Diyabetik Ayak İnfeksiyonlarında Etken Mikroorganizmalar ve Hangi Durumlarda Dirençli Patojenler Düşünülmelidir

Diyabetik ayak infeksiyonlarının etkenleri, infeksiyonun akut ya da kronik olmasına ve şiddetine bağlı olarak değişiklik gösterir.

Selüliti olan ve daha önce antibiyotik kullanmamış hastalarda gelişen yüzeysel DAİ’lerden, daha çok Staphylococcus aureusStreptococcus agalactiaeStreptococcus pyogenes gibi aerop Gram-pozitif koklar sorumludur.

Derin ve kronik infeksiyonlar ve/veya daha önce antibiyotik tedavisi alan hastalarda gelişen infeksiyonlar, genellikle polimikrobiktir.

Kronik ya da antibiyotik tedavisini izleyerek gelişen yaraların infeksiyonlarında, etiyolojik etkenler arasında enterokokların da dahil olduğu Gram-pozitif etkenlere ek olarak Enterobacterales takımındaki aerop Gram-negatif basiller ve Pseudomonas aeruginosa da yer alır.

Şiddetli yerel inflamasyon, nekroz, gangren ya da kötü kokulu akıntısı olan ve sistemik toksisitenin söz konusu olduğu yaralarda yukarıdaki etiyolojik etkenlerle birlikte anaerop patojenler de yer alırlar.

Başlıca anaerop patojenler, anaerop streptokoklar, Bacteroides ve Clostridium türleridir. Diyabetik hastalarda önemli bir sorun olan ayak tırnağındaki ve/veya parmak arasındaki mantar infeksiyonlarına zamanında müdahale edilmesi gerekir.


Diyabetik ayak infeksiyonlarında dirençli patojen varlığı; tedavi başarısızlığı, uzamış hastane yatışları ve maliyet artışı ile doğrudan ilişkili bulunmuştur. 2010 yılı sonrasında Türkiye’de yapılmış çok merkezli çalışmalarda S. aureus suşlarında metisilin direnci %20-31, Enterobacteriaceae ailesi içinde genişlemiş spektrumlu β-laktamaz (GSBL) pozitifliği %27-38.5, P. aeruginosa’da çoğul ilaç direnci (ÇİD) pozitifliği %18-21 olarak saptanmıştır

Diyabetik ayak infeksiyonu gelişmiş hastalarda;

1) önceden hastane yatışı,

2) önceden antibiyotik kullanım öyküsü (özellikle son 30 gün içinde),

3) osteomyelit varlığı,

4) ampütasyon öyküsü,

5) hastane yatışının uzaması,

6) ülserin büyüklüğü,

7) ülserin ileri evre oluşu,

8) kötü glisemik kontrol ve

9) vasküler hastalık varlığı, dirençli mikroorganizma varlığı için risk faktörleri olarak saptanmıştır

Yine bazı çalışmalarda, biyofilm varlığı ile ÇİD olan mikroorganizma varlığı ilişkili tespit edilmiş olmakla birlikte sebep sonuç ilişkisinin yönü henüz belirlenememiştir 

Bunlar bakterilerin girişi için kolaylaştırıcı bir faktör, giriş kapısı olarak rol oynarlar. Bu infeksiyonlara karşı topikal ya da oral antifungal ilaçlar önerilir.