Kornea normal şartlarda saydamlığını korumak için damarsız (avasküler) olmak zorundadır. Besinini ve oksijeni doğrudan havadan, gözyaşından ve ön kamaradaki aköz hümörden alır.
Hücresel solunum ve oksijenin dokularda kullanımı için Riboflavin’in aktif formları olan FAD ve FMN koenzimlerine şiddetle ihtiyaç vardır. B2 vitamini eksildiğinde kornea hücreleri oksijeni kullanamaz ve “hipoksi” (oksijensizlik) başlar. Vücut bu durumu çözmek için bir savunma mekanizması olarak korneanın içine doğru yeni damarlar yürütmeye başlar. Buna Korneal Neovaskülarizasyon denir. Hastalarda bunun sonucunda şiddetli fotofobi (ışığa duyarlılık) ve gözde yanma-sulanma başlar.
B2 eksikliğinde göz bulgularına ek olarak mukozalarda ve ciltte çok tipik lezyonlar görülür:
Ağız ve Dudak: Angular stomatit (dudak köşelerinde çatlama ve yara), Keilozis (dudaklarda kızarıklık/iltihap) ve karakteristik Macenta rengi (morumsu-kırmızı) dil (Glossit).
Cilt: Özellikle nazolabial olukta (burun kenarları) ve genital bölgede (skrotum/vulva) Seboreik dermatit.
Tanı Testi Tuzağı: “B2 vitamini (Riboflavin) eksikliğinin kesin tanısında veya toplum taramalarında hangi enzimin aktivitesi ölçülür?” sorusunun cevabı Eritrosit Glutatyon Redüktaz enzimidir. B2 verilince bu enzimin aktivitesi hızla artar.
B3 Vitamini ile Zincirleme Reaksiyon: Vücudumuz Triptofan aminoasidinden B3 vitamini (Niasin) sentezleyebilir. Ancak bu dönüşüm enzimlerinin çalışması için B2 ve B6 vitaminlerine ihtiyaç vardır. Yani ağır bir B2 vitamini eksikliği, beraberinde B3 eksikliğine (Pellegra tablosuna) da zemin hazırlayabilir.