Porfiria kutenea tarda

PORFİRİNLER Dört pirol halkasının metenil köprüleri ile bağlanmasından porfirinler oluşur. Porfirinler RENKLİDİR Yapılalarında çift bağ vardır ve UV ile aydınlatıldıklarında kırmızı bir floresans verirler 400 mm’de oluşturdukları banda soret bandı denir. Porfirinojenler çift bağ yoktur ve renksizdirler Porfiria kutenea tarda: Porfirin metabolizması bozukluğu nedeni ile oluşan bir grup hastalıktır. Hekzoklorbenzen bulaşmış gıdaların yenilmesi ile ilişkilidir. … Devamını oku

Glisin metabolizma bozuklukları

Glisin metabolizma bozuklukları; 1-Primer hiperoksalüri: Glisin, glisin oksidaz ile glioksalat üzerinden oksalat oluşumunda bir artış söz konusudur. Oksalat molekülünün suda çözünürlüğü azdır ve böbrekte oksalat taşları oluşur. Böbrek yetmezliği gözlenir. 2-Glisinüri; Böbreğin tubuler geri emiliminde bozukluk vardır. Glisinin idrarla atılımında artış gözlenir. 3-Hiperglisinemi: Glisin yıkımındaki hataya bağlı olarak meydana gelir. Tedavide sodyum benzoatverilir.

Trombosit fonksiyonları

Trombosit FonksiyonlarıEndotel hasarı sonrasında açığa çıkan kollajen lifler, trombosit yüzeyindeki glikoprotein (Gp)-la/IIa ile bağlanır.Ayrıca, hasarlanan ve komşu sağlam endotel hücrelerdeki Weibel-Palade cisminden salınan vonWillebrand faktör (vWF) de trombositlere Gp-Ib/IX ile bağlanır.Bu iki molekülün trombositlere tutunması adezyon denir. Adezyon yapan trombositler Gp-IIb/IIIa’ya tutunan fibrinojen ile birbirlerine bağlanırlar. Buna da trombosit agregasyonu denir. Trombositlerin agregasyonu bu hücreler … Devamını oku

Lenf nodu histolojisi

LENF DÜĞÜMÜ (LENF NODU)EmbriyolojisiIU 6. hf’da ilkel lenf keselerinin etrafındaki mezenkimal hücreleri invazyonu sonucu oluşur.HistolojisiLenf sıvısı organa afferent lenf damarı ile gelir ve kapsülün altındaki subkapsüler sinüse boşalır. Buradan organ içine (para)trabeküler sinuslarla girer. Bu seyirde kortikal sinüs ve sonra medüller sinüs adını alır. Efferent damarla organı terk eder

Özafagus kanseri evreleme

Özefagus kanserleri tüm kanserler arasında % 1.5, gastrointestinal kanserler arasında % 7 oranında görülürler. Görülme sıklığıklarına göre torasik özefagusta en sık, servikal özefagusta ise en az görülürler. En sık yassı hücreli kanser görülür. Disfaji ve kilo kaybı özefagus kanseri olan hastalarda en sık rastlanan semptomlardır. Hastaların % 98’inde ilk belirtidir. Önceleri katı gıdalara karşı olan … Devamını oku

Repinotan

Bir aminometilkroman türevi olan Repinotan yüksek potens ve etkinliğe sahip seçici bir 5-HT1A reseptörü tam agonistidir. Hayvan çalışmalarında nöroprotektif etkileri vardır ve kafa travmasını takiben beyin hasarını azalttığı insanlarda denenmiştir. Daha sonra felç tedavisi için faz II’ye kadar denendi, ancak yan etkiler hafif olmasına ve çoğunlukla mide bulantısından oluşmasına rağmen repinotan, daha sonraki klinik deneyleri … Devamını oku

Ailesel atipik multipl mol-melanom (FAMMM) sendromu

Ailesel atipik multipl mol-melanom (FAMMM) sendromu olarak da bilinen displastik nevus sendromu, belirli ailelerde tanımlanan ve olağandışı nevüsler ve çoklu kalıtsal melanomlarla karakterize kalıtsal bir kutanöz durumdur. İlk kez 1820’de tanımlanan bu durum, otozomal dominant kalıtsal olarak kalıtılır ve CDKN2A genindeki mutasyonlardan kaynaklanır. Melanomun yanı sıra bu duruma sahip bireylerde pankreas kanseri riski de yüksektir. … Devamını oku

Paronişi tedavisinde betaksolol

Paronişi tedavisinde başarı, epidermal büyüme faktörü reseptörü (EGFR) inhibisyonuna bağlıdır. Bu tedavisi zor kutanöz toksisitede en önemli yönetilmesi gereken basamaktır. Piyojenik granülom benzeri lezyonlarla birlikte epidermal büyüme faktörü reseptör inhibitörünün neden olduğu şiddetli paronişinin tedavisinde topikal betaksolol de kullanılır. Betaksolol %0,25 oftalmik solüsyon, piyojenik granülom benzeri lezyonlar ve derin çatlaklarla birlikte EGFR inhibitörünün neden olduğu … Devamını oku

Serviks kanserinde evre/ uygun tedavi

Serviks kanseri 40 yaş altında en sık görülen jinekolojik kanserlerden biridir. Vakaların yaklaşık olarak %60’ı ileri evre olarak karşımıza çıkar ve pek çoğu lokal ileri serviks kanseri olarak tanımlanır (1b2-IVA). Erken evre (1a-1b1) servikal kanser için 5 yıllık sağkalım %90 iken, buna karşın bu oran evre 1b2’de %75’e; evre IIb’de %65’e düşer. Aslında lokal ileri … Devamını oku