05.08.2026 Tıbbi Histoloji3, Medikal Embiryoloji 4 soruluk Deneme-1

2026 Güncel TUS Denemesi

Tıbbi Histoloji 3 Soru + Medikal Embriyoloji 4 Soru

Sorular; klasik TUS bilgisini moleküler gelişim mekanizmaları, hücre belirteçleri ve güncel organoid çalışmalarının doğruladığı gelişimsel ilişkilerle birleştirecek biçimde hazırlanmıştır.

I. TIBBİ HİSTOLOJİ

Soru 1 — Böbrek histolojisi ve filtrasyon bariyeri

Nefrotik düzeyde proteinürisi bulunan bir hastanın böbrek biyopsisinde glomerüler kapiller endotelde belirgin yapısal bozukluk saptanmamış, ancak elektron mikroskobunda podosit ayaksı çıkıntılarında silinme ve slit diyafram yapısında kayıp görülmüştür.

Bu hastada hasarlanan yapının temel moleküler bileşenlerinden biri aşağıdakilerden hangisidir?

A) Üroplakin III
B) Nephrin
C) E-kaderin
D) Desmoglein 3
E) Occludin

Doğru cevap: B

Açıklama

Glomerüler filtrasyon bariyeri üç ana katmandan oluşur:

  1. Fenestralı glomerüler kapiller endoteli
  2. Glomerüler bazal membran
  3. Podosit ayaksı çıkıntıları arasındaki slit diyafram

Slit diyaframın temel yapısal proteinlerinden biri nephrindir. Nephrin, NPHS1 geni tarafından kodlanan transmembran bir proteindir. Podosit ayaksı çıkıntıları arasındaki süzülme yarığını köprüleyerek hem fiziksel filtrasyon bariyerine hem de hücre içi sinyal mekanizmalarına katılır.

Diğer önemli podosit proteinleri:

  • Podocin: NPHS2 geni
  • NEPH1
  • CD2AP
  • Synaptopodin
  • α-actinin-4
  • Podocalyxin

Podosit hasarında ayaksı çıkıntılar genişler ve birbirleriyle birleşmiş görünür. Bu olaya foot process effacement — ayaksı çıkıntı silinmesi denir.

2025 böbrek organoidi ve fetal böbrek modellerinde glomerül benzeri yapılardaki podositlerin WT1, NPHS1 ve podocalyxin ekspresyonu gösterdiği doğrulanmıştır. (PubMed Central (PMC))

Seçeneklerin analizi

  • Üroplakin III: Ürotelyumun yüzeyel şemsiye hücrelerinde bulunur.
  • E-kaderin: Çeşitli epitel hücrelerinin adherens junction yapısında bulunur.
  • Desmoglein 3: Desmozomal kadherindir; özellikle çok katlı yassı epitelde önemlidir.
  • Occludin: Tight junction bileşenidir; slit diyaframın temel özgün proteini değildir.

TUS noktası

NPHS1 → Nephrin → Konjenital nefrotik sendrom, Fin tipi
NPHS2 → Podocin → Steroide dirençli nefrotik sendrom


Soru 2 — Timus histolojisi ve kan-timus bariyeri

Timusun korteksinde bulunan gelişmekte olan T lenfositlerin dolaşımdaki antijenlerle erken karşılaşmasını engelleyen kan-timus bariyerinin yapısına aşağıdakilerden hangisi katılmaz?

A) Sürekli tip kapiller endotel
B) Endotel hücreleri arasındaki sıkı bağlantılar
C) Kalın kapiller bazal lamina
D) Tip I epiteliyoretiküler hücreler
E) Fenestralı kapiller endotel

Doğru cevap: E

Açıklama

Kan-timus bariyeri, özellikle timus korteksinde immünolojik olarak immatür timositlerin dolaşımdaki antijenlerle kontrolsüz karşılaşmasını engeller.

Bariyerin bileşenleri:

  1. Sürekli tip, fenestrasız kapiller endotel
  2. Endotel hücreleri arasındaki zonula occludensler
  3. Endotel bazal laminası
  4. Perivasküler bağ dokusu ve makrofajlar
  5. Epiteliyoretiküler hücrelerin bazal laminası
  6. Tip I epiteliyoretiküler hücreler ve aralarındaki sıkı bağlantılar

Timus medullasında kan-timus bariyeri daha az belirgindir. Medullada daha az sayıda ve daha olgun T hücreleri bulunur.

Epiteliyoretiküler hücrelerin özeti

Hücre tipiYerleşimTemel özellik
Tip IKorteks çevresi ve damar çevresiKan-timus bariyeri
Tip IIKorteksTimosit gelişimi ve pozitif seleksiyon
Tip IIIKortikomedüller sınırın kortikal tarafıKorteks-medulla bariyeri
Tip IVKortikomedüller sınırın medüller tarafıTip III hücrelerle bariyer
Tip VMedullaTimosit kümelerinin desteklenmesi
Tip VIMedullaHassall cisimciklerini oluşturur

TUS tuzağı

Timus stroması diğer lenfoid organlardan farklı olarak esas olarak:

Endoderm kökenli epiteliyoretiküler hücrelerden

oluşur. Retiküler bağ dokusu hücreleri ve retiküler liflerden oluşan klasik stroma belirgin değildir.


Soru 3 — Alveol histolojisi ve sürfaktan metabolizması

Prematüre bir yenidoğanın akciğer biyopsisinde, alveol yüzey aktif maddesinin sentez ve depolanmasından sorumlu hücrelerde gelişim yetersizliği düşünülmektedir.

Bu hücre ve hücre içi organeline ilişkin doğru eşleştirme aşağıdakilerden hangisidir?

A) Tip I pnömosit — Weibel-Palade cisimciği
B) Tip II pnömosit — Lamellar cisimcik
C) Clara hücresi — Birbeck granülü
D) Alveoler makrofaj — Multiveziküler cisim
E) Endotel hücresi — Hücre içi sürfaktan vakuolü

Doğru cevap: B

Açıklama

Tip II pnömositler, alveol duvarında yer alan kübik epitel hücreleridir.

Başlıca görevleri:

  • Pulmoner sürfaktan sentezi
  • Sürfaktanın lamellar cisimciklerde depolanması
  • Alveol hasarında proliferasyon
  • Tip I ve tip II pnömositlere farklılaşarak alveol epitelini yenileme

Sürfaktanın önemli bileşenleri:

  • Dipalmitoilfosfatidilkolin
  • Fosfatidilgliserol
  • Kolesterol
  • SP-A
  • SP-B
  • SP-C
  • SP-D

SP-B ve SP-C hidrofobik olup sürfaktanın yüzeye yayılmasında önemlidir.
SP-A ve SP-D kolektin ailesindendir ve doğuştan bağışıklığa katılır.

Lamellar cisimcikler elektron mikroskobunda konsantrik membranlı yapılar olarak görülür. Ekzositoz sonrası alveol yüzeyinde tübüler miyelin ağı oluşumuna katkı sağlarlar.

Seçeneklerin analizi

  • Weibel–Palade cisimciği: Endotel hücrelerinde; von Willebrand faktör ve P-selektin içerir.
  • Birbeck granülü: Langerhans hücresinde; CD1a ve langerin ilişkili.
  • Club hücresi: Bronşiollerde bulunur; SCGB1A1 salgılar ve detoksifikasyona katılır.
  • Alveoler makrofaj: Fagositoz yapar ancak sürfaktan sentezlemez.

TUS noktası

Tip I pnömositler alveol yüzeyinin yaklaşık %95’ini örter; hücre sayısı bakımından tip II hücreler daha fazladır.


II. MEDİKAL EMBRİYOLOJİ

Soru 4 — Plasentasyon ve ekstravillöz trofoblast

İlk trimester plasenta örneğinde, sitotrofoblast hücrelerinin villus ankraj bölgelerinden desiduaya doğru ilerlediği ve maternal spiral arterlerin duvarını invaze ettiği görülmektedir.

Bu hücre popülasyonunun temel işlevi aşağıdakilerden hangisidir?

A) Maternal kan ile fetal kan arasında doğrudan sinsityal bariyer oluşturmak
B) Spiral arterleri yüksek dirençli damarlara dönüştürmek
C) Spiral arterlerin düz kas ve endotel yapısını değiştirerek düşük dirençli uteroplasental dolaşım oluşturmak
D) Amniyon epiteline farklılaşmak
E) Primer vitellus kesesini oluşturmak

Doğru cevap: C

Açıklama

Tanımlanan hücreler ekstravillöz trofoblastlardır — EVT.

Ekstravillöz trofoblastlar iki ana doğrultuda farklılaşır:

  • İnterstisyel EVT: Desidua ve yüzeyel miyometriuma ilerler.
  • Endovasküler EVT: Maternal spiral arterlere girer.

Spiral arter dönüşümünde:

  • Damar düz kası azalır.
  • Elastik yapı kaybolur.
  • Endotel kısmen trofoblastlarla yer değiştirir.
  • Damarlar geniş, düşük dirençli ve yüksek akımlı kanallara dönüşür.
  • Uteroplasental perfüzyon artar.

Bu dönüşümün yetersizliği preeklampsi ve fetal büyüme kısıtlılığıyla ilişkilidir. Güncel insan plasentası çalışmaları trofoblast hücrelerinin villöz sitotrofoblast, sinsityotrofoblast ve ekstravillöz trofoblast soylarına ayrıldığını göstermektedir. (PubMed Central (PMC))

TUS tuzağı

  • Sinsityotrofoblast: İntervillöz boşluktaki maternal kanla temas eden esas yüzeydir.
  • Ekstravillöz trofoblast: Desidua ve spiral arter invazyonundan sorumludur.
  • Villus sitotrofoblastı: Proliferatif progenitör tabakadır.

Soru 5 — Nöral krest gelişimi

Bir embriyoda nöral krest hücrelerinin epitel-mezenkimal dönüşümü ve göçü deneysel olarak engellenmektedir.

Aşağıdaki yapılardan hangisinin gelişimi bu bozukluktan doğrudan etkilenmez?

A) Adrenal medulla kromaffin hücreleri
B) Schwann hücreleri
C) Odontoblastlar
D) Parafoliküler tiroid hücreleri
E) Adenohipofiz hücreleri

Doğru cevap: E

Açıklama

Nöral krest hücreleri, nöral tüpün dorsal bölgesinden ayrılarak geniş alanlara göç eden multipotent hücrelerdir.

Başlıca nöral krest türevleri:

  • Periferik sinir sistemi ganglionları
  • Schwann hücreleri ve satellit hücreler
  • Melanositler
  • Adrenal medulla kromaffin hücreleri
  • Pia ve araknoid
  • Kraniyofasiyal kemik ve kıkırdakların önemli bölümü
  • Odontoblastlar
  • Parafoliküler C hücreleri
  • Konotrunkal kalp septumu
  • Aortikopulmoner septum
  • Büyük damar düz kaslarının bir bölümü
  • Enterik sinir sistemi

Adenohipofiz, oral ektodermden gelişen Rathke kesesinden köken alır; nöral krest türevi değildir.

Nöral krestin bölgesel türevleri

BölgeÖnemli türev
Kraniyal nöral krestYüz iskeleti, odontoblast, kraniyal ganglionlar
Kardiyak nöral krestKonotrunkal septum, ark arterlerinin düz kası
Vagal ve sakral nöral krestEnterik ganglionlar
Trunkal nöral krestDorsal kök ganglionu, sempatik ganglion, adrenal medulla
Sakral nöral krestDistal enterik sinir sistemi katkısı

Klinik ilişki

Nöral krest bozuklukları nörokristopati olarak adlandırılır:

  • Hirschsprung hastalığı
  • DiGeorge spektrumunun bazı kardiyak bulguları
  • Waardenburg sendromu
  • Konotrunkal kalp anomalileri
  • Bazı feokromositoma ve nöroblastomlar

Soru 6 — Metanefroz ve karşılıklı indüksiyon

Embriyonik böbrek gelişiminde üreter tomurcuğunun metanefrik mezenşime girmesi engellenmektedir.

Bu durumda aşağıdaki yapı çiftlerinden hangisinin gelişiminin birlikte bozulması beklenir?

A) Glomerül ve üreter
B) Proksimal tübül ve Henle kulpu; ancak toplayıcı kanal korunur
C) Üreter ve toplayıcı sistem; nefronlar tamamen normal gelişir
D) Mesane epiteli ve adrenal korteks
E) Üretra epiteli ve gonadal medulla

Doğru cevap: A

Açıklama

Kalıcı böbrek olan metanefroz, iki embriyolojik yapı arasındaki karşılıklı indüksiyonla gelişir:

Üreter tomurcuğu türevleri

  • Üreter
  • Pelvis renalis
  • Majör kaliksler
  • Minör kaliksler
  • Toplayıcı kanallar ve toplayıcı tübüller

Metanefrik mezenşim türevleri

  • Bowman kapsülü
  • Glomerüler podositler
  • Proksimal tübül
  • Henle kulpu
  • Distal tübül

Üreter tomurcuğunun metanefrik mezenşime girmemesi durumunda:

  • Üreter tomurcuğu dallanamaz.
  • Toplayıcı sistem oluşamaz.
  • Metanefrik mezenşim nefronlara farklılaşamaz.
  • Renal agenezi ortaya çıkabilir.

Güncel fetal böbrek ve kidney organoid çalışmaları da nefron progenitörlerini içeren metanefrik mezenşim ile üreter tomurcuğu soyları arasındaki karşılıklı ilişkinin böbrek organizasyonu için zorunlu olduğunu göstermektedir. (PubMed Central (PMC))

Moleküler karşılıklı indüksiyon

Metanefrik mezenşim:

  • GDNF salgılar.
  • Üreter tomurcuğundaki RET reseptörünü uyarır.
  • Üreter tomurcuğu büyümesi ve dallanması başlar.

Üreter tomurcuğu:

  • WNT9B ve diğer sinyalleri salgılar.
  • SIX2 pozitif nefron progenitörlerinin farklılaşmasını düzenler.
  • WNT4 üzerinden mezenşim-epitel dönüşümünü başlatır.

TUS tuzağı

Glomerül kapiller endoteli metanefrik mezenşimden değil, gelişen nefrona giren vasküler progenitörlerden oluşur. Buna karşılık podositler metanefrik mezenşim kökenlidir.


Soru 7 — Akciğer gelişimi ve dallanma morfogenezi

Embriyonik akciğer kültüründe çevre mezenşimde FGF10 ekspresyonu deneysel olarak ortadan kaldırılıyor.

En olası sonuç aşağıdakilerden hangisidir?

A) Solunum divertikülünün ve distal epitel tomurcuklanmasının ciddi biçimde azalması
B) Trakeoözofageal septumun aşırı gelişmesi
C) Tip II pnömositlerin erken dönemde aşırı sürfaktan üretmesi
D) Akciğer loblarının sayısının artması
E) Endodermal epitelin mezotele dönüşmesi

Doğru cevap: A

Açıklama

Akciğer epiteli ön bağırsak endoderminden, bağ dokusu, kıkırdak, düz kas ve damar yapıları ise çevre splanknik mezodermden gelişir.

Dallanma morfogenezinde temel sinyal ilişkisi:

  • Mezenşimdeki FGF10
  • Epiteldeki FGFR2b

FGF10, epitel tomurcuğunun büyümesini ve mezenşime doğru ilerlemesini uyarır. FGF10 sinyalinin kaybı akciğer tomurcuğu gelişimini ve dallanmayı ağır biçimde bozar.

Epitel kaynaklı SHH, çevre mezenşimde FGF10 ekspresyonunu lokal olarak baskılayarak yeni dallanma noktalarının düzenlenmesine yardım eder. BMP4, WNT, retinoik asit ve TGF-β yolları da sürece katılır.

Akciğer gelişim dönemleri

DönemYaklaşık zamanTemel özellik
Embriyonik4–7. haftaTrakea ve ana bronşlar
Psödoglandüler5–17. haftaTerminal bronşiollere kadar dallanma
Kanaliküler16–25. haftaRespiratuvar bronşioller, damarlaşma
Sakküler24. hafta–doğumTerminal sakkuslar, incelen epitel
AlveolerGeç fetal dönem–çocuklukSekonder septasyon ve alveol artışı

TUS tuzağı

Psödoglandüler dönemde terminal bronşioller oluşsa da gaz değişimine uygun respiratuvar bronşioller ve terminal sakkuslar henüz gelişmemiştir. Bu nedenle bu dönemde doğan fetüs yaşayamaz.


CEVAP ANAHTARI

SoruCevapKonu
1BPodosit ve slit diyafram
2EKan-timus bariyeri
3BTip II pnömosit ve lamellar cisim
4CEkstravillöz trofoblast
5ENöral krest türevleri
6AMetanefroz ve karşılıklı indüksiyon
7AFGF10 ve akciğer dallanması

YÜKSEK VERİMLİ TEKRAR TABLOSU

Yapı veya süreçTemel bilgi
Slit diyaframNephrin, podocin, CD2AP
Glomerüler bazal membranTip IV kollajen, laminin
Kan-timus bariyeriSürekli kapiller + Tip I epiteliyoretiküler hücre
Hassall cisimciğiTip VI epiteliyoretiküler hücre
Tip II pnömositSürfaktan, lamellar cisim, alveol rejenerasyonu
Weibel–Palade cisimciğiEndotel; vWF ve P-selektin
Ekstravillöz trofoblastSpiral arter dönüşümü
SinsityotrofoblasthCG salgısı ve maternal kanla temas
Nöral krestPSS, melanosit, adrenal medulla, kraniyofasiyal yapılar
Rathke kesesiAdenohipofiz
Üreter tomurcuğuÜreter ve toplayıcı sistem
Metanefrik mezenşimNefron epiteli
GDNF–RETÜreter tomurcuğu büyümesi
WNT4Nefron oluşumunda mezenşim-epitel dönüşümü
FGF10–FGFR2bAkciğer tomurcuklanması ve dallanması
SHHFGF10 alanlarını düzenleyerek dallanma paternini sınırlar

Bu sette özellikle yapı–molekül eşleştirmeleri, hücre kökenleri ve karşılıklı embriyonik indüksiyon mekanizmaları güçlü çeldiricilerle sınanmıştır.