Yüksek Ki-67 indeksi ve Memenin malign adenomiyoepitelyoması (AME)

Meme bezleri ve tükrük bezleri benzer morfolojik özellikler ile karakterli tümörler sergileyebilmektedirler. Memenin tükrük bezi benzeri tümörleri iki tiptir: myoepitelyal diferansiasyon gösteren ve bu diferansiasyondan yoksun olan tümörler. Pür myoepitelyal ya da epimyoepitelyal diferansiasyon gösteren meme tümörleri ise nadirdir. Memenin adenomyoepitelyoması (AME) bifazik bir tümör olup, tükrük bezinin epitelyal-myoepitelyal karsinomu ile özdeştir. Histolojik olarak AME myoepitlyal ve epitelyal olmak üzere iki hücre tipinden oluşmaktadır. Epitelyal komponent, apokrin hücre özellikleri gösteren kolumnar hücrelerden oluşmaktadır. Dış tabaka ise myoepitelyal hücrelerin immün ve histolojik profilini gösteren şeffaf hücrelerden oluşmaktadır. Bizim vakamız, sağ memesinde periferal yerleşimli ağrısız kitle ile başvuran 45 yaşında kadın hasta idi. Makroskopik incelemede, eksizyon materyalinin kesit yüzünde solid, iyi sınırlı, beyaz-gri renkte, sert kitle lezyonu izlendi. Mikroskopik incelemede, tümör epitelyal ve myoepitelyal komponentlerden oluşmakta olup, büyük oranda lobüle, fokal infiltratif marjinler ile karakterli idi.

Hem epitelyal hem myoepitelyal komponentte, belirgin pleomorfizm, mitotik aktivite, atipi ve fokal nekrozlar dikkati çeker. İmmünohistokimyasal olarak SMA, CD10, p63 ve sitokeratin 5/6 myoepitelyal komponentte ve sitokeratin 7 epitelyal komponentte pozitif saptanması, Ki-67 proliferasyon indeksi % 20 olması malign adenomiyoepitelyoma tanısında aranan immünohistokimyasal parametrelerdir.

İlk defa 1970 yılında Hamperl tarafından tanımlanan adenomyoepitelyoma (AME), epitel ve myoepitel hücrelerinin bifazik proliferasyonu ile karakterize nadir görülen bir meme tümörüdür

Çoğunlukla benign olmasına rağmen malign formları da mevcuttur ve bunlarda lokal nüksler ve metastazlar görülebilir

Radyolojik ve patolojik olarak tanı koyulması kolay değildir. Kendine özgü risk faktörleri ve radyolojik bulguları olmayan bu tümörler, çoğunlukla ileri yaşlarda görülmektedir

Memenin nadir görülen tümörlerinden olan AME çoğunlukla benign yapıdadır. Literatürde vakalar 27-80 yaş arasında rapor edilmiştir

Yapılan incelemelerde AME tanısı almış meme lezyonlarının boyutları 0,5 cm ile 13 cm arasında değişmekte olup 6 hafta ile 50 yıl öncesine kadar hastalarda kitle hikayesi bulunmaktadır

Hızlı büyüyen olgularda ise malignensi riski artmaktadır. Klinik olarak AME’lar palpabl, solid, düzgün sınırlı, ağrısız ve genellikle santral yerleşimli kitlelerdir

Lobule, periferik yerleşimli, sert ve hassas kitleler nadir de olsa bildirilmiştir

Meme AME’lerin mamografi , USG ve MR’da spesifi k görüntüleri yoktur

Çoğunlukla düzgün sınırlı, parankim distorsiyonu yapmayan benign lezyonlar şeklinde görülür

Sonografi k görüntüleri kistik ve/veya solid özellikte olabilir. Birçok lezyon ise translüsent görülmüştür

Malign AME olgularının bazılarında distal akustik gölgelenme, parankim distorsiyonu ve düzensiz sınır gözlenmiş olsa da hiçbiri malign AME’ye spesifi k değildir

Malign olgularda malign mikrokalsifi kasyon her zaman gözlenmemektedir

AME tanısına veya malign özelliğine yönelik belirgin radyolojik bulgu olmamakla beraber, 2 cm’den büyük, risk faktörü olan, şüpheli kitlelerde tanı önemlidir.

Benign özellikte radyolojik bulgular olsa da kitlenin yaklaşık 3 cm olması, son 6 ayda büyüme göstermesi, vaskülarite artışı ve palpasyonda ağrılı olması nedeniyle eksizyonel biyopsi yapılması önerilir. Patolojik tanıda eksizyonel biyopsi yanında görüntüleme eşliğinde aspirasyon biopsisi veya kor biyopsi de yapılabilir. AME’nin nadir gözlenmesi, hiperselüler yapısı ve sitolojik olarak diğer neoplazilerle karışması nedeniyle aspirasyon biyopsisi yerine kor biyopsi daha avantajlıdır

Özellikle yoğun “şeff af sitoplazma” özelliği; aspirasyon biopsisi ile her zaman görülemeyen bifazik yapı nedeniyle infi ltratif duktal karsinom, apokrin karsinom ve şeff af hücreli karsinom ile karışabilmektedir

Kitlenin tam olarak çıkarılması, tanı için yeterli doku sağlanması ve tedavi için önemlidir. AME’lar normal meme kanalları ve loblarında bulunan myoepitel ve epitel hücrelerin bifazik proliferasyonudur. Myoepitel hücrelerden köken alan meme lezyonları myoepiteliomalar, AME’lar ve malign myoepiteliomalardır. AME’lar büyüme yapılarına göre tübüler, lobuler ve spindle hücreli (myoid) olarak gruplandırılır

Histolojik ve immünhistokimyasal olarak salgı bezlerinin epitelmyoepitel karsinomlarına benzer

AME’nın intraduktal papillomun bir varyantı olduğu düşünülmektedir

Histolojik olarak tübüler yapıların dış tabakasını oluşturan, yuvarlak-oval nükleuslu, şeff af, glikojenden zengin bir sitoplazması olan küboidal-spindle şekilli myoepitelyal hücreler ve luminal tarafta eozinofi lik sitoplazmalı, kolumnar morfolojide epitelyal hücrelerden oluşan bifazik morfoloji izlenir. Tükrük bezindeki lezyonlardan farklı olarak AME sık olarak glandüler proliferasyon alanları içerir. Meme bezlerinin bazal tabakasında spindl ve poligonal myoepitel hücreler, luminal tarafta koyu boyanan epitelyum hücreleri bulunur. Hiperkromik bezler, “school of fi sh” görüntüsü, spindl veya “şeff af sitoplazma” görüntüsü ile beraber bifazik yapı AME için tanı koydurucudur. İmmünhistokimyasal boyama tanıda çok yararlı olup myoepitelyal hücreler SMA (düz kas aktin), Sitokeratin 14, Kalponin, p63 ve maspin, epitelyal hücreler Sitokeratin 7, Sitokeratin 19 ve EMA eksprese ederler. Nükleer pleomorfi zm, hücresel atipi, artmış mitotik aktivite, nekroz, invaziv büyüme malignite kriterleridir. AME’lerin içinde herhangi bir hücre grubunun malign transformasyonu başlayabilir. Malign transformasyon özellikle myoepitel komponentte gözlenir. Kitlenin malign transformasyonu sırasıyla adenozis, hiperplazi, benign AME ve sonrasında malign AME şeklinde olur

Bu transformasyonda genetik faktorlerin ( t(8;16) (p23;q21)) etkileri de saptanmıştır

AME tanısı alan hastalarda benign ve malign ayrımı sonrası tedavi değişmektedir. Benign olgularda çevre sağlam doku ile beraber kitlenin çıkarılması yeterlidir. Sunulan vakada, fi broadenom olarak düşünülen kitle tam olarak çıkarılmış böylelikle hem tanı hem de tedavi sağlanmıştır. Malign olgularda ise mastektomi önerilmektedir. Malign ve benign vakalarda eksizyon sonrası 4 ay- 23 yılda nüksler görülebilmektedir

Lokal nüksler genellikle 2 cm’den büyük lezyonlarda yetersiz cerrahi nedeniyle olmaktadır. Bunun yanında histolojik yapı olarak tübüler ve bazı lobüler tipler yüksek mitotik aktivite nedeniyle lokal nükslere yatkındırlar

Malign AME’ler daha ziyade hematolojik yayılım gösterir ve tedavide metastatik lezyonun eksizyonu uygulanır. Literatürde, malign AME’de akciğer, beyin ve tiroid metastazları bildirilmiştir

Fakat metastaz gelişen olgularda kemoterapinin yararı düşüktür ve prognozu birkaç yıl ile sınırlıdır

Malign olguların yanında nadir de olsa metastatik benign AME olguları bildirilmiştir

Bu durum AME’lerde malign potansiyeli bilinmeyen kitle olarak yorumlanmıştır

Metastaz potansiyeli ve lokal nüks riski nedeniyle benign AME’lerde kitlenin tümünün çıkarılması önemlidir. Sonuç olarak adenomyoepitelyoma memenin nadir neoplazilerinden olup fokal solid lezyonlarda ayırıcı tanıda genç hastalarda bile düşünülmelidir. Radyolojik olarak diğer neoplazilerden ayırt edilemediği için ve dikkat edilmezse patolojik tanısının atlanabildiği için bu tür kitlelerin çevre sağlam dokular ile tam çıkarılması gereklidir. Aksi takdirde düşük de olsa malignite potansiyeline sahip olan bu kitlelerde lokal nüks ve uzak organ metastazı ile karşılaşılabilir.