Aklimatizasyon

Aklimatizasyon; Eritropoetin salgısı artar, 3. günden sonra polistemi görülür. 2,3 DPG artar ve Hb-O2 eğrisi sağa kayar. HB’ nin oksijene affinitesi azalır.. ilk 4 gün hiperventilasyon oluşur. AC damarlanması ve diffüzyon kapasitesi artar. Hücrelerin oksijeni kullanma yetenekleri artar. 5500 metre üzeri irtifada yaşayanlarda fıçı göğüs görülür.

İRTİFA ARTIŞININ VÜCUTTA NEDEN OLDUĞU DEĞİŞİKLİKLER:

1. Erken Değişiklikler:

a. Hiperventilasyon: Solunum sayısının ve derinliğinin artmasıdır. Azalan oksijeni fark eden vücut solunum sayısını ve derinliğini arttırarak azalan oksijeni tamamlamaya çalışır.  Bu yolla kandaki oksijen miktarı artar, karbondioksit azalır. Ancak solunum yoluyla atılan su buharı nedeniyle, vücudun su kaybı artar.

b. Özellikle efor altında sık ve kısa nefes alma başlar.

c. İdrar miktarı artar. Bu aklimatizasyonun iyi olduğunu gösterir. Eğer idrarda artış olmamışsa ya yeterli su alınmamıştır ya da aklimatizasyonda güçlük çekiliyordur.

d. Kalp hızı, daha fazla oksijen pompalayabilmek için artar. Vücut irtifaya uyum gösterdikçe yavaşlar. (Extreme irtifalar hariç)

2. Geç değişiklikler:

a. Yaklaşık 4-5 gün sonra kandaki alyuvar sayısı artmaya başlar. Aklimatizasyonunu tamamlamış birinin alyuvar sayısı, normal bir insana göre % 50 daha fazla olabilir.

b. Oksijenin hemoglobinden daha kolay ayrılarak dokulara salınmasını sağlayan 2,3 DİFOSFORGLİSERAT üretimi artar.

 c. Kılcal damar sayısı artar.

Ayrıca;

Görmede Azalma: Göz ve sinir sistemi gibi O2 ihtiyacı yüksek olan dokular fonksiyonları ilk bozulan dokulardır. Karanlığa uyum bozulmaya başlar. Arterial kanda oksijen çözünürlüğünün en ufak azalmasında bile retinadaki çomakların fonksiyonları bozulur. 5500m üzerinde retinada küçük kanama odakları meydana gelebilir. Çoğu kez, birkaç hafta içinde kendiliğinden iyileşebilir. Ancak hasarı olan olgularda, görme keskinliğinde azalma kalabilir.

Uyku: Yüksek rakımlı bir yere gidildiğinde ilk günler, solunumda meydana gelen zorlanmalar nedeniyle uyku gelmez. Uykusuzluk, bozuk aklimatizasyonun ve akut dağ hastalığının ilk gelişen sendromudur. Uyku ilaçlarına cevap vermeyen uykusuzluk, daha ağır tabloların gelişebileceğinin habercisi olabilir. Bunun aşağı seviyelerdeki uykusuzluktan farkı, ertesi günü ruhi gerginlik ve yorgunluk bırakmamasıdır. Çok iyi aklimatize olunduğunda ve yeterli derecede sıvı ve elektrolit alınınca  kendiliğinden de uyku gelebilmektedir

Hiperventilasyon: Deniz seviyesinde, hemoglobinin tamamen doyması için solunan havada oksijenin kısmi basıncı yeterlidir. Yüksek irtifada ise, atmosferdeki ve pulmoner havadaki oksijenin kısmi basıncı azalmıştır. Bunun sonucu olarak hemoglobin tam olarak doymaz. Bu nedenle kas hücrelerine daha az oksijen taşınır ve hücrelerdeki aerobik çalışma kapasitesi azalır. Ani hipoksi solunumu, aktivite ve dinlenme esnasında artırır. Yüksek irtifada 1500 m üzerine her 300 m ‘lik artışla VO2 max %1,5-3,5 civarında azalır.

Hemoglobinin Oksijene Affinitesinde Azalma: Yüksek rakımlarda, kırmızı kan hücrelerinin çoğalması (polistemi) oluşmadan çok önce, hipoksiye maruz kalanlarda birkaç saat içinde eritrositlerde fazla miktarda fosfat bileşikleri oluşur. Bunlardan en önemlisi 2,3 diphosphoglycerate (2,3- DPG) olup, bir kısmı hemoglobinle birleşerek, hemoglobinin oksijene olan ilgisini azaltır ve dokulara daha yüksek PO2’ında oksijenin iletilmesine neden olurlar.

Alyuvarlarda bol miktarda DPG vardır ve bu bileşik bir glikoz ürünüdür. Alyuvarda 2,3 DPG konsantrasyonu artınca, hemoglobinden daha çok oksijen ayrılır. Egzersiz, bazı hormonlar, yüksek yerlerde yaşama ve hipoksia alyuvarlarda DPG artışına neden olur. Böylece hemoglobinin O2’e olan ilgisi azaldığı için, O2’i doku hücrelerine yüksek PO2’de verebilir. 4500 m yükseklikte bu etki, dokulara verilen O2 miktarını %10-29 yükseltir. Fakat daha yüksek irtifalarda O2’e ilginin azalması, akciğerlerde O2’in alınmasını da azaltacağından, sonuçta taşınan O2 miktarı düşer. Bu daha büyük tehlike oluşturur.