Supin pozisyonu kollar gövdenin iki yanında, topuklar bitişik, sırt üstü yatar pozisyondur. ******”Supin hipotansif sendrom” gebelikte oluşan bir kardiyovasküler değişikliktir. Büyüyen uterus supin pozisyonda aortayı veya inferior vena kavayı oklüze veya obsrükte edebilir. Bu durum anne supin pozisyonda iken kardiyak debinin düşmesine ve hipotansiyona neden olur. Venöz dönüş ve kardiyak debideki düşme yaklaşık olarak %25 30’dur. Böylelikle uterin kan akımı da azalır.Aynı zamanda obstrüksiyonun altındaki artmış venöz basınç uterusun perfüzyon basıncını daha da azaltabilir. Gebenin sola yatırılması veya sağ kalçanın altının desteklenmesiyle önlenebilir.

Supin Hipotansif Sendromu (Aortokaval Kompresyon), özellikle gebeliğin ikinci yarısından sonra (20. gebelik haftasından itibaren) büyüyen uterusun mekanik basısı sonucu ortaya çıkan solunumsal ve hemodinamik bir kriz tablosudur. Bu konuyu sınav odaklı derinleştirmek ve derece yaptırabilecek patofizyolojik detayları yakalamak adına şu parametreler hayati önem taşır: Patofizyolojik Değişiklikler ve “Sayısal” İpuçları Sınav ve Klinik İçin Kritik Ayırıcı … Devamını oku

Ekrin ter bezlerinde nörotransmitter asetilkolin ve reseptör muskarinik reseptördür. Dolayısıyla ekrin ter bezlerinde blokaj oluşturanlar antikolinerjiklerdir (Atropin). Apokrin lenf bezlerinde nörotransmitter noradrenalin ve reseptör α reseptörüdür. Dolayısıyla apokrin ter bezlerinde blokaj oluşturanlar α blokerlerdir (fentolamin).

Ekrin Ter Bezleri (Genel Vücut Teri): Sempatik postgangliyonik liflerden Asetilkolin (ACh) salınır ve bu molekül bezdeki Muskarinik (M3) reseptörlere bağlanır. Sempatik sistemin bu “kolinerjik” istisnası nedeniyle, Atropin gibi antikolinerjik ilaçlar ekrin terlemeyi tamamen bloke eder. Klinik sorularda bu durum kendisini Atropin zehirlenmesindeki “Kuru cilt / Kuru bir asfalt gibi sıcak” semptomu ile gösterir. Apokrin Ter … Devamını oku

Burkholderia, Proteus, Serratia, Morganella intrensek kolistin direncine sahip etkenlerdir. Pseudomonas türlerinin kolistine intrensek dirençli olmasını beklemeyiz. Kolistin direnci EUCAST’a göre sıvı mikrodilüsyon ile ölçülmelidir.

İntrensek (Doğuştan) Kolistin Dirençli Etkenler (Genişletilmiş Liste) Sınavlarda “Aşağıdakilerden hangisi kolistine intrensek dirençlidir?” sorularında çeldirici olarak genellikle Pseudomonas aeruginosa veya Acinetobacter verilir. Doğuştan dirençli olan tam liste şu şekildedir: İntrensek Direncin Moleküler Mekanizması EUCAST ve Sıvı Mikrodilüsyon Zorunluluğu Kazanılmış Direnç Tehlikesi: mcr-1 Geni Örnek TUS/YDUS Tarzı Vaka Sorusu Soru: Yoğun bakım ünitesinde mekanik ventilatöre bağlı … Devamını oku

Tekrarlayan gebelik kaybı öyküsü olan bir kadında, soruna neden olan etiyolojik faktörün tanımlanması ve tedavisi sonrasında, bir sonraki gebelikte term canlı doğum elde etme olasılığı ortalama %60’tır. Etiyolojik faktörler arasında prognostik açıdan en olumlu sonuçları endokrin faktörler verirken (>%90),anatomik anomalilerin düzeltilmesi sonrasında canlı doğum ihtimali %60–90, genetik faktörlere bağlı nedenlerde %20–80, tromboembolik faktörler ve infeksiyöz faktörlerde ise %70–90’dır

Etiyolojik Faktörlerin Klinik ve Sınav Odaklı Analizi Sınav İçin Kritik Ayırıcı Tanı Öncülleri Örnek TUS/YDUS Tarzı Vaka Sorusu Soru:Daha önce 9. ve 11. gebelik haftalarında iki kez abortus öyküsü olan 29 yaşındaki kadının yapılan etiyolojik incelemelerinde uterus septus saptanmıştır. Hastaya başarılı bir histeroskopik septum rezeksiyonu operasyonu uygulanıyor. Bu hastanın bir sonraki gebeliğinde term canlı doğum … Devamını oku

Pantotenik asitin bir proteine kovalent olarak bağlı olan aktif formu; triaçilgliserol metabolizmasında kullanılır.

Açil taşıyıcı protein (ACP), yağ asitlerinin biyosentez reaksiyonlarının birçoğunu katalizleyen yağ asidi sentaz enzim kompleksinin önemli bir bileşenidir. Bu proteinin prostetik grubu pantotenik asitten türeyen ve proteinin serin kalıntısına kovalent olarak bağlanan fosfopantoteindir. Pantotenik asitin bir diğer aktif formu olan koenzim A yağ asiti metabolizmasının birçok basamağında yer alır fakat ACP, yağ asit metabolizması ile … Devamını oku

Bütün lenfoid organlar içinde antikor sentezlemeyen yegane organ timus’tur. Kemik iliği ve Timus primer lenfoid dokulardır.

Timus, periferik lenfoid organların (lenf nodu, dalak, mukoza ilişkili lenfoid dokular) aksine antijenik uyarılara karşı efektör bir yanıt (antikor sentezi veya aktif hücresel savunma) oluşturmaz. Görevi tamamen immunokompetan T lenfositleri üretmek ve eğitmektir. Bu konuyu sınav odaklı derinleştirmek ve gelebilecek soru varyasyonlarını yakalamak için şu histofizyolojik detaylar hayati önem taşır: ******Timus Neden Antikor Sentezlemez? (Kan-Timus … Devamını oku

Ergoalkaloidlerinin içerisinde ergonovin postpartum hemorajilerin tedavisinde kullanılır. Ergonovin uterusta güçlü kasılmaya neden olacağı için uteroplasental perfüzyonu bozacağı için doğum indüksiyonunda kullanılmaz. Ergotamin migren profilaksinde, bromokritpin ve kabergolin ise parkinson, prolaktinoma gibi endikasyonlarda kullanılır.

Ergo alkaloidleri, alfa-adrenerjik, serotonerjik 5-HT1 ve dopaminerjik D2 reseptörler üzerinde parsiyel agonist/antagonist etkiler gösteren karmaşık bileşiklerdir. Bu konuyu sınav odaklı daha da derinleştirmek, derece yaptırabilecek mekanizmaları ve çeldiricileri yakalamak adına şu klinik detaylar hayati önem taşır: Uterus Etkileri ve Kritik Ayırıcı Tanı SSS ve Migren Endikasyonları (Ergotamin, Bromokriptin, Kabergolin) Örnek TUS/YDUS Tarzı Vaka Sorusu Soru: … Devamını oku

Spesifik antikorlar aracılığıyla sitotoksik yanıtta görev yapan fakat aslında kendisi non spesifik olan immün sistem hücresi; NK hücreler MHC 1 yapımı azalmış veya yabancı MHC 1 taşıyan hücreleri perforin, granzim ve Fas–FasL etkileşmesi ile öldürürler. Bunun için antikora ihtiyaçları yoktur. Ancak hedef hücreyle birleşmiş antikorlar varsa NK hücreler CD16 sayesinde IgG’nin Fc kısmına tutunur. Böylece hedef hücre daha kolay öldürülür. Bu olaya antikorlara bağlı hücre sitotoksite (ADCC) denir. ADCC yapan hücreler NK, makrofaj, nötrofil ve eozinofildir.

Doğal katil (NK) hücreler, antijen spesifik yüzey reseptörleri (TCR/BCR) taşımadıkları için non-spesifik (doğal) immün sistem elemanıdır. Ancak, hedef hücreye bağlanan IgG’yi CD16 (FcγRIII) reseptörü ile tanıyarak spesifik adaptif yanıta aracılık ederler. Bu konuyu sınav odağında bir adım öne taşıyacak, derece yaptırabilecek ek mekanizmalar ve kritik çeldiriciler şunlardır: NK Hücre Aktivasyon Mekanizması: KIR ve KAR Dengesi … Devamını oku

Tamsulosin; Diğer ilaçlardan en önemli farkı α1A reseptörlerine selektif etki göstermesidir. Bu özelliği sayesinde prostat üzerinde etki gösterirken sistemik kan basıncında belirgin değişikliğe neden olmaz. İlk doz senkopu gibi sistemik yan etkileri oldukça azdır. Tamsulosin’ e ek olarak silodosin de alfa1a reseptörünün selektif blokeridir

Tamsulosin ve Silodosin, geleneksel alfa-blokerlerin en büyük klinik dezavantajı olan kardiyovasküler yan etkileri elimine etmek üzere geliştirilmiş üroselektif ajanlardır. Bu konuyu sınav odaklı daha da derinleştirmek ve gelebilecek soru varyasyonlarını yakalamak için şu klinik detaylar ve çeldiriciler hayati önem taşır: 🎯 Reseptör Selektivitesi ve Klinik Korelasyon ⚠️ Sınav ve Klinik İçin Kritik Yan Etki: IFIS … Devamını oku