Ürogastron, gastrointestinal sistem fizyolojisi ve büyüme faktörleri konusunun “gizli” ama önemli bir ayrıntısıdır. Aslında ürogastron, biyokimya ve hücre biyolojisinden çok iyi bildiğimiz Epidermal Büyüme Faktörü (EGF)‘nün bir diğer adıdır.
Ürogastron (EGF)
Temel olarak ince bağırsaktaki Brunner bezleri (duodenum) ve tükürük bezleri (submandibuler bezler) tarafından sentezlenir.
“Ürogastron” İlk kez insan idrarında bulunduğu ve mide asit salgısını inhibe ettiği görüldüğü için bu isim verilmiştir (İdrar + Gastron).
Ürogastronun iki ana görevi vardır:
A. Gastrik Asit İnhibisyonu (Enterogastron Etkisi); Mide parietal hücreleri üzerinde doğrudan baskılayıcı etkisi vardır.Yemek borusu ve mide mukozasını asit hasarına karşı korur.Bu yönüyle kolesistokinin (CCK), sekretin ve GIP (Gastrik İnhibitör Peptit) gibi “Enterogastron” ailesinin bir üyesi olarak kabul edilir.
B. Mukoza Koruyucu ve Trofik Etki (Büyüme Faktörü)
Epitelyal Rejenerasyon: Gastrointestinal mukoza hücrelerinin proliferasyonunu (çoğalmasını) ve farklılaşmasını uyarır.
Ülser İyileşmesi: Mukozal hasar durumunda (ülser, erozyon) iyileşme sürecini hızlandırır.
Bağırsak Maturasyonu: Yenidoğanlarda bağırsak epiteli gelişiminde rol oynar (anne sütünde yüksek miktarda bulunur).
Klinik ve Sınav Değeri
Zollinger-Ellison Sendromu: Bu gibi aşırı asit durumlarında vücut koruyucu olarak ürogastron salınımını artırmaya çalışabilir.
“Aşağıdakilerden hangisi hem mide asit salgısını inhibe eder hem de epitelyal hücre büyümesini uyarır?” sorusunun cevabı Ürogastron (EGF)‘dir.
Enterogastron: Mide asidini ve motilitesini inhibe eden hormonların genel adıdır (Sekretin, CCK, GIP, Ürogastron).
Gastrin: Mide asidini artıran ana hormondur (antrumdaki G hücrelerinden salınır).