Splenozis

Splenozis; Travma sonrası dalak dokusunun başka yere ekilmesi ile oluşur.

Kapsül yırtılması ile doku gidip batına yayılır.

Bu durum operasyonlarda endometriosis, met veya hemanjiomlarla karıştırılabilir.

Bazen ince bağırsak obstrüksiyonuna neden olabilir.

Splenozis, dalak yaralanması veya splenektomi sonrası dalak dokusunun heterotopik ototransplantasyonu
ve implantasyonudur.

Splenozis sıklıkla tümör yanlış tanısı aldığından, dalak travması veya splenektomi öyküsü bulunan hastalarda akılda bulunması önemlidir

Splenozis, dalak yaralanması veya splenektomi sonrası dalak dokusunun heterotopik ototransplantasyonu ve implantasyonu için kullanılır. Splenozis terimi ilk kez 1939 yılında Buchbinder ve Lipkoff tarafından kullanılmıştır

Hastalar genellikle asemptomatik olduğundan, splenozisin nadir olduğu düşünülür. Bununla birlikte, travmatik splenektomi sonrası splenozisin %16 ila %67 arasında bulunduğu bildirilmiştir

Splenozis odaklarının sol üst kadran dışındaki yerleşimi ve yavaş büyüme göstermesi neoplaziyi taklit edebilir.

Görüntüleme bulgularının yetersiz yorumlanması ve anamnez eksikliği, gereksiz cerrahi müdahalelere neden olabilmektedir

Splenozis, dalak yaralanması sonrası oluşan dalak dokusunun heterotopik implantasyonudur. Bir zamanlar nadir görüldüğü düşünülse de, bazı yayınlarda dalak rüptürü sonrası hastaların %67’sinde görüldüğü bildirilmektedir

Dalak implantları, değişik sayıda ve farklı şekillerde bulunabilir. Ayrıca boyutları birkaç milimetreden, 12 santimetreye kadar ulaşabilir

Ektopik splenik doku vücutta aksesuar dalak veya splenozis şeklinde bulunabilir. Aksesuar dalak, histolojik olarak normal dalak dokusu özelliklerini taşır, arteryel kanlanmasını splenik arterden sağlar ve sol dorsal mezogastriyumun embriyolojik kalıntısıdır.

Splenozis ise çevre vasküler yapılardan kanlanır, histolojik olarak; normal görünümlü kırmızı pulpa ile iyi gelişmemiş beyaz pulpadan oluşur ve normal dalaktaki gibi trabeküler yapı göstermez. Ayrıca splenozisteki dalak dokusunun hilusu bulunmaz ve kapsülü iyi gelişmemiştir.

Aksesuar dalak splenopankreatik veya gastrosplenik ligamanın yakınlarında yer alırken, splenozis i karın boşluğunun her hangi bir yerinde veya ektraperitoneal, intratorasik yerleşimde bulunabilir

Dalak rüptürü sonrası splenektomi yapılan olgularda torasik splenozis sıklığı %18 bulunmuş olup, pulmoner nodül, plevral fibröz tümör, mezotelyoma veya malign timoma yanlış tanısı alabilir.

Torakal splenozis, dalak rüptürüne diyafram rüptürü eşlik ettiğinde ortaya çıkar ve sıklıkla sol hemitoraksta görülür

Çoğu splenozis olgusu asemptomatik olup USG veya BT taramaları sırasında rastlantısal olarak bulunmaktadır.

Splenozis nadiren semptomatik olup hastalarda karın ağrısı, karın şişliği, intestinal obstrüksiyon, hidronefroz, plörezi ve hemoptizi görülebilir

Çok sayıda karın içi heterotopik dalak implantı bulunan olgumuzda, ayırıcı tanıda endometriyozis, lenfoma, metastatik lenfadenopati, abdominal lenfomatozis, peritoneal karsinomatöz, disemine peritoneal leyomiyomata düşünülebilir.

Endometriyomalar, splenozisten farklı olarak, hormonal uyarılara duyarlı olduğundan, bu odaklarda tekrarlayan kanama, inflamasyon ve fibrozis gelişebilir. Hastalarda genellikle adet dönemlerinde artan karın ağrısı mevcutken, splenozis sıklıkla asemptomatiktir.

Endometriyomalar BT’de sıklıkla kompleks kistik pelvik kitleler şeklinde görülürken, splenozis odakları ise dalak ile benzer boyanma gösteren, homojen nodüler lezyonlar şeklinde görülür

Abdominal lenfoma, sıklıkla yüksek dereceli non-Hodgkin lenfomanın ekstranodal tutulumu şeklinde görülmekte olup periferal lenfadenopatilerle birlikte bulunur.

Lenfomada abdominal lenfadenopatiler birleşme eğiliminde olup, çevre yapılarda bası etkisi oluşturarak karın ağrısı, barsak tıkanıklığı, karın şişkinliği, barsak alışkanlıklarında değişikliğe neden olabilir. Splenosis ise nadiren bası etkisi oluşturur ve sıklıkla asemptomatiktir.

Lenfomada, splenozisten farklı olarak, sıklıkla gece terlemeleri, kilo kaybı, ateş ve tekrarlayan enfeksiyonlar görülür

Abdominal lenfomatozis; asit, difüz peritoneal kalınlaşma ve multifokal peritoneal nodüllerin bulunduğu, peritoneal karsinomatozu taklit eden lenfoma tutulumudur.

Splenoziste ise abdominal lenfomatozis ve peritoneal karsinomatözden farklı olarak asit veya peritoneal kalınlaşma beklenmez

Disemine peritoneal leyomiyomata; peritonda, subperitoneal alanda, omentumda farklı sayı ve boyutta düz kas tümörleri bulunması ile karakterize, nedeni bilinmeyen ve splenozis gibi sıklıkla asemptomatik olan bir hastalıktır. Peritoneal leyomiyomlar, miyometriyum ile benzer boyanma derecesi gösterir. Splenozis odakları ise dalak ile benzer boyanma derecesi gösterir.

Laparoskopik miyomektomi ameliyatlarının, disemine peritoneal leyomiyomata için hazırlayıcı faktör olduğu düşünülmektedir. Ayrıca disemine peritoneal leyomiyomata sıklıkla endometriyozis ile birlikte görülür ve hormonal uyarıya yanıt verdiğinden tedavisinde GnRH analogları, aromataz inhibitörleri kullanılır

Kesitsel görüntülemede düzgün sınırlı, miyometriyum ile benzer boyanan solid lezyonlar ve eşlik eden uterin leyomiyomlar, omental kek ve asit, disemine peritoneal leyomiyomatayı düşündürür.

Splenozis odakları karaciğerde subkapsüler yerleşim göstererek hepatoselüler karsinom, adenom veya metastaz ile karışabilir. Dalağın eritrositik öncül hücrelerinin portal ven yoluyla karaciğere geldiği ve doku hipoksisine yanıt olarak büyüdüğü düşünülmektedir.

İntrahepatik splenozis odakları dinamik BT inceleme sırasında karaciğere göre kontrastsız kesitlerde hipodens, kontrast madde verildikten sonra hiperdens, portal fazda ise izodens olarak görülür. Lezyonların periferinde hipodens bir halka bulunur

Teknesyum-99m sülfür kolloid sintigrafisi, retiküloendotelyal sistem dokularını göstermede oldukça duyarlı ve özgüldür

Ayrıca Teknesyum99m ısı hasarlı eritrositler kullanılarak yapılan sintigrafik incelemeler de, retiküloendotelyal sistem dokularını göstermede en az sülfür kolloid sintigrafisi kadar duyarlıdır.

Dalak dokusu ısı hasarlı eritrositleri %90’ın üzerinde tuttuğundan görüntüleme kalitesi ve tanısal hassasiyeti sülfür kolloid sintigrafisine göre daha üstündür. Her iki yöntemle yapılan sintigrafi incelemesiyle, operasyon esnasında ektopik dalak doksunun gamma prob kullanılarak lokalize edilebilir

Sintigrafik görüntüleme, splenik travma öyküsü olan ve vücudunun her hangi bir yerinde nodüler lezyonlar bulunan, asemptomatik hastalarda splenozis tanısını doğrulamada oldukça duyarlı ve noninvazif yöntemdir.

Sonuç olarak splenozis, nadir görüldüğü düşünülse de dalak rüptürü nedeniyle splenektomi olan hastalarda oldukça sık görülmekte olup, sıklıkla asemptomatik hastalara yapılan radyolojik incelemelerde tesadüfen saptanmaktadır.

Lenfoma, metastatik lenfadenopati, peritoneal karsinomatöz, disemine peritoneal leyomiyomata, endometriyozis ve miyoma uteri ile benzer görünümlere sahip olup, gereksiz biyopsi veya cerrahi müdahaleye neden olabilir.

Dalak rüptürü veya splenektomi öyküsü bilinen asemptomatik olgularda, karın veya toraks içerisinde bir veya daha çok sayıda nodüler lezyon saptandığında, ayırıcı tanıda splenozis düşünülmesi gereksiz cerrahi müdahaleyi önleyeceğinden oldukça önemlidir