

reSept ASD Occluder, yapısal kalp hastalıkları müdahalesinde, özellikle Atriyal Septal Defekt (ASD) kapatılmasında kullanılan “yeni nesil” ve biyo-emilebilir (bioresorbable) teknolojilere odaklanan bir cihazdır.
Geleneksel ASD kapatma cihazları (Amplatzer gibi) kalıcı metal çerçevelere (genellikle Nitinol) sahipken, reSept’in arkasındaki temel felsefe, septumda kalıcı yabancı madde yükünü azaltmaktır.
İsviçre’nin Baar kentinde bulunan atHeart Medical AG tarafından üretilen reSept ASD Tıkayıcı, biyolojik olarak emilebilir bir çerçeveye (polilaktik-ko-glikolik asit) sahip, kendiliğinden merkezlenen, yeniden konumlandırılabilir ve geri çekilebilir çift diskli bir cihazdır ve implantasyondan 18-24 ay sonra neredeyse tamamen emilir.
reSept ASD Occluder’ın Temel Özellikleri
- Biyo-emilebilir Çerçeve Elemanları:Geleneksel cihazlar ömür boyu kalpte metal bir kafes bırakırken, reSept cihazı zamanla vücut tarafından emilen veya dokuyla tamamen bütünleşen bileşenler içerir. Bu, uzun dönemli metal alerjisi, erozyon veya aritmi risklerini minimize etmeyi hedefler.
- Düşük Profil ve Esneklik:Cihaz, septumun doğal hareketine uyum sağlayacak şekilde tasarlanmıştır. Bu, özellikle büyük defektlerde veya septumun geri kalan dokusunun (rims) zayıf olduğu vakalarda cihazın yerinden oynamasını (dislokasyon) engellemeye yardımcı olur.
- Septal Ponksiyon Erişilebilirliği:Gelecekte hastanın sol atriyuma erişim gerektiren başka bir işleme (örneğin; MitraClip, AF Ablasyonu veya Sol Atriyal Appendaj Kapatma) ihtiyacı olması durumunda, reSept cihazı septumun tekrar delinebilmesine (transseptal ponksiyon) olanak tanıyacak bir yapı sunar. Geleneksel metal cihazlar bu tür sonraki müdahaleleri oldukça zorlaştırabilir.
Cihazın Karşılaştırmalı Avantajları
| Özellik | Geleneksel (Nitinol) Occluder | reSept ASD Occluder |
| Kalıcı Yabancı Madde | Yüksek (Tamamı metal/kumaş) | Düşük (Kısmen emilebilir yapı) |
| Doku Entegrasyonu | Metal kafes üzerine endotelleşme | Daha doğal doku iyileşmesi |
| Gelecek Müdahaleler | Transseptal erişim zor/imkansız | Transseptal erişim korunur |
| Erozyon Riski | Nadir ama ciddi bir risk | Daha düşük risk potansiyeli |
Klinik Kullanım ve Statü
reSept (AtriCure veya ilgili teknoloji girişimleri tarafından geliştirilen versiyonlar), özellikle “minimal implant yükü” konseptini savunan girişimsel kardiyologlar tarafından tercih edilmektedir. Cihazın amacı, deliği güvenle kapatırken septumun fonksiyonel ve mekanik özelliklerini mümkün olduğunca korunmaktır.
Bir kardiyovasküler cerrahi uzmanı olarak, bu tür cihazların cerrahi kapatmaya (yama ile primer onarım) kıyasla en büyük avantajının cerrahi morbiditeyi azaltması olduğunu, ancak reSept gibi teknolojilerin cerrahinin sunduğu “yabancı madde bırakmama” avantajına en çok yaklaşan perkütan çözüm olduğunu söyleyebiliriz.
Sekonder tip atriyal septal defekt (ASD II) için transkateter kapatmanın küresel uygulaması sürekli olarak olumlu uzun vadeli sonuçlar vermektedir
Yeni bir yaklaşım, geleneksel metal çerçevelerle tipik olarak ilişkili uzun vadeli komplikasyonları azaltmada umut vaat eden, biyolojik olarak emilebilir bir çerçeve ile tasarlanmış bir atriyal septal tıkayıcının kullanımını içermektedir. Özellikle, Carag Biyolojik Olarak Emilebilir Septal Tıkayıcı (CBSO; CARAG AG, Baar, İsviçre; şimdi atHeart Medical AG, İsviçre tarafından geliştirilen “reSept ASD Tıkayıcı”), bu avantajlı özelliklere sahip öncü interatriyal septal tıkayıcı olarak ön saflarda yer almaktadır
Mevcut literatürde CBSO cihazının preklinik hayvan çalışmaları ve yetişkin popülasyonlarındaki güvenliği ve etkinliği raporlanırken yakın tarihli yayınımız özellikle bu cihazın ilk dört pediatrik implantasyonunu takiben prosedürel uygulanabilirliğe ve 12 aylık takip süresine odaklanmıştır
İlk 12 aylık takip süresi boyunca herhangi bir peri-intervansiyonel veya post-intervansiyonel komplikasyon gözlenmemiştir. İnteratriyal septum kalınlığının ekokardiyografik değerlendirmeleri, 12 aylık takip süresi boyunca anlamlı bir artış göstermez.
Özellikle, kısa eksen görünümünde peri-intervansiyonel septal kalınlık 3,6 mm (3,4–3,7) ve 4 odacıklı görünümlerde 3,9 mm (3,5–4,2) idi. 12 ay sonra gözlemlenen septal kalınlık artışı, kısa eksen görünümünde 0,9 mm (0,72–1,0) ve 4 odacıklı görünümde 0,65 mm (0,25–1,37) olarak ölçülmüştür; bu da cihazın doku reaksiyonunu ve endotelizasyonunu yansıtmaktadır