Psammoma cisimleri; seröz over tümörlerinde, Walthard adacıkları, coffee bean manzarası; brenner tümörlerinde, Schiller–Duval cisimcikleri; endodermal sinüs tümörlerinde, Call– exner cisimleri; granüloza hücreli tümörlerde, Reinke kristalleri; sertoli– leydig hücreli tümörlerde görülür

Mikroskobik Bulgular ve Klinik İpuçları Spot Sınav Detayları ve Çeldirici Tuzaklar Soru: 24 yaşında nullipar kadın hasta, son 6 aydır giderek artan ses kalınlaşması, çene ve göğüs çevresinde erkek tipi kıllanma (hirsutizm) ve adet görememe (amenore) şikayetleriyle kadın hastalıkları ve doğum polikliniğine başvuruyor. Yapılan fizik muayenesinde klitoromegali saptanıyor. Pelvik ultrasonografide sağ overde 6 cm boyutunda, … Devamını oku

Roflumilast; KOAH tedavisi için geliştirilmiş selektif Tip 4 fosfodieasteraz (PDE) inhibitörüdür. Bilindiği gibi teofilin, kafein gibi metilli ksantinler tip 3 ve tip4 PDE inhibitörleriyken; Roflumilast; selektif Tip 4 PDE inhibitörüdür. Selektif olduğu için yan etkileri azaltılmıştır.

Hücresel Mekanizma ve Selektiflik Avantajı Klinik Endikasyon ve TUS Noktaları Selektif Olsa da Dikkat Edilmesi Gereken Yan Etkiler Her ne kadar metilksantinlere göre yan etki profili düzeltilmiş olsa da, PDE-4 inhibisyonunun MSS ve gastrointestinal sistem üzerindeki etkilerine bağlı olarak TUS’ta sorgulanabilecek spesifik yan etkileri mevcuttur: İleri Düzey Klinik Detaylar (YDUS İçin Rafine Bilgiler) YDUS Tarzı … Devamını oku

5-alfa redüktaz inhibitörlerinin (Finasterid/Dutasterid) prostat kanseri taramalarındaki (PSA) maskeleyici etkisi

5-alfa redüktaz inhibitörleri (5-ARI) olan Finasterid ve Dutasterid, prostat spesifik antijen (PSA) seviyelerini yaklaşık %50 oranında düşürerek prostat kanseri taramalarında maskeleyici bir etki yaratır. Bu durum, hekim tarafından düzeltme yapılmadığında erken evre prostat kanseri tanısının gözden kaçmasına veya gecikmesine neden olabilir. [1] Maskeleme Etkisinin Mekanizması ve Yönetimi Klinik Önemi ve Takip Kriterleri Tedavi altındaki hastalarda … Devamını oku

Kimyasal indikatörler, sterilizasyon döngüsü sırasında ortamdaki fiziksel parametrelerin (sıcaklık, zaman, buhar penetrasyonu vb.) yeterli düzeyde gerçekleşip gerçekleşmediğini kimyasal renk değişimi yoluyla gösteren test materyalleridir. Biyolojik indikatörler gibi mikroorganizma ölümünü doğrudan kanıtlamazlar, ancak sterilizasyon cihazının o döngüde doğru çalışıp çalışmadığını anlık olarak izlemeyi sağlarlar.

ISO 11140-1 standartlarına göre kimyasal indikatörler Sınıf 1’den Sınıf 6’ya kadar (Class 1-6) toplam 6 gruba ayrılır. Kimyasal İndikatör Sınıfları (Class 1-6) Tablosu Sınıf numaralarının büyümesi indikatörün kalitesinin veya güvenilirliğinin arttığı anlamına gelmez; her sınıfın kullanım amacı ve ölçtüğü parametre tamamen farklıdır: Sınıf İndikatör Adı / Türü Ölçtüğü Parametreler ve Temel Görevi Sınav Odaklı Klinik … Devamını oku

Sterilizasyon Yöntemleri ve Biyolojik İndikatör Eşleşmeleri

Sterilizasyon yöntemlerinin biyolojik validasyonu (kalite kontrolü), işlem sırasında ortamda bulunan tüm patojenlerin ve en dirençli bakteri sporlarının tamamen yok edilip edilmediğini kesin olarak kanıtlayan en güvenilir denetim mekanizmasıdır. Sterilizasyon Yöntemleri ve Biyolojik İndikatör Eşleşmeleri Biyolojik kontrolde, her yöntemin fiziksel parametrelerine (yüksek ısı, kimyasal reaksiyon, radyasyon vb.) doğuştan en dirençli olan spesifik bakteri sporları kullanılır: Sterilizasyon … Devamını oku

Hidrojen Peroksit Gaz Plazma ve Otoklavın Flaş (Hızlı) Sterilizasyon döngüleri,

1. Hidrojen Peroksit Gaz Plazma Sterilizasyonu (Soğuk Sterilizasyon) Etilen Oksit (EtO) yöntemine en güçlü modern alternatif olan bu sistem; düşük sıcaklıkta (50°C’nin altında), nem ve ısıya hassas malzemeler için kullanılan, toksik atık bırakmayan çevre dostu bir yöntemdir. 2. Nemli Isı (Otoklav) – Flaş (Flash) Sterilizasyon Flaş sterilizasyon; ameliyathane ortamında yere düşen veya acil ihtiyaç duyulan, … Devamını oku

Etilen Oksit (EtO) gaz sterilizasyon yöntemi, yüksek sıcaklık ve neme karşı duyarlı olan, ısı ile bozunabilecek tıbbi ve cerrahi malzemelerin sterilizasyonunda kullanılan en temel soğuk sterilizasyon yöntemidir.

Etilen Oksit Sterilizasyonunun Endike Olduğu Durumlar EtO gazı, yüksek penetrasyon yeteneği sayesinde lümenli ve karmaşık yapıdaki malzemelerin sterilizasyonunda “altın standart” olarak kabul edilir: Sınavda Derece Yaptıracak Kritik Özellikler ve Sınırlılıklar EtO ile ilgili gelebilecek “Öncüllü” sorularda şu dezavantajlar ve mekanizmalar çeldirici olarak kullanılır: Örnek TUS/DUS Tarzı Vaka Sorusu Soru:Kardiyovasküler cerrahi kliniğinde mekanik kalp kapağı replasmanı … Devamını oku

Spaulding Sınıflaması, hastanelerde kullanılan tıbbi araç ve gereçlerin hastaya zarar verme (enfeksiyon bulaştırma) risklerine göre sınıflandırıldığı ve hangi malzemenin hangi düzeyde işleme (sterilizasyon/dezenfeksiyon) tabi tutulacağını belirleyen en temel rehber sistemdir.

Spaulding Sınıflaması Tablosu ve Uygulama Alanları Sınıflama, malzemeleri temas ettikleri dokunun sterilitesine göre 3 ana gruba ayırır: Kategori Tanım / Temas Ettiği Bölge Gereken İşlem Seviyesi Sınav Odaklı Örnek Tıbbi Malzemeler Kritik (Critical) Steril dokulara, vasküler sisteme (kana) giren veya içinden kan akacak malzemeler. Mutlak Sterilizasyon (Otoklav, Etilen Oksit vb.) Cerrahi aletler, implantlar, kalp kateterleri, … Devamını oku

Dezenfeksiyon ve sterilizasyona dirençlilik bakımından prionlar ilk sıradadır.Bunlardan sonra mikobakterler, daha sonra da parazit kistleri gelir.Bunları mantarlar, vejetatif bakteriler (pseudomonas gibi) ve lipidli virüsler izler. Ayrıca Giardia kistleri, HAV ve Cryptosporodium klolamaya dirençlidir.

Mikroorganizmaların Dezenfeksiyona Direnç Hiyerarşisi (Tam Liste) Sınavlarda “en dirençliden en duyarlıya” veya tam tersi şeklinde sıralama soruları sıkça gelir. Sıralama en dirençliden en hassasa doğru şu şekildedir: Klorlamaya Dirençli Su Borcu Patojenleri Su hijyeninde ve halk sağlığı sorularında sizin de belirttiğiniz üç etken “Klorlamaya Dirençli” olmalarıyla klinikte salgınlara yol açar: Örnek TUS/DUS Tarzı Vaka Sorusu … Devamını oku

Supin pozisyonu kollar gövdenin iki yanında, topuklar bitişik, sırt üstü yatar pozisyondur. ******”Supin hipotansif sendrom” gebelikte oluşan bir kardiyovasküler değişikliktir. Büyüyen uterus supin pozisyonda aortayı veya inferior vena kavayı oklüze veya obsrükte edebilir. Bu durum anne supin pozisyonda iken kardiyak debinin düşmesine ve hipotansiyona neden olur. Venöz dönüş ve kardiyak debideki düşme yaklaşık olarak %25 30’dur. Böylelikle uterin kan akımı da azalır.Aynı zamanda obstrüksiyonun altındaki artmış venöz basınç uterusun perfüzyon basıncını daha da azaltabilir. Gebenin sola yatırılması veya sağ kalçanın altının desteklenmesiyle önlenebilir.

Supin Hipotansif Sendromu (Aortokaval Kompresyon), özellikle gebeliğin ikinci yarısından sonra (20. gebelik haftasından itibaren) büyüyen uterusun mekanik basısı sonucu ortaya çıkan solunumsal ve hemodinamik bir kriz tablosudur. Bu konuyu sınav odaklı derinleştirmek ve derece yaptırabilecek patofizyolojik detayları yakalamak adına şu parametreler hayati önem taşır: Patofizyolojik Değişiklikler ve “Sayısal” İpuçları Sınav ve Klinik İçin Kritik Ayırıcı … Devamını oku