2026 Güncel TUS Denemesi
Tıbbi Mikrobiyoloji — 18 Çok Çok Zor Soru ve Açıklamalı Cevap
Sorular; bakteriyoloji, viroloji, mikoloji, parazitoloji, immünoloji, moleküler tanı ve antimikrobiyal duyarlılık testlerini kapsar. Güncel bölümlerde 2026 EUCAST 16.1, CLSI M100 36. baskı, WHO direnç raporları ve CDC verileri esas alınmıştır. EUCAST’ın “I” kategorisi “duyarlı, artırılmış maruziyet” anlamındadır; “orta duyarlı” şeklinde yorumlanmamalıdır.
TIBBİ MİKROBİYOLOJİ DENEME SINAVI
Soru 1 — Antimikrobiyal duyarlılık testleri
Ventilatör ilişkili pnömonisi bulunan hastanın trakeal aspiratında Pseudomonas aeruginosa üremiştir. EUCAST kriterlerine göre piperasilin-tazobaktam sonucu “I”, meropenem sonucu ise “S” olarak raporlanmıştır.
Bu raporla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi en doğrudur?
A) Piperasilin-tazobaktamın klinik olarak etkisiz olduğu kabul edilmelidir
B) “I”, duyarlı ile dirençli arasında belirsiz bir ara kategori anlamındadır
C) Piperasilin-tazobaktam ancak maruziyet artırılarak etkili kabul edilir
D) Meropenem için standart dozun altında doz uygulanması önerilir
E) “I” kategorisindeki antibiyotik antibiyogram raporundan çıkarılmalıdır
Doğru cevap: C
Açıklama
EUCAST sisteminde:
- S: Standart doz rejimiyle duyarlı
- I: Artırılmış maruziyetle duyarlı
- R: Artırılmış maruziyete rağmen dirençli
Artırılmış maruziyet şu yöntemlerle sağlanabilir:
- Dozun artırılması,
- Doz aralığının kısaltılması,
- Uzatılmış veya sürekli infüzyon,
- İlacın enfeksiyon bölgesinde yüksek konsantrasyona ulaştığı rejimlerin kullanılması.
“I” kategorisi eski anlamdaki “intermediate—orta duyarlı” kategorisi değildir. Özellikle P. aeruginosa için birçok β-laktam sonucu, uygun yüksek doz rejimini vurgulamak amacıyla “I” kategorisinde yer alabilir. EUCAST’ın güncel klinik sınır değer tabloları 2026’da 16.1 sürümüne ulaşmıştır.
Soru 2 — Candida auris
Yoğun bakım ünitesinde uzun süredir yatan hastanın kan kültüründe maya üremiştir. Eski bir biyokimyasal tanımlama sistemi etkeni Candida haemulonii olarak bildirmiştir. Hasta daha önce farklı hastanelerde yatmış ve koltuk altı-kasık sürüntüsünde aynı maya saptanmıştır.
Etkenle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi en doğrudur?
A) Germ tüp testi genellikle pozitiftir
B) Sağlıklı insan bağırsak florasının baskın elemanıdır
C) Konvansiyonel sistemlerle yanlış tanımlanabilir ve sağlık kurumlarında kalıcı kolonizasyon yapabilir
D) Ekinokandinlere doğal olarak dirençlidir
E) Hastadan izolasyonu çevresel dezenfeksiyon gerektirmez
Doğru cevap: C
Açıklama
Etken Candida auristir. Önemli özellikleri:
- Sağlık kurumlarında salgın yapabilir.
- Deride, özellikle koltuk altı ve kasık bölgesinde kolonize olabilir.
- Çevrede ve tıbbi cihaz yüzeylerinde uzun süre kalabilir.
- Eski biyokimyasal sistemlerle C. haemulonii, C. famata, C. sake veya başka mayalar olarak yanlış tanımlanabilir.
- Güncel MALDI-TOF veri tabanı veya moleküler yöntemlerle doğrulanabilir.
- Birçok izolat flukonazole dirençlidir.
- Ekinokandin direnci daha seyrektir ancak tedavi sırasında gelişebilir.
CDC’nin 2026 verilerine göre ABD’de 2024 yılında 6.304 klinik C. auris olgusu bildirilmiştir. CDC sürveyansında 2022–2023 izolatlarının yaklaşık %95’i flukonazole, %15’i amfoterisin B’ye ve %1’i ekinokandinlere dirençli bulunmuştur. Bu nedenle “ekinokandinlere doğal olarak dirençlidir” ifadesi yanlıştır.
Soru 3 — Karbapenemazlar
Karbapeneme dirençli Klebsiella pneumoniae izolatında moleküler yöntemle blaNDM geni saptanmıştır. İzolat meropenem-vaborbaktama dirençli, aztreonama ise hidroliz açısından korunmuş görünmektedir. Ancak eş zamanlı ESBL üretimi nedeniyle aztreonam tek başına etkisizdir.
Bu izolat için en uygun mekanistik yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?
A) Meropenem-vaborbaktam
B) İmipenem-relebaktam
C) Seftazidim-avibaktam ile aztreonamın birlikte kullanılması
D) Kloksasilin ile sefoksitin
E) Ampisilin-sulbaktam ile ertapenem
Doğru cevap: C
Açıklama
NDM, Ambler sınıf B metallo-β-laktamazdır.
Metallo-β-laktamazlar:
- Çinko bağımlıdır.
- Penisilinleri, sefalosporinleri ve karbapenemleri hidroliz eder.
- Aztreonamı hidroliz etmez.
- Avibaktam, vaborbaktam ve relebaktam tarafından doğrudan inhibe edilmez.
Bununla birlikte NDM üreten izolatlar sıklıkla aztreonamı parçalayan ESBL veya AmpC enzimlerini de taşır. Avibaktam bu eşlik eden serin β-laktamazları inhibe ederek aztreonamı korur.
Bu nedenle:
NDM + ESBL/AmpC → aztreonam + avibaktam temelli yaklaşım
mantıklıdır.
Karbapenemaz sınıfları:
- KPC → Sınıf A, serin karbapenemaz
- NDM, VIM, IMP → Sınıf B, metallo-β-laktamaz
- OXA-48 benzeri → Sınıf D
Soru 4 — OXA-48 benzeri karbapenemaz
Kan kültüründe üreyen Klebsiella pneumoniae izolatında ertapenem direnci belirgin olmasına karşın meropenem MİK değeri yalnızca hafif yükselmiştir. İzolat temocilline dirençli, geniş spektrumlu sefalosporinlere ise değişken duyarlıdır. İmmünokromatografik test OXA-48 benzeri karbapenemazı göstermiştir.
Bu enzim için aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
A) Çinko şelatörleriyle inhibe edilir
B) Aztreonamı güçlü biçimde hidroliz eder
C) Seftazidim-avibaktamdaki avibaktam tarafından inhibe edilebilir
D) Yalnızca Acinetobacter baumannii’de görülür
E) Sefalosporinleri her zaman güçlü biçimde hidroliz ettiği için kolayca tanınır
Doğru cevap: C
Açıklama
OXA-48 benzeri enzimler Ambler sınıf D serin karbapenemazlardır.
Başlıca özellikleri:
- Penisilinleri ve karbapenemleri hidroliz eder.
- Geniş spektrumlu sefalosporinleri tek başına zayıf hidroliz edebilir.
- Bu nedenle rutin antibiyogramda gözden kaçabilir.
- Ertapenem duyarlılığı çoğunlukla ilk bozulan karbapenem sonucudur.
- Avibaktam tarafından inhibe edilebilir.
- Vaborbaktam ve relebaktamın OXA-48 üzerindeki etkinliği yeterli değildir.
Sefalosporin direnci belirginse sıklıkla eşlik eden ESBL veya geçirgenlik bozukluğu da vardır.
Soru 5 — Staphylococcus aureus ve mec genleri
İnsanlarla yakın temas hâlindeki bir çiftlik çalışanının yara kültüründe sefoksitine dirençli Staphylococcus aureus üremiştir. PBP2a lateks testi pozitif olmasına karşın yalnızca mecA genini hedefleyen PCR negatiftir.
Bu uyumsuzluğu en iyi açıklayan seçenek aşağıdakilerden hangisidir?
A) vanA geni
B) mecC geni
C) ermC geni
D) mupA geni
E) blaZ geni
Doğru cevap: B
Açıklama
Metisilin direncinin en sık nedeni mecA tarafından kodlanan düşük β-laktam afiniteli PBP2a proteinidir. Bununla birlikte mecA’dan farklı dizilime sahip mecC geni de PBP2a benzeri bir protein kodlar.
mecC ilişkili MRSA:
- Hayvanlarla temasla ilişkili olabilir.
- Sefoksitin direnci gösterebilir.
- PBP2a protein testleriyle pozitif olabilir.
- Yalnızca mecA’yı hedefleyen PCR ile kaçırılabilir.
TUS ayrımı:
- mecA/mecC → Metisilin direnci
- vanA → Vankomisin direnci
- erm → MLS_B direnci
- mupA → Yüksek düzey mupirosin direnci
- blaZ → Penisilinaz
Soru 6 — İndüklenebilir klindamisin direnci
Deri ve yumuşak doku enfeksiyonundan izole edilen S. aureus için antibiyogram sonuçları şöyledir:
- Eritromisin: Dirençli
- Klindamisin: Duyarlı
- D-testi: Pozitif
Bu fenotipi oluşturan mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?
A) 23S rRNA metilasyonu yapan indüklenebilir erm geni
B) Ribozomal koruma sağlayan tetM geni
C) Klindamisini parçalayan constitutive β-laktamaz
D) DNA giraz mutasyonu
E) D-Ala-D-Ala’nın D-Ala-D-Lac ile değiştirilmesi
Doğru cevap: A
Açıklama
Pozitif D-testi, indüklenebilir MLS_B direncini gösterir.
erm genleri:
- 23S rRNA’yı metiller.
- Makrolid, linkozamid ve streptogramin B bağlanmasını azaltır.
- Eritromisin, metilaz üretimini indükleyebilir.
- Klindamisin başlangıçta duyarlı görünse bile tedavi sırasında direnç seçilebilir.
Disklerde eritromisine bakan klindamisin inhibisyon zonunun düzleşmesi “D” görünümünü oluşturur.
Fenotipler:
- Eritromisin R, klindamisin S, D-test pozitif → İndüklenebilir MLS_B
- Eritromisin R, klindamisin R → Konstitutif MLS_B olası
- Eritromisin R, klindamisin S, D-test negatif → Efluks aracılı M fenotipi
Pozitif D-testinde klindamisin dirençli olarak raporlanır.
Soru 7 — Enterokoklarda glikopeptid direnci
Enterococcus faecium izolatı vankomisin ve teikoplanine yüksek düzey dirençlidir. Moleküler incelemede ligaz enziminin peptidoglikan öncülündeki terminal dipeptidi değiştirdiği gösterilmiştir.
Bu izolat için en olası direnç mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?
A) vanB aracılı D-Ala-D-Ser sentezi
B) vanA aracılı D-Ala-D-Lac sentezi
C) mecA aracılı PBP2a sentezi
D) vanC aracılı indüklenebilir D-Ala-D-Lac sentezi
E) ddl kaybına bağlı D-Ala-D-Ala artışı
Doğru cevap: B
Açıklama
VanA fenotipi:
- Vankomisine yüksek düzey direnç
- Teikoplanine direnç
- D-Ala-D-Ala yerine D-Ala-D-Lac
- Glikopeptid bağlanma afinitesinde yaklaşık 1.000 kat azalma
VanB fenotipi:
- Vankomisin direnci
- Teikoplanin genellikle etkili
- D-Ala-D-Lac oluşumu
VanC:
- E. gallinarum ve E. casseliflavus gibi türlerde intrinsik
- Düşük düzey vankomisin direnci
- D-Ala-D-Ser yapısı
- Teikoplanin genellikle etkili
Soru 8 — Stenotrophomonas maltophilia
Kök hücre nakli yapılan hastanın kan kültüründe Stenotrophomonas maltophilia üremiştir. İzolatın karbapenemlere doğal olarak dirençli olduğu belirtilmiştir.
Bu doğal dirence en fazla katkıda bulunan enzim çifti aşağıdakilerden hangisidir?
A) KPC ve OXA-48
B) NDM ve AmpC
C) L1 metallo-β-laktamaz ve L2 serin β-laktamaz
D) TEM-1 ve SHV-1
E) mecA ve blaZ
Doğru cevap: C
Açıklama
S. maltophilia çok sayıda intrinsik direnç mekanizmasına sahiptir:
- L1: Çinko bağımlı metallo-β-laktamaz
- L2: Serin sefalosporinaz
- Efluks pompaları
- Düşük dış membran geçirgenliği
- Aminoglikozid modifiye edici enzimler
- Biyofilm oluşturma
Bu nedenle karbapenemler etkisizdir. Geleneksel olarak trimetoprim-sülfametoksazol önemli tedavi seçeneğidir; duyarlılık ve klinik duruma göre minosiklin, levofloksasin veya yeni ajanlar değerlendirilebilir.
CLSI 2025’te S. maltophilia sınır değerlerinde önemli düzenlemeler yapmış, güncel standartlarda sonuçların yalnızca geçerli yöntem ve sınır değerlerle yorumlanmasının önemini vurgulamıştır. (CLSI)
Soru 9 — Clostridioides difficile tanısı
Antibiyotik kullanımı sonrası günde sekiz kez sulu dışkılaması başlayan hastanın dışkı testleri şöyledir:
- Glutamat dehidrogenaz: Pozitif
- Toksin A/B enzim immünoassayi: Negatif
- NAAT: Pozitif
Bu sonuçların en doğru yorumu aşağıdakilerden hangisidir?
A) Etken kesinlikle toksin oluşturmayan bir suştur
B) NAAT canlı bakteri ve aktif toksin üretimini kesin olarak gösterir
C) Toksijenik C. difficile geni vardır; aktif enfeksiyon tanısı klinik bulgularla birlikte konulmalıdır
D) GDH pozitifliği yalnızca toksijenik suşlarda görülür
E) Toksin testi negatif olduğundan enfeksiyon kesinlikle dışlanır
Doğru cevap: C
Açıklama
GDH:
- C. difficile için duyarlı tarama testidir.
- Toksijenik ve toksijenik olmayan suşlarda pozitiftir.
- Özgüllüğü sınırlıdır.
Toksin EIA:
- Özgüllüğü yüksektir.
- Duyarlılığı görece düşüktür.
NAAT:
- Genellikle toksin genlerini, örneğin tcdB’yi saptar.
- Genin varlığını gösterir.
- Aktif toksin üretimini veya klinik hastalığı tek başına kanıtlamaz.
- Asemptomatik kolonizasyonu da pozitif gösterebilir.
Bu nedenle yalnızca şekilsiz dışkı ve uyumlu klinik tablo bulunan hastalar test edilmelidir. Test sonucu, klinik değerlendirmeden bağımsız yorumlanmamalıdır.
Soru 10 — Tüberküloz moleküler tanısı
Akciğer tüberkülozu düşünülen hastanın balgamında aside dirençli basil görülmüştür. Hızlı moleküler testte Mycobacterium tuberculosis kompleksi saptanmış ve rpoB mutasyonu bildirilmiştir.
Bu mutasyonun en doğrudan ilişkili olduğu direnç aşağıdakilerden hangisidir?
A) İzoniazid
B) Rifampisin
C) Pirazinamid
D) Etambutol
E) Bedaquiline
Doğru cevap: B
Açıklama
rpoB, DNA’ya bağımlı RNA polimerazın β-alt birimini kodlar. Rifampisin bu alt birime bağlanarak transkripsiyonu inhibe eder.
Başlıca direnç ilişkileri:
- rpoB → Rifampisin
- katG → Yüksek düzey izoniazid direnci
- inhA promotörü → Düşük düzey izoniazid direnci, etionamid çapraz direnci
- pncA → Pirazinamid
- embB → Etambutol
- gyrA/gyrB → Florokinolon
- Rv0678 → Bedaquiline ve klofazimin direnciyle ilişkili efluks artışı
Rifampisin direnci, çok ilaca dirençli tüberküloz için önemli bir belirteçtir; ancak MDR-TB tanısı için izoniazid direncinin de gösterilmesi gerekir. WHO’nun 2024 öncelikli patojen listesinde ilaca dirençli M. tuberculosis kritik önemdeki etkenler arasında yer almaktadır.
Soru 11 — Bordetella pertussis tanısı
Üç haftadır paroksismal öksürük, inspiratuvar “whoop” ve posttussif kusması bulunan çocukta boğmaca düşünülüyor. Yakınmaların başlangıcından sonra 24. gündür ve hasta makrolid kullanmıştır.
Bu aşamada mikrobiyolojik tanı için en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?
A) Nazofarengeal kültür, çünkü geç dönemde duyarlılığı artar
B) Boğaz sürüntüsünden Gram boyama
C) Nazofarengeal örnekte PCR ile birlikte uygun serolojik değerlendirme
D) Dışkıda toksin araştırılması
E) Kan kültüründe üreme beklenmesi
Doğru cevap: C
Açıklama
Boğmaca tanısında testlerin verimi hastalık süresine göre değişir:
- Kültür: İlk iki haftada en yüksek verim; özgüllüğü yüksek, duyarlılığı düşüktür.
- PCR: Yaklaşık ilk üç-dört haftada en yararlı yöntemdir.
- Seroloji: İkinci haftadan sonra, özellikle geç başvuruda yararlı olabilir.
Örnek, posterior nazofarenksten alınmalıdır. Pamuklu boğaz sürüntüsü uygun değildir. Antibiyotik kullanımı ve geç başvuru kültür duyarlılığını azaltır.
B. pertussis için Regan–Lowe veya Bordet–Gengou besiyeri kullanılabilir.
Soru 12 — Mpox virolojisi
Vezikülopüstüler lezyonları aynı gelişim evresinde bulunan hastanın lezyon sürüntüsünde Orthopoxvirus DNA’sı saptanmıştır.
Mpox virüsünün replikasyon özelliğiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
A) Pozitif polariteli RNA genomu nedeniyle doğrudan ribozomlarda çoğalır
B) DNA virüsü olmasına rağmen replikasyonunu sitoplazmada gerçekleştirir
C) Reverse transkriptaz kullanarak provirüs oluşturur
D) Çekirdekte latent episom şeklinde yaşam boyu kalır
E) Segmentli RNA genomu nedeniyle reassortment yapar
Doğru cevap: B
Açıklama
Mpox virüsü, Poxviridae ailesinin Orthopoxvirus cinsindedir.
Özellikleri:
- Zarflı
- Büyük
- Lineer çift iplikli DNA genomlu
- Karmaşık simetrili
- DNA virüsü olmasına rağmen sitoplazmada replike olur
Poxviruslar sitoplazmik replikasyon için gerekli DNA bağımlı RNA polimeraz ve diğer enzimleri virion içinde taşır.
Lezyonlardan alınan sürüntü veya krut materyalinde PCR, temel tanı yöntemidir. Elektron mikroskobunda tuğla biçimli virionlar görülebilir ancak rutin tanıda tercih edilmez.
Soru 13 — Hepatit D virüsü
HBsAg pozitif hastada ağır seyreden akut hepatit gelişmiştir. Anti-HBc IgM ve anti-HDV IgM pozitiftir. HDV RNA saptanmıştır.
Hepatit D virüsüyle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
A) Kendi zarf proteinini sentezleyebilen defektif olmayan bir virüstür
B) Hücreye girmek ve yeni virion oluşturmak için HBsAg’ye gereksinim duyar
C) Replikasyonu HBV DNA polimerazı tarafından gerçekleştirilir
D) Çift iplikli DNA genomuna sahiptir
E) Yalnızca HBV enfeksiyonu iyileştikten sonra çoğalabilir
Doğru cevap: B
Açıklama
HDV:
- Defektif bir RNA virüsüdür.
- Küçük, dairesel, tek iplikli RNA genomuna sahiptir.
- Zarfında HBsAg bulunur.
- Hepatosite giriş ve yeni virionların paketlenmesi için HBV’ye gereksinim duyar.
- RNA replikasyonunda konak hücre RNA polimerazlarını kullanır.
İki klinik durum vardır:
Koenfeksiyon: HBV ve HDV’nin aynı anda alınması
- Anti-HBc IgM pozitiftir.
- Kronikleşme riski görece düşüktür.
Süperenfeksiyon: Kronik HBV taşıyıcısının HDV alması
- Daha ağır seyir
- Fulminan hepatit ve kronikleşme riski daha yüksek
- Anti-HBc IgM genellikle negatif veya düşük düzeydedir.
Soru 14 — HIV tanı algoritması
Yüksek riskli temastan 18 gün sonra başvuran hastada ateş, döküntü, farenjit ve lenfadenopati vardır. Dördüncü kuşak HIV-1/2 antijen-antikor testi reaktif, HIV-1/HIV-2 antikor ayırım testi negatiftir.
Bir sonraki en uygun test aşağıdakilerden hangisidir?
A) Western blotun altı ay sonra tekrarlanması
B) HIV-1 RNA nükleik asit testi
C) CD4/CD8 oranı
D) p24 antijeninin nötralizasyon testi
E) Proviral DNA testi yapılmadan enfeksiyonun dışlanması
Doğru cevap: B
Açıklama
Güncel laboratuvar algoritması:
- HIV-1/2 antijen-antikor kombinasyon testi
- Reaktifse HIV-1/HIV-2 antikor ayırım testi
- Ayırım testi negatif veya belirsizse HIV-1 RNA NAT
Bu tablo erken akut HIV enfeksiyonunu düşündürür:
- p24 antijeni veya RNA pozitiftir.
- Antikorlar henüz ayırım testinde saptanmayabilir.
HIV-1 RNA pozitifliği akut enfeksiyonu doğrular. RNA negatifse ilk tarama testi yalancı pozitif olabilir.
Western blot artık standart doğrulama algoritmasının temel testi değildir.
Soru 15 — Konjenital CMV
Yenidoğanda mikrosefali, periventriküler kalsifikasyonlar, sensörinöral işitme kaybı ve peteşiler saptanmıştır. Konjenital CMV enfeksiyonunu kesinleştirmek için doğumdan sonraki 18. günde test planlanmaktadır.
En uygun örnek ve yöntem aşağıdakilerden hangisidir?
A) Altıncı ayda serum CMV IgG
B) İlk 21 gün içinde tükürük veya idrarda CMV PCR
C) Anne sütünde CMV kültürü
D) Göbek kordonunda heterofil antikor testi
E) Yenidoğanda yalnızca CMV IgM negatifliğinin değerlendirilmesi
Doğru cevap: B
Açıklama
Konjenital CMV tanısı için virüsün doğumdan sonraki ilk 21 gün içinde gösterilmesi gerekir.
Uygun yöntemler:
- Tükürük PCR
- İdrar PCR
- Kültür, günümüzde daha az kullanılır
Tükürük örneği anne sütüyle kontamine olabileceğinden pozitif sonuç idrarla doğrulanabilir.
Üç haftadan sonra saptanan CMV, konjenital enfeksiyon ile doğum sonrası edinilmiş enfeksiyonu ayırt ettirmez.
Maternal IgG yenidoğana geçtiği için yenidoğan CMV IgG pozitifliği tanısal değildir. IgM’nin duyarlılığı da yetersizdir.
Soru 16 — Cryptococcus neoformans
HIV enfeksiyonlu, CD4 sayısı 30/mm³ olan hastada baş ağrısı ve bilinç bulanıklığı gelişmiştir. BOS açılış basıncı yüksek, kriptokok antijeni pozitiftir.
Bu etkenin virülans faktörü ve tanısal özelliğiyle ilgili doğru eşleştirme aşağıdakilerden hangisidir?
A) Protein A — lateks aglütinasyon
B) Polisakkarit kapsül — kriptokok antijen testi
C) M proteini — CAMP testi
D) Galaktomannan kapsül — germ tüp testi
E) Lipid A — mürekkep boyası
Doğru cevap: B
Açıklama
Cryptococcus neoformans ve C. gattii için en önemli virülans faktörlerinden biri kalın polisakkarit kapsüldür.
Başlıca özellikler:
- Dar tabanlı tomurcuklanma
- Üreaz pozitifliği
- Melanin üretimi
- Birdseed/Niger seed agarda kahverengi-siyah koloni
- Mucicarmine ile kapsül boyanması
- BOS veya serumda kapsüler antijen saptanması
Kriptokok antijen testi, özellikle lateral flow assay, oldukça duyarlıdır.
Hindistan mürekkebi kapsülü negatif boyama ile gösterebilir ancak duyarlılığı antijen testinden düşüktür.
Soru 17 — Talaromyces marneffei
Güneydoğu Asya’da yaşamış, ileri HIV enfeksiyonu bulunan hastada ateş, kilo kaybı, hepatosplenomegali ve merkezinde çöküntü bulunan molluscum benzeri cilt lezyonları gelişmiştir. Kemik iliği örneğinde makrofajların içinde enine septumla bölünen maya benzeri yapılar görülmüştür.
En olası etken aşağıdakilerden hangisidir?
A) Histoplasma capsulatum
B) Talaromyces marneffei
C) Blastomyces dermatitidis
D) Emergomyces africanus
E) Sporothrix schenckii
Doğru cevap: B
Açıklama
Talaromyces marneffei, eski adıyla Penicillium marneffei, termal dimorfik bir mantardır.
Özellikleri:
- Güneydoğu Asya, Güney Çin ve Kuzeydoğu Hindistan’da endemiktir.
- İleri HIV enfeksiyonunda dissemine hastalık yapar.
- Deri lezyonları molluscum contagiosum benzeri olabilir.
- Dokuda makrofaj içindeki maya hücreleri tomurcuklanma yerine enine septum oluşturarak bölünür.
- 25 °C’de küf formunda kırmızı diffüz pigment oluşturabilir.
- 37 °C’de maya formundadır.
Histoplasma da makrofaj içinde görülür; ancak dar tabanlı tomurcuklanır ve enine septum oluşturmaz.
Soru 18 — Strongyloides stercoralis
Endemik bölgede yaşamış bir hastaya vaskülit ön tanısıyla yüksek doz kortikosteroid başlanmıştır. Birkaç hafta sonra dispne, hemoptizi, yaygın bilateral infiltrasyon ve gram-negatif bakteriyemi gelişmiştir. Balgam ve dışkıda çok sayıda larva görülmektedir.
Bu tabloyla ilgili aşağıdakilerden hangisi en doğrudur?
A) Dışkıda tipik olarak operkulumlu yumurta aranmalıdır
B) İnsan dokusunda erişkin erkek ve dişi parazit birlikte yaşar
C) Kortikosteroid, otoenfeksiyonun hızlanmasıyla hiperenfeksiyon sendromuna yol açabilir
D) Tanıda selofan bant yöntemi en duyarlı testtir
E) Eozinofili hiperenfeksiyon sırasında mutlaka belirginleşir
Doğru cevap: C
Açıklama
Strongyloides stercoralis otoenfeksiyon yapabilen önemli bir nematoddur.
Temel özellikler:
- Bağırsak mukozasında partenogenetik dişi yaşar.
- Yumurtalar mukozada açılır.
- Dışkıda çoğunlukla rabditiform larva görülür.
- Filariform larva bağırsak mukozasını veya perianal deriyi geçerek otoenfeksiyon yapabilir.
- Enfeksiyon onlarca yıl devam edebilir.
Kortikosteroid kullanımı:
- Larval dönüşümü ve yayılımı artırır.
- Hiperenfeksiyon veya dissemine strongiloidiyazise yol açabilir.
- Larvaların bağırsak bakterilerini taşıması nedeniyle gram-negatif sepsis ve menenjit gelişebilir.
Tanıda:
- Tek dışkı incelemesinin duyarlılığı düşüktür.
- Ardışık örnekler,
- Baermann yöntemi,
- Agar plate kültürü,
- Moleküler testler,
- Seroloji
kullanılabilir.
Ağır hiperenfeksiyonda eozinofili bulunmayabilir; eozinopeni kötü prognoz göstergesi olabilir.
CEVAP ANAHTARI
| Soru | Cevap | Temel konu |
|---|---|---|
| 1 | C | EUCAST “I” kategorisi |
| 2 | C | Candida auris |
| 3 | C | NDM ve aztreonam-avibaktam yaklaşımı |
| 4 | C | OXA-48 benzeri karbapenemaz |
| 5 | B | mecC ilişkili MRSA |
| 6 | A | İndüklenebilir klindamisin direnci |
| 7 | B | VanA fenotipi |
| 8 | C | Stenotrophomonas maltophilia |
| 9 | C | C. difficile tanı algoritması |
| 10 | B | Tüberkülozda rpoB |
| 11 | C | Boğmaca tanısı |
| 12 | B | Mpox virüsü |
| 13 | B | Hepatit D |
| 14 | B | Akut HIV tanısı |
| 15 | B | Konjenital CMV |
| 16 | B | Cryptococcus |
| 17 | B | Talaromyces marneffei |
| 18 | C | Strongyloides hiperenfeksiyonu |
2026 YÜKSEK VERİMLİ MİKROBİYOLOJİ TEKRARI
| Etken veya kavram | Kritik sınav bilgisi |
|---|---|
| EUCAST “I” | Duyarlı, artırılmış maruziyet |
| Candida auris | Hastane salgını, deri kolonizasyonu, yanlış tanımlanma, sık flukonazol direnci |
| NDM/VIM/IMP | Sınıf B metallo-β-laktamaz; aztreonamı parçalamaz |
| KPC | Sınıf A serin karbapenemaz |
| OXA-48 | Sınıf D; avibaktam inhibisyonuna duyarlı |
| mecC | mecA PCR negatif MRSA olasılığı |
| Pozitif D-testi | İndüklenebilir erm aracılı MLS_B direnci |
| VanA | Vankomisin ve teikoplanin direnci; D-Ala-D-Lac |
| VanB | Vankomisin direnci; teikoplanin çoğunlukla etkili |
| S. maltophilia | L1 metallo-β-laktamaz + L2 serin β-laktamaz |
| C. difficile NAAT | Toksin genini gösterir; aktif hastalığı tek başına kanıtlamaz |
| rpoB | Rifampisin direnci |
| katG/inhA | İzoniazid direnci |
| Poxvirus | DNA virüsü olmasına rağmen sitoplazmada çoğalır |
| HDV | HBsAg’ye bağımlı defektif RNA virüsü |
| Akut HIV | Ag/Ab reaktif + ayırım testi negatif → HIV-1 RNA |
| Konjenital CMV | İlk 21 günde tükürük/idrar PCR |
| T. marneffei | Enine septumla bölünen maya hücresi |
| Strongyloides | Otoenfeksiyon; kortikosteroidle hiperenfeksiyon |
WHO’nun 2025 küresel direnç raporunda, 2023’te laboratuvarla doğrulanmış yaygın bakteriyel enfeksiyonların yaklaşık altıda birinin kullanılan antibiyotiklere dirençli olduğu ve izlenen patojen-antibiyotik çiftlerinin %40’tan fazlasında 2018–2023 arasında direncin arttığı bildirildi. WHO’nun güncel öncelik listesi; dirençli gram-negatif basilleri, ilaca dirençli tüberkülozu, dirençli gonokokları, Salmonella, Shigella, P. aeruginosa ve S. aureus gibi etkenleri araştırma önceliğinde tutmaktadır. (Dünya Sağlık Örgütü)