Birt-Hogg-Dubé (BHD) sendromu, kıl folikülünün benign tümörleri, renal tumorler ve spontan pnömotoraksla birlikte olan akciğer kistleri ile karakterize otozomal dominant kalıtılan bir genodermatozdur. Genetik defekt 17. Kromozomunun kısa bacağındadır. Bu hastalarda kıl folikülünün benign tümörleri genellikle 20 yaşından sonra, akciğer kistleri 20-30 yaşlarında, böbrek tümörleri ise 40-70 yaşlarında görülmektedir.

Erişkin BHD sendromluların en az üçte birinde akciğerde kistler saptanır ve bu kistler spontan pnömotoraksa neden olur.
Birt -Hogg -Dubé sendromu kıl folikülünün benign tümörleri (fibrofoliküloma, trikodiskoma), akciğerde çok sayıda kistler ve böbrek tümörleri ile ilişkili otozomal dominant kalıtılan bir genodermatozdur.
Bu hastalarda kıl folikülünün benign tümörleri genellikle 20 yaşından sonra, akciğer kistleri 20-30 yaşlarında, böbrek tümörleri ise 40-70 yaşlarında görülmektedir. Akciğer fonksiyonları genellikle normaldir ve kistler tekrarlayan pnömotorakslara neden olurlar.

Birt-Hogg-Dubé sendromu ilk olarak Birt ve ark. tarafından 1977 yılında tanımlanmıştır. Otozomal dominant kalıtılan bu genodermatoza 17. kromozomun p11.2 bölgesinin 14. ekzonunda yer alan follikülini kodlayan follikülin (FLCN) geninde çok sayıda germline mutasyonun neden olduğu saptanmıştır Sendrom deride fibrofolikülomalar, akciğerde çok sayıda kistler, spontan pnömotoraks ve böbrek tümörleri ile karakterizedir. Kıl folikülünün benign tümörleri genellikle 20 yaşından sonra görülürken, akciğer kistleri 20-30 yaşlarında, böbrek tümörleri ise 40-70 yaşlarında görülmeye başlar. Akciğer fonksiyonları genellikle normaldir ve kistler tekrarlayan pnömotorakslara neden olurlar.

Birt-Hogg-Dube (BHD) sendromuna sahip hastalarda FLCN geni tarafından kodlanan folliculin proteininin T-helper-1 hücre aktivasyonuna yol açarak sarkoidoza yol açabileceği ve bu sebeple bu iki hastalık arasında patofizyolojik bir ortaklık olabileceği düşünülmektedir. Burada nadir bir BHD sendromu ve sarkoidoz birlikteliği olgusunu sunuyoruz. BHD tanısı alan hastaların toraks bilgisayarlı tomografilerinin hem parankim hem de mediasten penceresinde olası bir mediastinal lenfadenopatiyi gözden kaçırmamak adına detaylı olarak incelenemeli ve patolojik boyutta bir lenf nodu mevcut ise biyopsi yapılmalıdır.
Birt-Hogg-Dubé sendromunda sık görülen deri bulguları trikodiskoma, perifoliküler fibrom ve akrokordondur. Daha az sıklıkla mukozal, oral fibrom, kollajenoma, fibröz papül, anjiyofibrom, perivasküler fibrom, fokal kutanöz müsinöz, lipom, anjiolipom ve epidermal kist de bildirilmiştir

Sık görülen sistemik bulgular ise renal hücreli karsinom (papiller, miks, kromofob, onkositik) ve spontan pnömotoraks ile ilişkili akciğer kistleridir. Daha az sıklıkla intestinal polipler, tiroid nodülü, tiroid kistleri, parotid onkositom, paratiroid adenom, koroidal melanom, koryoretinopati görülür
Yetişkinlikte oluşan en az bir tanesi histopatolojik tanı almış, en az 5 adet fibrofoliküloma, sistemik hiçbir bulgu eşlik etmeksizin Birt-Hogg-Dubé sendromu tanısı koydurmaktadır.

Tanı kriterleri değerlendirildiğinde bu durum dikkat çekmektedir. Birt-Hogg-Dubé sendromunda karakteristik deri lezyonları sıklıkla burun, alın, yanaklarda, boyunda daha az oranda gövdede çok sayıda 2-4 mm, beyaz veya deri renginde yumuşak kubbe şekilli fibrofoliküloma veya daha az sıklıkla trikodiskomadır. Göz kapakları, aksilla ve deri kıvrımlarında yumuşak fibromlar da görülür.
Birt-Hogg-Dubé sendromlu hastaların yaklaşık %90’ında bilgisayarlı tomografide değişen derecelerde akciğer kistleri saptanır
Akciğer kistleri genellikle akciğer bazallerinde ve subplevral yerleşimlidir, yıllarca asemptomatik kalabilir
Birt-Hogg-Dubé sendromlu hastalar normal popülasyondan 50 kat daha fazla pnömotoraks riskine sahiptir. Bu hastalar pnömotoraks riskini arttıran basınç değişikliğine neden olan durumlara karşı bilgilendirilmeli, bu hastalara sigarayı bırakmaları tavsiye edilmelidir. Bilgisayarlı tomografi tanıda yararlı olmasına rağmen takipte önerilmemektedir. Birt-Hogg-Dubé sendromlu olgular yaşamları boyunca %20 -30 oranında bir veya daha fazla böbrek tümörü gelişme riski taşırlar

Özellikle FLCN gen mutasyonunun saptanamadığı BirtHogg-Dubé sendromlu ailelerde, çok sayıda böbrek kistlerinin Birt-Hogg-Dubé sendromunun bir göstergesi olabileceği hipotezi bulunmaktadır.
Birt-Hogg-Dubé sendromlu hastalar böbrek kanseri gelişimi açısından yüksek riske sahip olduklarından bu açıdan takip edilmelidir. Belirlenmiş kesin takip şemaları olmamasına rağmen, bazı yazarlar böbrek kanseri tanısı için ve sonrasında 3-5 yılda bir takip için böbrek USG ve/veya bilgisayarlı tomografi önermektedirler.
