Tularemi’ de patogenez

TULAREMİDE DOĞAL BULAŞ, PATOGENEZ VE İMMÜN YANIT İnsanlara doğal bulaş genellikle deri yoluyla veya F. tularensis içeren aerosollerin solunmasıyla (inhalasyon) gerçekleşir; ancak enfekte yiyecek veya suyun tüketilmesi de enfeksiyona neden olabilir. Derideki mikrotravmalardan aşılanan veya akciğerlere solunan 10-50 bakteri gibi son derece düşük bir doz, insanlarda hastalığa neden olmak için yeterlidir. Buna karşılık, insanları ve … Devamını oku

Brusellozda immün yanıt ve patogenez

BRUSELLOZDA İMMÜN YANIT VE PATOGENEZ Brucella maruziyeti hem humoral (sıvısal) hem de hücre aracılı immün yanıtları tetikler. İnsan brusellozuna karşı koruyucu immünite mekanizmalarının, laboratuvar hayvanlarında belgelenenlerle benzer olduğu varsayılmaktadır; ancak bu tür genellemeler ihtiyatla yorumlanmalıdır. Enfeksiyona verilen yanıt ve bunun sonucu; enfekte eden suşun virülansı, fazı ve türünden etkilenir. B. abortus ve B. suis arasında … Devamını oku

Vagal manevra, kalbinizin elektriksel iletim sistemini etkileyen vagus sinirini uyararak ani ve aşırı hızlı kalp atışlarını (taşikardi) yavaşlatmayı hedefleyen ilaçsız, fiziksel yöntemlerdir.

Vagus siniri, vücudun parasempatik sinir sisteminin ana bileşenidir ve kalbe “yavaşla” sinyali gönderen doğal bir fren mekanizması gibi çalışır. Bu manevralar, özellikle kalbin üst odacıklarından kaynaklanan ve aniden başlayıp aniden biten Supraventriküler Taşikardi (SVT) adı verilen ritim bozukluğu ataklarını saniyeler içinde sonlandırmak için acil servislerde ve doktor tavsiyesiyle evde ilk müdahale olarak kullanılır. En sık … Devamını oku

Sistemik Lupus Eritematozus (SLE – Lupus) hastaları için temel tedavi yaklaşımları ve antimalaryal (sıtma karşıtı) ilaçlar; HCQ ve Klorokin, lizozom ve endozom gibi asidik organellerin içine girerek buradaki pH seviyesini yükseltirler (*****alkalizasyon). pH’ın yükselmesi, lizozom içindeki asidik enzimlerin çalışmasını bozar. Kinakrin ise, HCQ ve klorokinden farklı olarak *******Fosfolipaz A2 (PLA2) enzimini çok daha güçlü şekilde inhibe eder. Bu sayede *****prostaglandin ve *******araşidonik asit yolağını etkileyerek dokulardaki lokal inflamasyonu (özellikle dirençli cilt lupusunu) baskılamada benzersiz bir etkinlik gösterir.

Temel Yaşam Tarzı Önerileri Tüm SLE hastalarının yaşam kalitesini artırmak ve alevlenmeleri önlemek için şu alışkanlıkları edinmesi gerekir: Antimalaryal İlaçlar ve Hidroksiklorokin (HCQ) Herhangi bir tıbbi engel (kontrendikasyon) olmadığı sürece tüm SLE hastalarının antimalaryal ilaç kullanması önerilir. Dozaj ve Yan Etki Takibi Alternatif İlaçlar HCQ dışında kullanılabilecek diğer antimalaryaller şunlardır: Klorokin: HCQ’ya göre göz toksisitesi … Devamını oku

Böbrek Tutulumu Olmayan (Nonrenal) Sistemik Lupus Eritematozus (SLE) Tedavisi

Yukarıdan aşağıya doğru olan sıralama bir tercih sırası anlamına gelmez (örneğin hafif hastalıkta ikinci basamak tedavide veya orta derece hastalıkta birinci basamak tedavide MTX, AZA ve MMF eşit seçeneklerdir). Hafif Hastalık (*Mild disease): Konstitüsyonel (tüm vücudu etkileyen genel) semptomlar; hafif artrit (eklem iltihabı); vücut yüzey alanının ≤%9’unu kaplayan döküntü; trombosit sayısı (PLT) 50–100 × 10⁹/L; … Devamını oku

SLE’ de Hedefe Ulaşmak amacıyla Kullanılan Modern Biyolojik Ajanlar; Belimumab (Benlysta), Anifrolumab (Saphnelo) ve Rituximab (MabThera/Rituxan) – Onay Dışı (Off-Label) Kullanım

Geleneksel lupus tedavileri (kortizon, hidroksiklorokin, azatioprin vb.) tüm bağışıklık sistemini geniş bir yelpazede baskılar. Bu durum hastayı enfeksiyonlara açık hale getirir ve uzun vadede organ hasarı riskini artırır. Biyolojik ajanlar (akıllı ilaçlar) ise hastalığın patofizyolojisinde rol oynayan spesifik hücresel ve moleküler hedefleri vurarak LLDAS veya DORIS hedeflerine ulaşılmasını kolaylaştırır. Günümüzde öne çıkan ve onaylanmış başlıca … Devamını oku

SLEDAI-2K Skorlama Sistemi

SLEDAI-2K (Systemic Lupus Erythematosus Disease Activity Index 2000), lupus hastalarında son 10-30 gün içindeki hastalık aktivitesini nesnel bir şekilde ölçmek için kullanılan küresel bir değerlendirme indeksidir. Toplamda 24 klinik ve laboratuvar kriterinden oluşur ve her kritere sabit bir ağırlık puanı verilir. En yüksek puan 105‘tir; ancak klinik pratikte 0 puan “aktif hastalık yok”, 8-10 puanın … Devamını oku

SLE de hedefe yönelik tedavi (Treat to target) taklaşımları;

Lupus düşük hastalık aktivitesi durumu (LLDAS) ve remisyon (DORIS) tanımları da dahil olmak üzere, klinik araştırmalar ve klinik pratik için hedefe yönelik tedavi hedefleri geliştirilmiş ve doğrulanmıştır (valide edilmiştir). Hem LLDAS hem de DORIS remisyon skorlaması, SLE (Sistemik Lupus Eritematozus) hastalık aktivitesini ölçen ve geçerliliği kanıtlanmış bir araç olan SLEDAI-2K sistemini kullanır. Bu ölçümlere göre … Devamını oku

Primer (Kaynaklandığı) Odağı Bilinmeyen Metastatik Malign Hastalık (MUO)

Hastanelerin acil servislerine semptomatik, yeni gelişmiş metastatik kanser tablosuyla başvuran hastaların prognozu (hastalık seyri) genellikle kısadır. Sonraki tanı ne olursa olsun, kötü prognoz (olumsuz gidişat) ile ilişkili özellikler şunlardır: Kötü performans statüsü (PS 2–4), hastaneye yatış gereksinimi, büyük kitleli (bulky) veya çoklu organ metastazı mevcudiyeti, ciddi komorbidite (eşlik eden ek hastalıklar), yüksek laktat dehidrogenaz (LDH) … Devamını oku

Herhangi bir kanserin 1 mm³ hacmin ötesine büyüyebilmesi için mutlaka kendisine bir kan akışı (damar desteği) sağlaması gerekir. Yeni damar oluşumu, tümör hücreleri tarafından anjiyojenik faktörlerin salınması ve endotel hücreleri üzerindeki inhibisyonun (baskılanmanın) ortadan kalkması sonucu gerçekleşir. Hücresel yapışmanın (adhezyonun) kaybolması ve hücre dışı matrisin (ekstrasellüler matriksin) yıkıma uğraması, hücrelerin kan dolaşımına sızmasına (ekstravazasyon) ve uzak bölgelere metastaz yapmasına olanak tanır. (VEGF = vasküler endotelyal büyüme faktörü)

1. Sınırın Aşılması ve Anjiyogenez (Damar Oluşumu); Bir tümörün ilk aşamalarında, hücrelerin oksijen ve besin ihtiyacı sadece çevre dokulardan pasif difüzyonla karşılanır. Ancak tümör 1-2 mm³ hacme ulaştığında, merkezdeki hücreler oksijensiz (hipoksik) kalır. Difüzyon artık yetersiz geldiği için tümörün büyümeye devam etmek adına damarlanması şarttır. Normal şartlarda vücutta damar yapımını uyaran ve baskılayan (inhibe eden) … Devamını oku