Epstein-Barr virüsü; Özellikle tükrükte bulunur. Infeksiyoz mononekleozis etkenidir. Ayrıca, burkitt lenfoma ve nazofarenks kanseri ile ilişkili olduğu düşünülmektedir.
Scrapie prion proteini gerçek bir virüs ya da bakteri değildir. Defektif bir protein olarak tanımlanabilir.
Bartonella quintana hücreden bağımsız olarak yaşıyabilen bir bakteridir. Siper ateşi denen vücut bitiyle bulaşan bir hastalığa yol açar. b.henselea kedi tırmığı hastalığı ve HIV olgularında basiller angiomatözis tablolarına yol açar.
TWAR ajanı C. pnomonia; zorunlu bir hücre içi parazitidir. Hücre duvarında peptidoglikan bulunmaz. Elementer cisimleri enfeksiyozdur. Hücre dışında yaşamını sürdürebilen formudur. Bir eneıji paraziti olarak adlandırılabilir.
Coxiella bumetii; q ateşi etkenidir. Aenosoller ya da kontamine sütle insana bulaşır. Zorunlu hücre içi bir bakteridir.
Chlamydia pneumoniae (TWAR suşu)
Klamidyaların doğadaki benzersiz döngüsü sınavların vazgeçilmezidir:
1-Elementer Cisim (EC): Hücre dışı formdur. Metabolik olarak inaktiftir ancak enfeksiyözdür. Sert bir hücre duvarı benzeri yapıya sahiptir, bu sayede dış ortamda hayatta kalır.
2-Retiküler Cisim (RC): Hücre içi formdur. Metabolik olarak aktiftir, bölünür (biner füzyon) ancak enfeksiyöz değildir.
“Enerji Paraziti” Kavramı
Bu tanım, bakterinin kendi ATP‘sini sentezleyememesinden kaynaklanır. Konak hücrenin ATP’sini kullanmak için özel taşıyıcı proteinler (ATP/ADP translokaz) kullanır. Bu yüzden “zorunlu hücre içi parazit” kategorisindedir ve cansız besiyerlerinde (agar vb.) üremez; sadece hücre kültürlerinde üretilebilir.
Hücre Duvarı ve Antibiyotik Direnci
Hücre duvarında klasik anlamda peptidoglikan bulunmaması (veya tespit edilemeyecek kadar az olması) çok önemli bir klinik sonuç doğurur: Beta-laktam antibiyotiklere (Penisilinler, Sefalosporinler) doğal olarak dirençlidir. Tedavide hücre içine iyi penetre olan Makrolidler (Azitromisin) veya Tetrasiklinler (Doksisiklin) ilk tercihtir.
TWAR ve Kardiyovasküler İlişki
Sizin branşınız özelinde en çok tartışılan konu, C. pneumoniae‘nın vasküler endotel ve makrofajlar içindeki varlığıdır:
Ateroskleroz: Birçok çalışmada aterom plakları içinde C. pneumoniae DNA’sı ve antijenleri saptanmıştır. Kronik inflamasyonu tetikleyerek plak instabilitesine yol açabileceği hipotezi üzerinde durulmaktadır.
Ancak, antibiyotik tedavisinin (örneğin azitromisin) sekonder kardiyovasküler olayları önlemede beklendiği kadar başarılı olmaması, bu ajanın “neden” mi yoksa “eşlikçi” mi olduğu tartışmasını hala güncel kılmaktadır.
Aşağıdakilerden hangisi Chlamydia pneumoniae enfeksiyonlarının tedavisinde hücre duvarı yapısı nedeniyle etkisiz kalması beklenen bir antibiyotiktir?
A) Azitromisin B) Doksisiklin C) Klaritromisin D) Seftriakson E) Levofloksasin
Cevap: D. Seftriakson bir beta-laktamdır ve peptidoglikan sentezini inhibe eder. C. pneumoniae duvarında klasik peptidoglikan yapısı bulunmadığı için bu ilaç etkisizdir.