
Kronik osteomyelitte görülen Garre’nin sklerozanosteomyeliti aşağıdakilerden hangisi ile ilişkilidir?
A) Abse görülmesi
B) Reaktif kemik dokusu
C) Ölü kemik artıkları
D) Aşırı kemik yapımı *******
E) Nötrofilik infiltrasyon
CEVAP: D
Garre’nin sklerozan ostemyeliti aşırı kemik yapımıdır vekronik osteomyelitte görülür.
Ayrıca kronik ostemyelitte Brodie absesi, sekestrum(ölü kemik artıkları), involukrum (reaktif kemik dokusu) ve kronik olmasına rağmen nötrofilik eksudagörülür
Garre osteomyelitis, klinik olarak sert bir şişlikle beraber nonsupuratif gelişen bir hastalıktır. Makroskobik olarak cerrahi erime sahaları yoktur. Histolojik olarak mikroabseler ve mikrosekesterler görülebilir. Sıklıkla alt çenede görülen bu hastalık, diffüz olan kemik yapısı değişmesi ile birlikte genişleyen kemik yapısı ile karakterizedir
Hastalar zaman zaman nevraljiform ağrılardan şikayetçioiurlar. Baskıda ağrı çok azdır veya yoktur. VonMerkesteyn yaptığı çalışmalarda enfeksiyöz ajanın, kemiğin korteks çevresindeki periostun içerisinde lokalize olduğunu göstermiştir. Yine aynı araştırmacı, kemikteki kitlenin artmasını, enfeksiyon nedeniyle periosteal osteoblastların orta dereceli toksikstimulasyonuna bağlamıştır. Şişliğin sürekli olarak kaldığı ve kemik yapısının kalınlaştığı durumlarda, klinik ve radyolojik muayene şarttır.
Gorlin ve Goldman periostitis ossifikans (GarreOsteomyelit) vakalarında radyolojik olarak soğan kabuğu görüntüsünün hakim olduğunu ve görüntünün tanı için tipik olduğunu bildirmişlerdir
Garre osteomyelitisin görüldüğü pek çok vaka odontojenik kaynaklıdır.
Bölgede odontojenik enfeksiyonun mevcut olmadığı durumlarda, etyolojik faktör bölgedeki yaralanmalar veya nonodontojenik enfeksiyonlar olabilir
Subperiostal hematom, yabancı cisim reaksiyonu, uygun olmayan doz ve sürede kullanılan antibiyotik, düşük virulanslı mikroorganizmalar garre osteomiyelitininoluşmasında rol oynayabileceği gibi pek çok vakada gerçek etyolojik ajan bulunamaz
Ayırıcı tanıda Evving sarkomu, odontojenik sarkom, fibröz displazi, kondrasarkom, paget, santral giant celi granüloma, kaffey hastalığı dikkat çeker. Ancak garreosteomyelitisin farkı etyolojik faktörün ortadan kalkması ile tedaviden sonuç alınmasıdır.
Kortikal kemik ve periostiumun, irritasyona neden olabilen bir etken sonucu fokal kalınlaşması olarak bilinen skleroze garre osteomyeliti Cari Garre tarafından 1893’de tanımlanmıştır
Kronik nonsuppuratif skleroze osteomyelitis, proliferatifperiostitis, periostitis ossifikans, osteomyelitis siccaolarak da bilinmektedir
Garre osteomyelitinin görülme sıklığının maksillaya göre mandibulada daha yaygın olduğu pek çok araştırıcı tarafından vurgulanmıştır. Ancak yapılan bir klinik çalışmada 11 adet maksiller sklerozan osteomiyelitisvakası tanımlanmış ve mandibulanın yanı sıra maksillerbölgede de olayın şekillenebileceği belirtilmiştir
Eisenbud ve arkadaşları garre osteomiyelitinin genellikle çenenin dörtte birini etkilediğini, sıklıkla mandibuladalokalize olduğunu belirtmişlerdir. Vakamızda kitle simfizbölgesinden ramus bölgesine kadar uzanmaktaydı. Kaynaklarda 45 ve 55 yaş gibi ileri yaşlarda vakalardan da bahsedilmekle birlikte sklerozan osteitis genellikle gençlerde ve çocuklarda görülür
Pek çok vaka odontojenik orijinlidir. Odontojenikenfeksiyonun yokluğunda, yaralanmalar veya nonodontojenik enfeksiyonlar etyolojik faktör olarak dikkat çeker. Hastalık kemiğin neoplastik, enflamatuar, metabolik, developmental rahatsızlıklardan da gelişebilir
Vezuv ve arkadaşları, squamoz cell karsinoma varlığı olan bir hastada kronik osteomiyeliti rapor ederken, Shayer , Akdeniz anemisinin neden olduğu 5 sklerozanosteomiyelitis vakası bildirmiştir. Etyolojik faktörün arandığı diğer bir çalışmada ise çene kaslarının çok kullanımına bağlı olarak meydana gelen kronik tendoperiostitisin, mandibulada diffüz sklerozanosteomiyeliti meydana getirdiği rapor edilmiştir
Tüm bu etyolojik faktörlere rağmen, Lichty ve arkadaşları inceledikleri 37 garre osteomiyeliti vakasının 5’inde bölgede herhangi bir etyolojik ajan saptayamamışlardır
Yapılan tüm çalışmalarda lezyonun tamamen kürete edilip çıkartılması gereğini vurgulamıştır
Ewing sarkomu, odontojenik sarkom gibi neoplastikhastalıklarda periostiumda, proliferatif reaksiyona sebep olması nedeniyle garre osteomyelitisten ayırt edilmesi gereken hastalıklardır. Klinik ve radyolojik veriler açısından lezyon, Ewing sarkomuna benzer bir görünüm göstermektedir.
Kaffey hastalığı klinik ve radyolojik değerlendirmede garre osteomyelitini andırır. Ancak lezyonun gerçek ayırımı, histopatolojik incelemeler sonucunda ortaya çıkmıştır
Kemik içi hemanjiomlarda ağrı nadirdir ve lezyonun klinik seyri oldukça yavaş ve sessizdir. Anatomik olarak fibrözdisplazi, bölgeye uygun olsa bile klinik olarak çok yavaş gelişen bir lezyondur. Ayrıca fibröz dlsplazide parestezi, lenf nodiarında genişleme gözlenmediği gibi fasialasimetri çok ileri vakalarda ve oldukça nadir gelişir
Ayrıca tanıda düşünülmesi gereken kondrosarkom, erişkin bireylerde özellikle 20-30 yaş, ortalama 40 yaş civarında gözlenir ve maksilla, mandibulaya nazaran olaydan daha çok etkilenir
Paget, genellikle, yaşlı bireylerde gözlenen bir rahatsızlık olup erkeklerde daha sıktır ve sıklıkla maksillayı etkiler. Brovvn tümörü ve hiperparatiroidizmayırıcı tanıda düşünülen diğer bir olgudur
Ancak preoperatif yapılan kan tetkiklerinde hastada serum kalsiyum ve alkalen fosfataz seviyesi ve tüm kan değerleri normal bulunmuştur. Retinablastom ve Ouroblestoma ise oldukça nadir görülen lezyonlar olup genellikle maksillayı etkilerler
Vakalarda Garre osteomiyeliti için önerilen tek ve en radikal tedavi yöntemi olan cerrahi seçilir.