooksijenaz-2
Cevap: D
Açıklama: Sacubitril, bir neprilisin inhibitörüdür. Neprilisin enzimi normalde vücuttaki natriüretik peptidleri (ANP, BNP) ve bradikininleri yıkar. Sacubitril bu enzimi bloke ederek vazodilatasyon ve natriürez sağlar. Klinik pratikte genellikle bir anjiyotensin reseptör blokörü (ARB) olan valsartan ile kombine (LCZ696) kullanılır.Soru 82: Cerrahi bir operasyon sırasında kas gevşemesi sağlamak amacıyla roküronyum uygulanan hastada, operasyon bitiminde nöromüsküler bloku hızla geri çevirmek (antagonize etmek) için kullanılması gereken, ilacı plazmada moleküler düzeyde içine hapsederek (kapsülleyerek) inaktif hale getiren ajan aşağıdakilerden hangisidir?
A) Neostigmin
B) Sugammadeks
C) Flumazenil
D) Atropin
E) Dantrolen
Cevap: B
Açıklama: Sugammadeks, modifiye bir gama-siklodekstrin halkasıdır. Steroidal yapılı non-depolarizan nöromüsküler blokerleri (başta roküronyum ve veküronyum) kanda doğrudan içine alarak (şelasyon/kapsülleme) bağlar ve asetilkolin esteraz inhibitörlerine (neostigmin) kıyasla çok daha hızlı ve güvenli bir derlenme sağlar.Soru 83: Hem esansiyel hipertansiyonu hem de osteoporozu bulunan postmenopozal bir kadın hastada, kan basıncını düşürürken aynı zamanda idrarla kalsiyum atılımını azaltarak kemik erimesi sürecine de olumlu katkı sağlayacak olan antihipertansif ilaç grubu aşağıdakilerden hangisidir?
A) Loop (Kıvrım) diüretikleri
B) Tiazid grubu diüretikler
C) Potasyum tutucu diüretikler
D) Kalsiyum kanal blokörleri
E) Beta blokörler
Cevap: B
Açıklama: Tiazid diüretikleri (örn. hidroklorotiyazid), distal tübülde Na/Cl taşıyıcısını bloke eder. Bu durum hücre içi sodyumu düşürür ve bazolateral membrandaki Na/Ca değiştiricisini aktive ederek kandan hücreye sodyum, hücreden kana kalsiyum geçişini artırır. Sonuçta idrar kalsiyumu azalır (hiperkalsemi yapabilir) ve osteoporozlu hipertansif hastalarda tercih edilir.Soru 84: Terapötik doz aralığında bile karaciğer metabolizma enzimlerini hızla doyurduğu için, dozu ufak bir miktar artırıldığında kan düzeyinde öngörülemeyen ani ve toksik bir yükselmeye yol açan (sıfırıncı derece – non-lineer kinetik gösteren) antiepileptik ilaç aşağıdakilerden hangisidir?
A) Valproik asit
B) Karbamazepin
C) Fenitoin
D) Levetirasetam
E) Etosüksimid
Cevap: C
Açıklama: Fenitoin, terapötik dozlarda eliminasyon mekanizmaları doygunluğa ulaşan ve bu nedenle birinci derece (lineer) kinetikten sıfırıncı derece (non-lineer) kinetiğe geçen klasik ilaçtır. Bu özelliği nedeniyle doz artırımları çok dikkatli yapılmalı ve kan düzeyi monitorize edilmelidir.Soru 85: Parkinson hastalığının tedavisinde kullanılan Levodopa’nın beyne geçişini artırmak ve periferik yan etkilerini (bulantı, taşikardi) azaltmak amacıyla kombinasyon halinde verilen Karbidopa‘nın etki mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?
A) Kan-beyin bariyerinin geçirgenliğini artırmak
B) Beyinde dopamin reseptörlerini doğrudan uyarmak
C) Periferik dokularda DOPA dekarboksilaz enzimini inhibe etmek
D) Beyinde MAO-B enzimini inhibe etmek
E) COMT enzimini bloke ederek Levodopa yıkımını önlemek
Cevap: C
Açıklama: Levodopa kan-beyin bariyerini geçer ancak periferde (kanda/barsakta) DOPA dekarboksilaz enzimi tarafından hızla dopamine dönüştürülürse, oluşan dopamin beyne geçemez ve periferik yan etkilere yol açar. Karbidopa, kan-beyin bariyerini geçemeyen periferik bir DOPA dekarboksilaz inhibitörüdür; Levodopa’nın periferde yıkılmasını önleyerek beyne ulaşan miktarını artırır.Soru 86: Atipik depresyon tedavisi için Fenelzin kullanan bir hastada, yıllanmış peynir ve kırmızı şarap tüketiminden kısa bir süre sonra zonklayıcı baş ağrısı, çarpıntı ve şiddetli hipertansif kriz gelişiyor. Bu reaksiyona (“Cheese reaction”) yol açan tiraminin farmakolojik etki mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?
A) Alfa-1 reseptörleri doğrudan aktive etmesi
B) MAO enzimini geri dönüşümsüz olarak bloke etmesi
C) Sinir uçlarındaki veziküllerden noradrenalin salınımını (yer değiştirerek) artırması
D) Katekolaminlerin re-uptake (geri alım) pompasını inhibe etmesi
E) Doğrudan vazokonstriktör peptid yapısında olması
Cevap: C
Açıklama: MAO inhibitörleri (Fenelzin, Tranilsipromin) kullananlarda, gıdalarla alınan tiramin barsakta yıkılamaz ve kana karışır. Tiramin, adrenerjik sinir uçlarına girerek veziküllerin içindeki noradrenalini sitoplazmaya ve oradan da sinaptik aralığa iter (İndirekt etkili sempatomimetik). Açığa çıkan yoğun noradrenalin ölümcül hipertansif krize neden olur.Soru 87: Yüksek dozda (toksik) asetilsalisilik asit (Aspirin) alımıyla acil servise getirilen hastada, başlangıçta solunum merkezinin uyarılmasına bağlı olarak hiperventilasyon görülür. Bu erken dönemde hastanın kan gazı analizinde görülmesi en muhtemel asit-baz anormalliği aşağıdakilerden hangisidir?
A) Solunumsal asidoz
B) Solunumsal alkaloz
C) Metabolik asidoz
D) Metabolik alkaloz
E) Mikst tip (Solunumsal ve Metabolik) asidoz
Cevap: B
Açıklama: Salisilat zehirlenmesinin (Salisilizm) erken döneminde ilaç, medulladaki solunum merkezini doğrudan uyararak hiperventilasyona neden olur ve CO₂ atılımı artar; bu da solunumsal alkaloz yaratır. Ancak saatler sonra böbrek kompanzasyonu ve hücre içi oksidatif fosforilasyonun ayrılması (uncoupling) sonucu laktik asit birikimiyle tablo ağır bir metabolik asidoza döner.Soru 88: Kronik kanser ağrısı nedeniyle morfin kullanan hastada gelişen ve laksatiflere dirençli olan opioid-ilişkili kabızlığı (konstipasyonu) tedavi etmek için kullanılan, kan-beyin bariyerini geçemediği için morfinin analjezik etkisini bozmayan ajan aşağıdakilerden hangisidir?
A) Naloksan
B) Naltrekson
C) Metilnaltrekson
D) Loperamid
E) Buprenorfin
Cevap: C
Açıklama: Metilnaltrekson ve Alvimopan, periferik etkili mü-opioid reseptör antagonistleridir. Yapılarındaki yük nedeniyle kan-beyin bariyerini geçemezler. Bu nedenle santral sinir sistemindeki ağrı kesici (analjezik) etkiyi geri çevirmeden, sadece bağırsaklardaki opioid reseptörlerini bloke ederek opioid-kaynaklı kabızlığı tedavi ederler.Soru 89: Meme kanseri nedeniyle antrasiklin grubu bir kemoterapötik olan Doksorubisin kullanan hastada, ilacın miyokard hücrelerinde serbest oksijen radikalleri oluşturmasına bağlı olarak geri dönüşümsüz dilate kardiyomiyopati gelişme riski vardır. Bu kardiyotoksik etkiyi önlemek amacıyla profilaktik olarak uygulanan demir şelatörü ajan aşağıdakilerden hangisidir?
A) Mesna
B) Amifostin
C) Deksrazoksan
D) Folinik asit (Lökovorin)
E) Filgrastim
Cevap: C
Açıklama: Antrasiklinlerin (Doksorubisin, Daunorubisin) kardiyotoksisitesi, demir aracılı serbest oksijen radikali (Fenton reaksiyonu) oluşumuna bağlıdır. Deksrazoksan, kalp kası hücreleri içindeki demiri bağlayan (şelasyon yapan) ve serbest radikal hasarını önleyen spesifik bir ajandır. (Mesna ise siklofosfamidin hemorajik sistitini önler).Soru 90: Meme kanserinde kullanılan ve mikrotübüllerin depolimerizasyonunu (yıkımını) engelleyerek hücre bölünmesini mitoz aşamasında (M fazı) donduran kemoterapötik ajan aşağıdakilerden hangisidir?
A) Vinkristin
B) Paklitaksel
C) Siklofosfamid
D) Metotreksat
E) 5-Florourasil
Cevap: B
Açıklama: Taksanlar (Paklitaksel, Dosetaksel) mikrotübüllerin polimerizasyonunu teşvik eder ve oluşan iğ ipliklerinin depolimerize olmasını (yıkılmasını) engeller. Mikrotübüller aşırı stabil (katı) hale gelir ve kromozomlar ayrılamaz. (Vinka alkaloidleri olan Vinkristin/Vinblastin ise tam tersine, polimerizasyonu engelleyerek iğ ipliği oluşumunu baştan durdurur).Soru 91: Dirençli gram-pozitif (MRSA veya VRE) enfeksiyonu nedeniyle Linezolid tedavisi başlanan ve aynı zamanda majör depresyon için Sertralin (SSRI) kullanan hastada ateş, ajitasyon, hiperrefleksi ve klonus gelişiyor. Bu tablonun (Serotonin Sendromu) ortaya çıkmasına neden olan, Linezolid’e ait ek farmakolojik özellik aşağıdakilerden hangisidir?
A) Sitokrom P450 3A4 enzim inhibisyonu
B) Non-selektif MAO (Monoamin Oksidaz) inhibisyonu
C) Serotonin reseptörlerinde doğrudan parsiyel agonist etki
D) Plazma proteinlerine yüksek oranda bağlanarak SSRI’ı serbest bırakması
E) Triptofan hidroksilaz aktivasyonu
Cevap: B
Açıklama: Oksazolidinon grubu bir antibiyotik olan Linezolid, yapısal olarak zayıf ve geri dönüşümsüz olmayan bir Monoamin Oksidaz (MAO) inhibitörüdür. SSRI gibi sinaptik serotonini artıran ilaçlarla birlikte kullanıldığında, MAO inhibisyonu serotonin yıkımını da durdurduğu için ölümcül olabilen “Serotonin Sendromu”na yol açabilir.Soru 92: İnvaziv Aspergilloz ve sistemik Kandidiyazis tedavisinde kullanılan, mantar hücre duvarındaki temel yapıtaşlarından biri olan beta-(1,3)-D-glukan sentezini inhibe ederek (Mantarların penisilini gibi) mantar hücresinin ozmotik lizisine neden olan ekinokandin grubu ajan aşağıdakilerden hangisidir?
A) Amfoterisin B
B) Flukonazol
C) Kaspofungin
D) Flusitozin
E) Terbinafin
Cevap: C
Açıklama: Ekinokandinler (Kaspofungin, Mikafungin, Anidulafungin), fungal hücre duvarındaki beta-(1,3)-D-glukan sentezini bloke ederler. Mantar hücre zarına değil, hücre duvarına etki eden en önemli parenteral antifungallerdir. (Amfoterisin B ve Azoller hücre zarındaki ergosterole etki eder).Soru 93: Kalp yetmezliği tedavisinde mortaliteyi azalttığı kanıtlanmış olan ve aslen Tip 2 Diyabet tedavisi için geliştirilen Empagliflozin, renal tübüllerde glikoz geri emilimini bloke ederek etki gösterir. Bu ilacın farmakolojik hedefi nefronun hangi bölgesindedir?
A) Proksimal kıvrımlı tübül
B) Henle kulpunun inen kolu
C) Henle kulpunun çıkan kalın kolu
D) Distal kıvrımlı tübül
E) Kortikal toplayıcı kanallar
Cevap: A
Açıklama: SGLT-2 (Sodyum-Glikoz Ko-transporter 2) inhibitörleri (Empagliflozin, Dapagliflozin), böbrek proksimal tübülünde glikoz ve sodyum geri emilimini bloke ederek glikozüri (idrarla glikoz atılımı) ve hafif natriürez yaparlar. Son yıllarda, diyabeti olmayan kalp yetmezliği hastalarında bile mortaliteyi azalttıkları kanıtlanmıştır.Soru 94: Gebeliğinin ilk trimesterinde (ilk 3 ay) hipertiroidi saptanan bir hastaya, plasentadan geçişi metimazole kıyasla daha az olan ve aynı zamanda tiroid hormonlarının periferde (T4’ten T3’e) dönüşümünü de engelleyen hangi antitiroid ajan başlanmalıdır?
A) Metimazol
B) Propiltiourasil (PTU)
C) Radyoaktif İyot (I-131)
D) Propranolol
E) Lugol solüsyonu
Cevap: B
Açıklama: Propiltiourasil (PTU), tiroid peroksidaz (TPO) enzimini inhibe etmesinin yanı sıra, 5′-deiyodinaz enzimini bloke ederek periferde inaktif T4’ün aktif T3’e dönüşümünü de engeller. Plasentaya ve anne sütüne metimazol kadar kolay geçmediği için, gebeliğin ilk trimesterinde (ilk 3 ayında) metimazolün (aplazia kutis yan etkisi nedeniyle) yerine tercih edilir.Soru 95: Bulantı-kusma şikayetiyle acil servise başvuran hastaya intravenöz Metoklopramid uygulanıyor. Kısa bir süre sonra hastanın boyun kaslarında kasılma, çenesinde kitlenme ve gözlerinin yukarı kayması (okülogirik kriz) şeklinde akut distonik reaksiyon gelişiyor. Bu yan etkinin patofizyolojik mekanizması ilacın santral sinir sistemindeki hangi etkisine bağlıdır?
A) Kolinerjik muskarinik aktivasyon
B) Histamin (H1) reseptör blokajı
C) Dopamin (D2) reseptör blokajı
D) Serotonin (5-HT3) reseptör blokajı
E) GABA-A reseptör aktivasyonu
Cevap: C
Açıklama: Metoklopramid, mide boşalmasını hızlandıran (prokinetik) ve antiemetik bir ilaçtır. Etkisini esas olarak Dopamin (D2) reseptörlerini bloke ederek gösterir. Santral sinir sisteminde bazal ganglionlardaki D2 reseptörlerinin aniden bloke olması, nigrostriatal yolakta dengesizliğe yol açarak ekstrapiramidal semptomlara (akut distoni, akatizi) neden olur. (Tedavisinde santral antikolinerjikler olan Biperiden veya Difenhidramin kullanılır).Soru 96: Koroner anjiyografi sonrası stent takılacak bir hastada, stentin içine yeniden daralmayı (restenoz) önlemek amacıyla ilave edilen; hücre içi FKBP-12 proteinine bağlanarak mTOR (Mammalian Target of Rapamycin) yolağını inhibe eden ve böylece düz kas hücre proliferasyonunu durduran ajan aşağıdakilerden hangisidir?
A) Siklosporin
B) Takrolimus
C) Sirolimus (Rapamisin)
D) Mikofenolat mofetil
E) Azatiyoprin
Cevap: C
Açıklama: Sirolimus (Rapamisin), makrolid yapılı bir immünsüpresandır. T lenfosit aktivasyonunu önlemesinin yanı sıra, damar düz kas hücrelerinin döngüsünü (G1’den S fazına geçişi) mTOR enzimini inhibe ederek güçlü şekilde durdurur. Bu proliferasyon karşıtı özelliği sayesinde, ilaç kaplı stentlerde (drug-eluting stents) neo-intimal hiperplaziyi (restenozu) önlemek için tercih edilir.Soru 97: Basamak tedavisine dirençli, ağır alerjik (atopik) astımı olan ve kan IgE düzeyleri yüksek saptanan bir hastada, serbest IgE antikorlarının Fc kısmına bağlanarak mast hücreleri üzerindeki reseptörlerine tutunmalarını engelleyen monoklonal antikor aşağıdakilerden hangisidir?
A) Omalizumab
B) Mepolizumab
C) İnfliksimab
D) Rituksimab
E) İmatinib
Cevap: A
Açıklama: Omalizumab, insan kaynaklı anti-IgE monoklonal antikorudur. Dolaşımdaki serbest IgE moleküllerine bağlanarak onların mast hücreleri ve bazofillerin yüzeyindeki yüksek afiniteli Fc epsilon RI (FcεRI) reseptörlerine bağlanmasını ve degranülasyonu engeller.Soru 98: Atriyal fibrilasyon nedeniyle direkt trombin inhibitörü olan Dabigatran kullanan bir hastada, acil cerrahi girişim gerektiren hayati tehlike arz eden bir kanama gelişmiştir. Dabigatran’ın antikoagülan etkisini spesifik olarak geri çeviren (antidot) ajan aşağıdakilerden hangisidir?
A) Protamin sülfat
B) K Vitamini
C) Andeksanet alfa
D) İdarusizumab
E) Trombosit süspansiyonu
Cevap: D
Açıklama: Yeni nesil oral antikoagülanlardan spesifik trombin (Faktör IIa) inhibitörü olan Dabigatran’ın spesifik antidotu, ona yüksek afiniteyle bağlanıp nötralize eden monoklonal antikor fragmanı olan İdarusizumab‘dır. (Andeksanet alfa ise Rivaroksaban ve Apiksaban gibi Faktör Xa inhibitörlerinin antidotudur).Soru 99: Menenjit nedeniyle kloramfenikol tedavisi verilen bir yenidoğanda, karında şişlik, solunum yetmezliği, hipotermi, siyanoz ve ciltte kül rengi görünümle karakterize “Gri Bebek Sendromu” (Gray Baby Syndrome) gelişiyor. Yenidoğanlarda bu ilacın toksisitesine neden olan temel farmakokinetik eksiklik aşağıdakilerden hangisidir?
A) Böbrek tübüler sekresyon kapasitesinin yetersizliği
B) Karaciğerde Faz 1 oksidasyon reaksiyonlarının hızlı çalışması
C) Karaciğerde Faz 2 UDP-Glukuronil transferaz enzim yetersizliği
D) Kan-beyin bariyerinin tam gelişmemiş olması
E) Plazma kolinesteraz aktivitesinin düşük olması
Cevap: C
Açıklama: Kloramfenikol, karaciğerde UDP-Glukuronil transferaz enzimi ile glukuronik asitle birleştirilerek (Faz 2 reaksiyonu) inaktif hale getirilir ve atılır. Yenidoğanlarda, özellikle prematürelerde bu enzim sistemi tam olgunlaşmadığı için kloramfenikol birikir ve mitokondriyal ribozomları inhibe ederek ölümcül Gray Baby sendromuna yol açar.Soru 100: Refrakter ventriküler taşikardi tedavisinde kullanılan, yapısal olarak iyot içeren ve uzun dönem kullanımında korneal mikrodepozitler, akciğer fibrozisi, tiroid disfonksiyonu ve deride mavi-gri renk değişikliği gibi spesifik yan etkilere sahip olan sınıf III antiaritmik ajan aşağıdakilerden hangisidir?
A) Sotalol
B) Dofetilid
C) Amiodaron
D) Lidokain
E) Propafenon
Cevap: C
Açıklama: Amiodaron, temel olarak potasyum kanallarını bloke eden (Sınıf III) ancak sodyum, kalsiyum ve beta-reseptör blokajı etkilerini de barındıran çok geniş spektrumlu ve güçlü bir antiaritmiktir. Yüksek oranda iyot (%37) içerir ve lipofiliktir; dokularda birikerek (yarı ömrü haftalar sürer) pulmoner fibrozis, hipo/hipertiroidi, fotosensitivite (mavi-gri cilt) ve kornea birikintileri (haleler görme) gibi sistemik toksisiteler yaratır.