18 aylık bir bebek; Tutunarak merdiven çıkar. 4 küpü üst üste koyar. Şişeden boncuk çıkarır, resimleri tanır ve adlandırır. 10-15 kelimelik ifadeyi anlar ve kullanır, yemeği kendisi yemeye başlar. Vücut bir veya daha fazla kısmı bilir. Anne-babaya öpücük verir.

Yaşa Göre Şekil Çizme ve Geometrik Taklit Basamakları Örnek YDUS Sorusu Sağlam çocuk takibi için polikliniğe getirilen bir bebeğin gelişimsel değerlendirmesinde; tutunarak merdiven çıkabildiği, 4 küpten kule yapabildiği, şişeden boncuk çıkarabildiği, resimli kartlardaki nesneleri tanıyıp adlandırabildiği ve yaklaşık 10-15 kelime kullanarak isteklerini ifade edebildiği saptanmıştır. Ayrıca bebeğin yemeğini kendisinin yemeye başladığı ve annesinin isteği üzerine … Devamını oku

Süt dişleri; ilk çıkan dişler alt santral kesicilerdir, 5-7 ayda çıkar, ilk düşen süt dişleri de bunlardır, 6-7 yaşlarında düşerler.

Primer dişler (süt dişleri) 20 tanedir. Kalıcı dişler: İlk birinci molarlar, 6-7 yaşlarında çıkar, en son çıkan kalıcı dişler üçüncü molarlardır (akıl dişi) ve 17-22 yaşlarında çıkarlar. Sekonder (kalıcı dişler) 32 tanedir. Diş çıkmasında gecikme olması; genetik nedenleri (13-15 aya kadar gecikebilir) , tiroid fonksiyonlarında bozukluğu, hipoparatiroidiyi, ektodermal displaziyi düşündür Zamanlama Kuralları: İlk süt dişi … Devamını oku

Wallenberg sendromunda 5, 9, 10. sinir paralizisi, Horner sendromu, serebellar bulgular, vücutta kontralateral, yüzde ipsilateral ağrı–ısı duyusu kaybı (PİCA oklüzyonu) olur. Motor kayıp beklenmez.

Wallenberg Sendromu (Lateral Medüller Sendrom), en sık sebebi Vertebral Arter (VA) oklüzyonudur; bunu PICA (Posterior İnferior Serebellar Arter) oklüzyonu takip eder. Anatomik Yapılar ve Klinik Korelasyon (Neden Motor Kayıp Beklenmez? Beyin sapının lateral (dış) kısmında yer alan yapılar etkilendiği için bulgular buralardan köken alır. Kortikospinal (motor) yolaklar ise medullanın medial (orta) hattından (piramis) geçtiği için … Devamını oku

Bakır; Spesifik transporter ile absorbe olur. Dolaşımda seruloplazmine bağlanır. Kofaktör olarak; süperoksit dismutaz, sitokrom oksidaz enzimlerinde, demir metabolizması ve bağ dokusu oluşumunda önemlidir. İstiridye, fındık, ceviz, karaciğer, margarin, mısır yağı, baklagil bol bulunduğu kaynaklardır. Eksikliğinde; mikrositik anemi, osteoporoz, nötropeni, nörolojik semptomlar, saçta-deride depigmentasyon görülür. Toksisitesinde ise Akut zehirlenmede; Bulantı- kusma, koma ve hepatik nekroz saptanır. Kronik entoksikasyon; Karaciğer ve beyin hasarı (Wilson hastalığı) ile ilgilidir.

Emilim ve Transport: İnce bağırsaktan CTR1 (Copper Transporter 1) ile absorbe olur. Enterositten kana geçişi ATP7A pompası ile sağlanır (Bu pompada mutasyon olursa Menkes Hastalığı gelişir; bakır bağırsakta hapsolur, emilemez). Karaciğere gelen bakır, ATP7B pompası aracılığıyla seruloplazmine yüklenir ve safra ile atılır (Bu pompada mutasyon olursa bakır dokularda birikir ve Wilson Hastalığı gelişir). Klinik İpucu … Devamını oku

MS tanısında BOS’ta artmış Ig indeksi düzeyleri ve oligoklonal bant, özellikle VEP olmak üzere uyarılmış potansiyellerde azalma ve kranial MRG’de özellikle periventriküler bölgede olmak üzere demiyelinizan plaklar izlenir. En duyarlı ve ilk başvurulması gereken inceleme MRG’dir. EMG’nin MS tanısında yeri yoktur.

MS Tanı Parametrelerinin Klinik ve Sınav Değerleri 26 yaşında kadın hasta, sol gözünde ağrılı görme kaybı ve sağ bacağında uyuşukluk şikayetleriyle nöroloji polikliniğine başvuruyor. Hastanın öyküsünden 1 yıl önce de sağ kolunda 3 hafta süren ve kendiliğinden düzelen güçsüzlük atağı olduğu öğreniliyor. Çekilen Kranial MRG’de periventriküler ve jukstakortikal yerleşimli, korpus kallozuma dik uzanan multipl demiyelinizan … Devamını oku

Erysipelothrix rhusiopathiae intrensek olarak vankomisine dirençlidir. Gram pozitif, hareketsiz, katalaz (–) ve H2S (+) basildir. Nöraminidaz üretir. Polisakkarit kapsülü vardır. Balıklar, sığırlar ve domuzlarda yaygındır. Yaptığı hastalıklar içinde en önemlisi Erysepeloid’ dir. Defektif kalp kapağı olanlarda (nadiren normal kapakta bile) endokardite neden (en sık aort kapağı tutar) olabilir. Tedavide ilk seçenek penisilindir. Eritromisin, sefazolin ya da seftriakson da kullanılabilir.

Moleküler, Kültürel ve Klinik Detaylar Tipik Morfoloji ve Kültür: Gram-pozitif bir basil olmasına rağmen, kültür yaşlandıkça Gram-negatif gibi görünebilir (Gram-değişken). TSI (Triple Sugar Iron) agar besiyerinde tüpün dip kısmında siyah renk oluşturan H₂S üretimi, Gram-pozitif basiller arasında bu bakteriye neredeyse hastır. Jelatiniyöz besiyerinde derin ekim yapıldığında “fırça benzeri” (bottle-brush) bir üreme paterni gösterir. Doğal Direnç … Devamını oku

Post-tetanik fasilitasyon (kolaylaştırma), kısa bir aktivite döneminden sonra bir nöronun daha kolay uyarılmasıdır. Önceki uyarılardan dolayı presinaptik akson terminalinde kalsiyum birikmesinden kaynaklanır.

Post-Tetanik Fasilitasyonun Moleküler Mekanizması Süreci adım adım ve hücresel düzeyde şu şekilde şematize edebiliriz: Örnek Soru Nöromüsküler kavşak ve sinaptik iletim mekanizmaları göz önüne alındığında, “Post-Tetanik Fasilitasyon” süreci ile ilgili aşağıda verilen ifadelerden hangisi yanlıştır? A) Presinaptik terminalin yüksek frekanslı (tetanik) uyarılmasını takiben, sonraki tekil uyarılara normalden daha güçlü yanıt verilmesi durumudur. B) Mekanizmasından sorumlu … Devamını oku

Vulvada 3 mm boyutunda ortası göbekli, içerisinde peynirimsi, beyaz renkli materyal olan lezyon; Molluscum contaginosuma neden olan virüs bir pox virüstür. Lezyon vulvada 3 mm boyutunda ortası göbekli bir lezyondur. Tek cinsel ilişkide dahil bulaşma olasılığı yüksektir. (Bulaş riski en yüksek olan CYBH’dir.) Tedavide krio, koter, küretaj kullanılır.

Molluscum contagiosum (MC), Poxviridae ailesine ait çift zincirli bir DNA virüsünün neden olduğu viral bir dermatozdur. Cinsel temasla bulaşma oranı (infektivitesi) en yüksek olan CYBH’lerden biridir ve mikrotravmalar (örneğin jiletle tüylerin alınması) yoluyla otoinokülasyon göstererek hızla yayılır. Klinik ve Histopatolojik Detaylar Lezyon Karakteri: Tipik olarak 2-5 mm boyutlarında, kubbe şekilli, sert, parlak, ortası umbilike (göbekli) … Devamını oku

Tabun, sarin, soman gibi savaşta kullanılan sinir gazlarının etkisi, AChE inhibisyonudur. Böylelikle Sinaptik aralıkta kolinerjik aktivite belirgin olarak artar. pridostigmin de kolinesteraz inhibitörüdür. Ancak burada şöyle bir paradokstan bahsedebiliriz; önceden Pridostigmin uygulayarak AChE enziminine pridostigminin erken bağlanmasını sağlarız. Böylelikle soman gibi ajanların kolinesteraza bağlanmasını engellemiş oluruz. Sonuç olarak soman gibi ajanların vücuttan uzaklaştırılmabilmesi için gerekli zamanı kazanırız. Burada pridostigminin farkı ise, etki süresinin somana göre daha kısa olmasıdır. Aslında burada bir nevi yarışmalı inhibisyondan bahsedebiliriz. Bu amaçla; pridostigmin + karbamil + atropin otoenjektörleri kullanılır.

“Pridostigmin Paradoksu” (Pyridostigmine Pre-treatment Paradox) Ortaya koyduğunuz mantık tamamen doğrudur. Bu durumu, mekanizmayı ve bahsettiğiniz otoenjektör kombinasyonunu tıp diliyle biraz daha detaylandırıp netleştirelim: Yarışmalı İnhibisyon ve “Enzimi Siper Etme” Mekanizması Tabun, sarin ve soman gibi organofosfat yapılı sinir gazları, Asetilkolinesteraz (AChE) enzimine kovalan ve geri dönüşsüz (irreversibl) olarak bağlanır. Özellikle Soman, enzime bağlandıktan çok kısa … Devamını oku

İntra–abdominal enfeksiyonda kullanılacak antibiyotik mutlaka anaeroplara ve gram negatif basilllere etkin olmalıdır. Çok iyi lipofil olan tetrasiklinlerin aksine, aminoglikozidler lipofil olmadıkları için hücre içine aktif transportla alınırlar. Bu nedenle oksijene ihtiyaç gösterdiklerinden anaeroplarda etkili değildirler. Gram pozitif bakterilere karşı da tek başlarına etki göstermezler. Bu bakterilere etkili olmaları için hücre duvarı sentezi inhibitörleri ile kombine edilmeleri gerekir. Gonorede kullanılan tek aminoglikozid spektinomisindir. Paramomisin ise amipli dizanteri (gebede metronidazol yerine paramomisin verilmelidir) ve kriptosporidyum ishalinde kullanılabilir. Aminoglikozidler konsantrasyona bağlı bakterisidal etkinlik gösterirler. Yani kandaki seviyeleri ne kadar yüksekse etkileride o kadar yüksek olur.Post antibiyotik etkileri vardır. Bu nedenle günde tek doz kullanılırlar (post antibiyotik etki Kinolonlarda da görülmektedir)Aminoglikozidlere dirençte en sık görülen mekanizma modifiye eden enzimlerin (fosfotransferaz, asetil transferaz ve adenil (nükleotidil) transferaz) salgılanmasıdır.

İntraabdominal Enfeksiyon Mantığı: Gastrointestinal perforasyon veya peritonitlerde flora kaynaklı Bacteroides fragilis (anaerop) ve Escherichia coli (Gram-negatif basil) baş şüphelilerdir. Bu nedenle ampirik tedavide aminoglikozid kullanılacaksa, anaerop etkinliği sağlamak için yanına mutlaka Metronidazol veya Klindamisin eklenmelidir. Oksijen Bağımlı Transport Sistemi: Aminoglikozidler, Gram-negatif bakterilerin dış membranındaki porinlerden pasif olarak geçer. Ancak periplazmik aralıktan sitoplazmaya (hedef olan 30S … Devamını oku