Koruyucu Hekimlik Basamakları “Primordial (Temel), Birincil (Primer), İkincil (Sekonder), Üçüncül (Tersiyer) ve Dördüncül (Quaternary)”

MEGA KARŞILAŞTIRMA TABLOSU Basamak Hedef Müdahale Zamanı Amaç Örnek Primordial (Temel) Risk faktörünün oluşmasını önlemek Risk faktörü daha ortaya çıkmadan Toplumsal düzeyde sağlıklı çevre oluşturmak Sigara yasağı, tuz regülasyonu, bisiklet yolu yapılması Birincil (Primer) Hastalık gelişimini önlemek Risk faktörü var ama hastalık yok İnsidansı azaltmak Aşı, sigara bırakma, obezite tedavisi İkincil (Sekonder) Erken tanı Hastalık … Devamını oku

Elektrokonvülsif tedavi Endikasyonları ve Kontrendikasyonları

Aşağıdaki hastalıklardan hangisinin tedavisinde Elektrokonvulzif terapi (EKT) kontraendikedir? A) İlaca cevapsız maniB) Gebelikte rekürren minör depresif ataklarC) Katatonik şizofreniD) Anoreksia nervosaE) Sol frontal lob gliom-kişilik değişikliği****I-Elektrokonvülsif tedavi Endikasyonları (EKT) 1-Majör depresyon (ana endikasyon) 2-Katatonik şizofreni 3-Mani 4-İlaçlara cevapsızlık 5-İlaçların kontrendike olduğu durumlar 6-Hamile depresyon hastalıkları 7-Anoreksia nervosa II-Kontrendikasyonlar 1-Genel anestezi için kontrandike durumlar 2-KİBASA yol … Devamını oku

Deri kanserlerinin oluşmasında en sık neden güneş ışınlarıdır. Özellikle 290-320 nm arası dalga boylu ışınlar “UVB” daha kanserojen olarak kabul edilirler.

Fotokarsinogenez mekanizmasında 290-320 nm (UVB) ışınları önemli bir yere sahiptir. Güneşten gelen ultraviyole ışınları üç gruba ayrılır: 1-UVC (200-290 nm): En enerjik olanıdır ancak ozon tabakası tarafından tamamen tutulur. 2-UVB (290-320 nm): Epidermisin bazal tabakasına kadar ulaşır. DNA molekülü tarafından doğrudan absorbe edilir. ******* 3-UVA (320-400 nm): Daha derine (dermise) iner; genellikle “erken yaşlanma” ve … Devamını oku

N.olfactorius-En ince myelin kılıf ve bu nedenle en düşük iletim hızına sahip kranial sinirdir. N.opticus-BOS sıvısı ile çevrili ve 2-4 mm kalınlığa sahip olup; temporal lifleri ipsilateral ilerlerken nazal lifleri chiasma opticum düzeyinden çapraz yapar. N.trochlearis-Beyin sapını arkadan terkeden, en ince yapıda ve beyin sapı içerisinde lifleri çapraz yapan kranial sinirdir. N.vestibulocochlearis – Kraniumu terketmeyen tek kranial sinirdir.

Myelodisplastik sendromda en sık görülen moleküler anormallik SF3B1 mutasyonudur ve neredeyse tüm hastalarda ring sideroblastlar gözlenir. Eğer tek başınaysa iyi prognozu işaret eder. En sık görülen kromozomal anormallik ise 5q delesyonudur. Yine tek başınaysa iyi bir prognozu işaret eder. İzole 5q delesyonu olan vakalarda tedavide LENALİDOMİDE çok etkilidir.

Myelodisplastik sendromu tanısı alan bir hastanın kemik iliği aspirasyon ve biyopsisi sonucunda bol miktarda ring sideroblastlar izleniyor. Bu hastada aşağıdaki moleküler bozukluklardan hangisinin bulunması en olasıdır? A) SF3B1****B) TP53C) RUNX1D) BCR-ABLE) FLT3 Myelodisplastik sendromda güncel yaklaşımda mutasyonlar hem prognozu belirleme de hem de tedavi hedefi olması açısından çok önemlidir ve bazıları çok sık gözlenir

Tiroid kanseri açısından riskli USG bulguları; Hipoekojen, Mikrokalsifikasyon, Irregüler sınırlar, nSolid yapı hakimiyeti (kistiklere göre), Transvers planda nodül boyu>nodul eni

Yirmi dört yaşında erkek hasta halsizlik nedeniyle gittiği dahiliye polikliniğinde fizik muayenede tiroid bezinde sol lobda ele gelen nodül geliyor. TSH düzeyi normal. USG sonucunda 7mm boyutunda solid bir nodül tespit ediliyor. Bu hastada aşağıdaki özelliklerden hangisinin varlığında bu nodüle mutlaka ince iğne aspirasyon biyopsisi yapılmalıdır? A) Sınırlarının irregüler olmasıB) Mikrokalsifiye olmasıC) Boyuna radyoterapi öyküsüD) … Devamını oku

Pulmoner alveoler proteinozis (PAP)

Makrofaj fonksiyonunda oluşan bir defekt nedeni ile sürfaktanın yeterince temizlenememesi sonucunda oluşur. GM-CSF’ye karşı gelişmiş IgG yapısındaki antikorlar sorumludur. 30-50 yaş arası erkeklerde sık gözlenir. Dispne, yorgunluk, kilo kaybı ve ateş ile başvururlar, çoğu zaman öksürük non-prodüktiftir nadiren topak şeklinde balgam çıkar. Polisitemi, hipergammaglobülinemi ve LDH seviyesi artmıştır. Serumda sürfaktan A ve D seviyeleri, anti-GM-CSF … Devamını oku

Olaparib, niraparib ve rucaparib, PARP (poli ADP riboz polimeraz) inhibitörleridir.

Aşağıdaki ilaçlardan hangisi daha önce platin tedavisi almış BRCA mutasyonlu yüksek dereceli epitelyal over kanserinin idame tedavisinde kullanılır? A) PalbosiklibB) İdelalisibC) DaprafenibD) Olaparib****E) Venetoklaks Olaparib, niraparib ve rucaparib, PARP (poli ADP riboz polimeraz) inhibitörleridir. Önceden platin tedavisi alan BRCA mutasyonlu yüksek dereceli epitelyel over kanserinin idame tedavisinde kullanılırlar. BRCA mutasyonlu meme kanserinde de yararlı olabilirler.

Setuksimab ve panitimumab, ilerlemiş kolon kanserinde kullanılan EGF antikorlarıdır. Deri yan yan tesirleri, hipomagnezemi ve transaminaz artışı gibi yan tesirlere neden olurlar.

İleri evre kolon kanseri için tedavi alan hastada akneiform ilaç erüpsiyonları, aftöz ülserler ve seboreik dermatit benzeri deri bulguları ortaya çıkıyor. Plazma magnezyum düzeyi düşük bulunan hastada aşağıdaki ilaçlardan hangisinin kullanılmış olma olasılığı en yüksektir? A) Setuksimab ***B) BevacizumabC) PembrolizumabD) İpilimumabE) Brentuksimab