Waldenström Makroglobulinemisi

Waldenström Makroglobulinemisi (WM) immunglobulin (Ig)M protein artışı ile karakterize lenfoplazmasitik bir lenfomadır. Anemi, trombositopeni, hepatosplenomegali (HSM), lenfadenopati (LAP) ve nadiren de hipervizkosite hastalığın klinik özelliklerindendir. Yaş, hemoglobin düzeyi, trombosit sayısı, beta-2 mikroglobulin ve monoklonal IgM miktarı prognoz üzerine etkili faktörlerdendir. Waldenström Makroglobulinemisi (WM), diğer adıyla lenfoplazmasitik lenfoma nadir görülen bir hastalıktır. Hematolojik malignitelerin %1-2’sini oluşturur. … Devamını oku

Multiple Myelom tedavisinde kullanılan; Belantamab mafodotin, sitotoksik bir ajan olan maleimidokaproil monometil auristatin F (mcMMAF) ile konjuge edilmiş B hücresi olgunlaşma antijenine (BCMA) karşı hümanize bir IgG1κ monoklonal antikordur.

Aşağıdaki bulgu ya da klinik tablolardan hangisinin Multipl myelomda görülme ihtimali en düşüktür? A) Amiloidoz B) Renal yetmezlik C) Hiperkalsemi D) Hiperviskozite E) Kryoglobulinemi (Cevap E) Multipl myelom en sık görülen malign plazma hücre diskrazisidir ancak önemi bilinmeyen monoklonal gamapati en sık görülen monoklonal gamopatidir. Multipl myelom en sık görülen malign plazma hücre diskrazisidir. İskelet … Devamını oku

Enteropatojenik E. Coli

İshalli hastalıklara neden olan E. coli tipleri Enterotoksijen E. coli (ETEC) tipleri, enterotoksin üreterek hastalık yapar. Çeşitli toksinler vardır, bazıları bağırsak mukozasına zarar veren sitotoksik enterotoksinlerdir, bazıları bağırsak hücrelerinin su ve elektrolit salgılamalarına neden olan sitotonikenterotoksinlerdir. ETEC’den kaynaklanan diyare hastalığı, çok az veya hiç ateşin olmadığı, sulu ve kansız ishalin hızlı başlangıcı olarak karakterize edilir. Bunun yanı sıra karın ağrısı, … Devamını oku

Liddle sendromu

Liddle sendromu; böbrekteki toplayıcı tubullerdeki sodyum kanallarının asırı aktiviteye sahip oldugu genetik otosomal dominant geçişli bir hastalık. Normalde böbreğin öz evladıdır sodyum potasyum ise uvey evladı denebilir. Saglıklı bobrek sodyumu tutup potasyumu atmaya calısır. Bunu da elektrolit kanalları ile yapar.liddle sendromunu bu saglıklı olma durumunu abartma hali olarak basitce izah edebiliriz. Na kanallarının asırı aktivitesi … Devamını oku

Subakut sklerozan panensefalit

Dawson hastalığı olarak da bilinen subakut sklerozan panensefalit (SSPE), hipermutasyona uğramış kızamık virüsünün bazı kusurlu suşları ile oluşan bir yavaş virüs enfeksiyonun neden olduğu kronik, ilerleyici beyin iltihabının nadir bir şeklidir. Durum öncelikle çocukları, gençleri ve genç yetişkinleri etkiler. Kızamığa yakalanan 10.000 kişiden yaklaşık 2’sinin sonunda SSPE geliştireceği tahmin edilmektedir. Bununla birlikte, 2016 yılında yapılan … Devamını oku

Merkelsson Rosenthal sendromu

Melkersson Rosenthal sendromu (MRS) etyolojisi tam olarak bilinmemekle birlikte, etyopatogenezdeenfeksiyonlar, genetik yatkınlık, immün yetmezlik, besin intoleransı ve stres faktörleri gibi birçok etkensuçlanmaktadır. Diğer adı, Miescher–Melkersson–Rosenthal sendromudur. OD geçer. Melkersson-Rosenthal sendromu, tekrarlayan yüz felci , yüzün ve dudakların şişmesi (genellikle üst dudak: cheilitis granülomatoz) ve dilde kıvrımların ve olukların gelişmesi (çatlak dil) ile karakterize nadir bir … Devamını oku

Frey sendromu

Frey sendromu auriculotemporal sinir zedelenmesinin sekelidir. Baillarger sendromu, auriculotemporal sendrom, Frey-Baillarger sendromu, Dupuy sendromu adlarını da alan bir sendromdur. Auriculotemporal sinirin (n.auriculotemporalis) zedelenmesinin başlıca nedenleri parotidektomi, parotis absesi ve altçene ramus ameliyatlarıdır. Klinik belirtilerin ortaya çıkması için uzun süreli bir latent dönem gerekebilir. Bulgular Çiğnerken kulak arkasında (retroaurikuler-temporal alan) ağrı ve terleme Parotis bölgesinde kırmızılık … Devamını oku

Orta Kulak Tümörleri

Orta Kulağın İyi huylu tümörleri:En sık görülen iyi huylu tümörler glomus tümörleridir. Nadiren bazı kemik tümörleri (osteom) veya sinir kılıfı tümörleri de görülebilir. 1-Glomus Tümörleri:  Bu tümörler, yavaş büyüyen ve ameliyatta çok kanayan damar tümörlerdir. Bunlar sadece orta kulakta olabileceği gibi (Glomus Timpanikum), boyundan gelişip kulak içerisine girebilirler (Glomus jugulare). 40 yaş üzerinde ve bayanlarda daha sık görülürler. Başlangıçta … Devamını oku